Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5579 E. 2024/7144 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5579
- Karar No
- 2024/7144
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1118 Esas, 2023/1215 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 3. Asliye Hukuk Mahkemesi(Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2018/51 E., 2019/396 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı 22.11.2007 tarih ve 2006 62996 sayı ile tescilli ''...'' markasının uzun süredir kullanılmadığını, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 9 ve 26/1(a) maddeleri uyarınca "kullanmama" sebebi ile iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu taleplerinin kabul edilmemesi durumunda dünyaca ünlü film yıldızı müvekkili Sophia Loren' in ismi ile birebir aynı olan ve müvekkilinin ismi üzerindeki kişilik haklarını ihlal eden, kötü niyetle tescil edilen 2006 62996 sayılı ... markasının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü, altıncı ve dokuzuncu fıkraları ve 25 inci maddeleri uyarınca hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. II. CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davanın, zamanaşımı süresi geçildikten sonra açıldığını, dava konusu markanın 2015 yılında marka devir sözleşmesi ile satın alındığını markanın tüm haklarının 3 yıldan beri müvekkilinde olduğunu, davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, ''...'' markasının 22.11.2007 tarih ve 2006 62996 sayısı ile tescil edildiği ve marka sahibinden davalının 2015 yılında devraldığı, ancak markanın devri halinde kullanım için yeni bir beş yıllık süre başlamayacağı ve devralan, devredenin markayı kullanmamış olmasının sonuçlarından etkileneceği, sonuçta davalının markayı kaç yılında devraldığının somut olaya bir etkisinin olmadığı, 22.11.2007 tarihinden bu yana tescil edilen emtia ve hizmet sınıfındaki kullanım olup olmadığına bakılması gerektiği, davalı şirketin ve önceki sahibinin dava konusu markayı tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile kullanmadığı, bu halde davalı markasının hükümsüzlüğünü öngören 556 sayılı KHK 42/1-c maddesi ile öngörülen koşulların gerçekleştiği gerekçesi ile; davasının kabülüne, davalı adına kayıtlı 2006/62996 sayılı markanın 22.11.2012 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere iptaline karar verilmiş, hüküm davalı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; davalının husumete ve zamanaşımına yönelik itirazlarının yerinde olmadığı, davalı şirketin ve önceki sahibinin dava konusu markayı tescil tarihinden itibaren 5 yıl süre ile kullandığının davalı tarafça ispatlanamadığının anlaşılmasına, bu suretle, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı vekillince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalı adına tescilli markanın kullanılmaması nedeniyle tespit edilecek en eski tarihten itibaren iptali, bu talebin kabul edilmemesi halinde markanın gerçek kişi ad olması ve kötüniyet iddasına dayalı hükümsüzlük kararı verilmesi istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun’un 6 ncı maddesinin üçüncü, altıncı ve dokuzuncu fıkraları ve 25 inci maddeleri. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından ve kullanmama nedeniyle iptal davalarında dava tarihinden geriye 5 yıllık süre dikkate alınması gerekir ise de markayı devralan ve ispat yükü kendisinde olan davalı tarafından mahkemece verilen süreye rağmen markayı kullandığına dair delillerini ne mahkeme aşamasında ne de temyiz aşamasında ibraz etmediği anlaşılmakla sonucu itibariyle doğru olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 07.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.