Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/5158 E. 2024/7028 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/5158
- Karar No
- 2024/7028
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/953 Esas, 2023/902Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/415 E., 2021/31 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının "..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin 2018/105384 sayılı ve "... art" ibareli marka başvurusuna anılan markalarına dayalı olarak yaptığı itirazlarının dava konusu YİDK kararı ile nihai olarak reddedildiğini, oysa taraf markalarının iltibasa neden olacak düzeyde benzer bulunduğunu, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresinin müvekkiline ait markaların asli unsurunu oluşturan "..." kelimesinin İngilizce karşılığı olduğunu, müvekkili markalarının yoğun kullanım sonucu ayırt edici hale geldiğini, taraf markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, dava konusu ibare ile müvekkilinin ticaret unvanının oluşturan asıl unsur arasında da benzerlik bulunduğunu, öte yandan müvekkilinin markaları tanınmış olduğundan, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrası koşulların da bulunduğunu, dava konusu başvurunun kötü niyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'İn 2019-M-9403 sayılı kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı Kurum vekili cevap dilekçesinde; Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını, müvekkilinin markasını nevresim ürünlerinde kullanacağını, davacının bu konuda faaliyetinin olmadığını, markaların karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, taraf markaları arasında emtia benzerliği bulunduğu gibi marka işaretlerinin de görsel, işitsel ve kavramsal olarak iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer oldukları, bu nedenle markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, ayrıca davacının tekstil – giyim ürünleri/moda sektöründe uzun yıllara sair kullanımlar sonucunda elde ettiği bir bilinirliğin mevcut olduğu, bu durumun taraf markaları arasındaki iltibas ihtimalini kuvvetlendiren bir etken olmakla birlikte, davalı markasının, davacı yanın ticari faaliyetlerinden haksız ekonomik yarar sağlaması sonucunu da doğurabileceği, dava konusu başvuru kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler bakımından iltibas ve tanınmışlık koşulları oluştuğundan, davacının 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası koşullarına dayalı iddiasının sonuca etkili bulunmadığı, kötü niyet iddiasının da ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm davalılar vekillerince istinaf edilmiştir
IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, dosya kapsamından mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, dava konusu "... Art" ibareli başvuru ile karar yerinde belirtilen davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan 24 ve 35 inci sınıf mal ve hizmetler yönünden, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında iltibas bulunduğu, zira taraf markaları kapsamında yer alan mal ve hizmetler benzer olduğu gibi dava konusu başvurunun asli unsurlarından birini oluşturan "..." ibaresi ile davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin de görsel ve işitsel olarak benzer bulunduğu, davacının “...” ibaresini esas unsur olarak içeren seri markalarının olduğu da gözetildiğinde, başvuru markasının davacının seri markaları arasına sızabileceği, bu durumda ortalama tüketicinin iki farklı marka karşısında olduğunu idrak edebilse bile marka kapsamında sunulan hizmetlerin aynı veyahut aralarında idari veya ekonomik bağlantı bulunan işletmelere ait olduğu intibasına kapılabileceği, bu nedenle tarafların marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimalini de kapsayacak şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu, diğer yandan davacı markalarının tekstil ve giyim sektöründe tanınmış olduğu, bu durumun taraf markaları arasındaki iltibası arttırdığı, her ne kadar davalı Kurum tarafından "..." ibaresinin pamuklu bir kumaşı ifade eden bir ibare olduğu, bu nedenle ayırt ediciliğinin düşük bulunduğu savunulmuşsa da, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 12.10.2022 tarihli ve 2021/2679 E., 2022/6941 K. sayılı ilamında "..." ibaresinin ayırt edici olduğu kabul edilerek, davacının ... ibareli markaları ile "..." ibareli marka benzer kabul edildiğinden, davalı kurumun bu savunması yerinde bulunmadığı, ayrıca iltibas değerlendirmesinde marka kapsamlarının esas alınması gerektiğinden, tarafların faaliyet gösterdiği alanların farklı bulunmasının varılan sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesi.
3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalılar vekillerinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı harcın istek halinde ilgililere iadesine, 02.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.