Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5657 E. 2024/7570 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5657
- Karar No
- 2024/7570
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/492 Esas, 2023/507 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1.Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/247 E., 2021/124 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili şirketin fikri ve sınai haklarının sahibinin ünlü Rus moda tasarımcısı olarak anılan ... olduğunu, bu şahsın kendi ismini taşıyan markalı giyim, kuşam, gözlük ve diğer aksesuar ürünlerinin bugün dünyanın bütün büyük moda hafta ve şovlarında yer aldığını ve tüm dünyaca tanındığını, “...” markasının gerçek, üstün ve öncelikli hak sahibinin müvekkili şirket olduğunu, nitekim müvekkili şirket adına Rusya, ABD, Gürcistan, Estonya, Litvanya, İsrail, Kuveyt vs. ülkelerde marka tescilleri bulunduğunu, davalının müvekkili şirkete ait “...” ibareli markasını Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 2015/91501 başvuru numarasıyla ve kötüniyetle tescil ettirdiğini, davalının tescil ettirdiği marka örneğinde birebir müvekkile ait yurtdışı tescilli markaları taklit ettiğini, davalının müvekkiline ait orijinal markayı birebir şekilde tescil ettirerek müvekkili markasının itibarından haksız surette yararlanmak istediğini, bu surette davalı yanın kötüniyetli olduğunu, davaya konu markanın kötüniyetle tescil edilmiş olması sebebiyle hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, diğer taraftan dava konusu markanın Türkiye’de de kullanılmış olması sebebiyle 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6. maddesinin 3. fıkrası gereğince de hükümsüz kılınması gerektiğini, müvekkili markasının tanınmış marka olması sebebiyle, davaya konu markanın 6769 sayılı Kanunun 6. maddesinin 4. ve 5. fıkraları gerekçesiyle de hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin aynı zamanda ticaret unvanı olan “...” ibaresinin ayrıca korunuyor olması ile dava konusu markada yer alan logonun fikri haklarının müvekkili şirkete ait olması gerekçeleriyle, 6769 sayılı Kanunun 6. maddesinin 6. fıkrası çerçevesinde de hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek, davalı adına tescilli 2015/91501 sayılı ve “... + şekil” ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, ilk başvuru tarihinden itibaren “...” markalı gözlük çerçevesi ve güneş gözlüğü faturalı satışlar yapılmaya başladığını, “...” markasının 3-4 yıldır Türkiye genelinde belirli bir bütçe harcayarak müşteri portföyü oluşturduğunu, bu tescilli ibarenin kullanım haklarının kendisinden haksız bir biçimde alınmak istendiğini, davacının asıl iştigal alanının tekstil sektörü olduğunu ve Türkiye’de hiçbir yatırımı bulunmadığını, tanınmadığını, sadece 6 aylık bir süreçte ... Beach isimli marinada tekstil üzerine bir işletme açıp kapattığını, anılan ibarenin kendisi tarafından optik sektöründe tanınmış hale getirildiğini ve kendisinin sadece optik sektöründe faaliyette bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı yanın 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü ve altıncı maddeleri kapsamında önceki hak sahibi olduğunu dosya kapsamında ispat edemediği, davacı markasının aynı kanunun aynı maddesinin dördüncü fıkrası anlamında tanınmış marka olduğu bu nedenle Paris Sözleşmesi 1. mükerrer 6. maddesi uyarınca dava konusu 2015/91501 sayılı markasının tescil kapsamında yer alan “Gözlükler, güneş gözlükleri, lensler ve bunların kutuları, kılıfları, parçaları ve aksesuarları.” bakımından kısmen hükümsüz kılınabileceği, dava konusu 2015/91501 sayılı ve “...” ibareli marka başvurusunun, davalının, davacının markasal kullanımlarını taklit etme, davacının moda tasarımları konusu başta olmak üzere tanınmışlığından haksız surette yararlanma ve marka ticareti saikiyle hareket ettiği gerekçesiyle kötüniyetli bir tescil olduğu, markanın tüm mal ve hizmet kapsamı yönünden kötüniyetli tescil nedeniyle hükümsüz kılınması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulü ile, davalı adına tescilli 2015/91501 sayılı ... ibareli markanın tescilli olduğu 9. sınıf tüm alt gruplar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, tarafların markaları aynı olup, "..." markasının yaratılmış bir marka olduğu ve yüksek derecede ayırt ediciliğinin bulunduğu, bu ibarenin davalı tarafından tesadüfen seçilip tescil ettirilmesinin hayatın olağan akışına uygun düşmediği, davalının davacının iş bu tanınmış markasından haberdar olmamasının da hayatın olağan akışıyla bağdaşmadığı, davalının da bu markayı hangi saik ile seçerek başvuru konusu ettiği konusunda ikna edici bir açıklamasının bulunmadığı, bu nedenle davalının marka tescil başvurusu sırasında markanın davacıya ait olduğunu bildiği, bu itibarla davalının hukuki anlamda kötüniyetli olduğu, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2011/5436 Esas, 2013/6621 Karar ve 02/04/2013 tarihli kararının da bu yönde bulunduğu, esasen kötüniyetli başvuru durumu mal ve hizmetlerle ilgili olmayıp, markanın tamamı ile ilgili olabileceğinden, kötüniyetli başvuru iddiası ile açılan davada, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığı kanaatine varıldığında, kötüniyetin tescilin tamamını kapsayacağı ve bölünemeyeceği (Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, İstanbul, Eylül 2018, s.953), bu nedenle davalının markasının bütün sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik olmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 24.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.