Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/4437 E. 2024/6502 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/4437
- Karar No
- 2024/6502
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/108 Esas, 2023/870 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2015/236 E., 2020/222 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalılar tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin 8 paya sahip ortağı olduğunu, davalı gerçek kişinin ise 12 paya sahip diğer ortağı ve aynı zamanda şirketin kuruluşundan itibaren yetkili müdürü olduğunu, şirketin kuruluşundan beri kâr payı ödenmediği gibi birçok kez vergi usulsüzlüğü cezaları ödenmek zorunda kalındığını, müvekkilinin kısmen çalıştığı projeden elde edilen gelirden dahi hiçbir ödeme yapılmadığını, müvekkiline şirket çalışmaları konusunda bilgi verilmediğini, şirketin gayrifaal olduğunu ileri sürerek davalı Turkuaz Çiçekçilik ve Servis Hizmetleri Ltd. Şti.'nin fesih ve tasfiyesine ve müvekkilinin varsa davalı şirketten olan şimdilik 2.000,00 TL alacağının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalılar cevap dilekçesinde; davacının, davalı şirketin kuruluşundan itibaren kâr payı alınmadığı iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı şirket kasasından davacıya her türlü harcamaların yapıldığını, şirket kasasının davacının elinde bulunduğunu, davacı iddialarının yerinde olmadığını, müvekkili şirketin fatura alacaklarından kaynaklı halen devam eden alacak davalarının olduğunu, müvekkili şirketin alacaklarını tahsil edemediği için düştüğü ödeme sıkıntılarını aşabilmek için kullanılan kredi borçlarının da ödenememesi üzerine müvekkili gerçek kişinin taşınmaz mallarının satıldığını, ayrıca şirket borçlarının da taşınır mallarının satılarak ödendiğini belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince, açılan davada husumetin sadece şirkete karşı yöneltilmesi gerekirken, şirket ortağı diğer davalı ...'a da yöneltildiği, davalı ortağa yönelik açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiği, gerçek kişi tarafların ortağı olduğu davalı şirketin sermayesinin tümünü kaybettiği ve gayri faal olduğu, şirketin kuruluşundan itibaren hiç bir kâr payı dağıtımının yapılmadığı, şirketin kasasından davacı ortağa ödeme yapıldığı yönündeki davalı taraf iddialarının yasal delillerle ispat edilemediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 636 ncı maddesinde sayılan haklı nedenle limited şirket feshi sebeplerinin bulunduğu, davacı tarafça her ne kadar varsa şirketten alacağının tahsili istenmiş ise de bu yöndeki isteminin fesih ve tasfiyesine karar verilen davalı şirketin, tasfiye sürecinden sonra tasfiye payından istenebileceğinden ve bu yöndeki istemin eldeki davada yasal dayanığı bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı şirket temsilcisince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, istinaf yoluna başvuran davalı şirket temsilcisinin istinaf sebepleri yerinde olmadığı gerekçesiyle davalı şirket temsilcisinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalılar tarafından temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, limited şirketin fesih ve tasfiyesi ile ortağın şirketten alacak istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.6102 sayılı Kanun'un 636 ncı maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalıların temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 18.09.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.