Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5350 E. 2024/7068 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5350
- Karar No
- 2024/7068
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1083 Esas, 2023/887 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/389 E., 2020/414 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin uzun yıllardan beri yaptığı yatırımlar ve emek ile eğitim sektörünün öncülerinden biri olarak bulunduğunu, ... Üniversitesinin kurucusu olduğunu, bu sektörde pek çok markasının bulunduğunu ve bunlara kullanımla ayırt edicilik kazandırdığını, müvekkiline ait çok sayıda “...” esas unsuru taşıyan seri markalarının bulunduğunu, davalı ... adına diğer davalı TÜRKPATENT nezdinde 2017/83023 no.lu tescil başvurusu yapılan "..." ibareli markaya süresi içinde yapılan itirazın Yeniden İnceleme Değerlendirme Kurulunun (YİDK) 2018-M-6170 sayılı kararı ile reddedildiğini, oysa davalı başvurusunun kötü niyetli olduğunu, ... seri markalarının kullanımla ayırt edicilik kazandığının ve tanınmış marka olduğunun mahkeme kararları ile tespit edildiğini, müvekkilinin markaları ile davaya konu marka arasında birebir benzerlik bulunduğunu, kapsamlarındaki hizmetler arasında ayniyet bulunduğunu ileri sürerek YİDK’in 2018-M-6170 sayılı kararının iptaline, marka tescil edilmiş ise hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davaya konu "..." ibaresinin coğrafi bir yer adı olduğunu, markalar arasında hem logo hem de marka bakımından benzerlik bulunmadığını, davacının iddiasının aksine ortalama tüketici kitlesinin markayı bütün olarak algılayacağını, aralarında en küçük fark olan markaların ayniyet arz etmeyeceğini, sunulan hizmetlerin coğrafi menşeini bildirmesi nedeniyle davaya konu ibarenin ayırt ediciliğinin düşük olduğunu, tüketicilerin taraf markalarının, farklı ticari kaynaklardan geldiğini algılayacaklarını, dolayısıyla 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası kapsamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı şirket markasının tanınmış marka kaydının olmadığını, bir markanın salt tanınmış olmasının, farklı mal ve hizmetleri de kapsayacak geniş çaplı bir korumadan yararlanmasını sağlamayacağını, bunun için 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki diğer koşulların da bulunması gerektiğini, markalar arasındaki benzerliğin tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığını ispata yeterli olmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, davalının "...+şekil" ibareli marka başvurusu ile davacının "... ÜNİVERSİTESİ" ve diğer ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma/faydalanma süresi içinde, davalının "...+şekil" ibareli başvuru markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "... ÜNİVERSİTESİ" ve diğer ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceğini, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "... ÜNİVERSİTESİ" ve diğer ibareli tescilli markalı mal/hizmetinden satın almak /faydalanmak isterken davalının "...+şekil " ibareli başvuru markalı malı/hizmeti satın almak/yararlanmak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısı da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki iltibasın bulunmadığı, taraf marka işaretleri benzemediğinden 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasındaki tanınmışlık koşulu da oluşmadığı, dava konusu marka açısından kötü niyetli başvuru yapıldığı iddiası da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğüne ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 03.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.