Yargıtay · 4. Hukuk Dairesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/565 E. 2024/2746 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 4. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/565
- Karar No
- 2024/2746
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/104 Değişik İş-2022/104 Karar SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI :İHK-2022/4580 DAVA TARİHİ : 10.08.2021 HÜKÜM/KARAR : Davalının İtirazının Reddine/Davanın Kabulüne SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : K-2021/177168 Taraflar arasındaki sigorta tahkim yargılaması sonunda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Karara davalı vekili tarafından itiraz edilmesi üzerine, İtiraz Hakem Heyetince davalının itirazının reddine karar verilmiştir. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; yaya olan müvekkiline 25.09.2016 tarihinde davalıya zorunlu trafik sigortalı araç sürücüsünün çarpması neticesinde davacının %19 oranında malul kaldığını, sürücünün kazada kusurlu olduğunu, belirsiz alacak davası olarak ikame edilen davada şimdilik 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.100,00 TL tazminatın 03.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davacı vekili 30.11.2021 tarihinde sürekli iş göremezlik tazminatını 44.836,00 TL, geçici iş göremezlik tazminatını 3.077,00 TL olarak artırmıştır. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2018 E. 81737 sayılı başvuru yaptığını ve Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından 2 yıl sonra muayene yapılmadan ve gerçekleştiğine ilişkin bulgu olmayan epilepsi ihtimali varsayımı ve sigortalının kusursuz olması nedeni ile usulden red kararı verdiğini, sigortalının kazada kusuru olmadığını, söz konusu başvuru ile de bunun kesinleştiğini, davacının karara itiraz etmediğini ve kararın kesinleştiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosunun kullanılması gerektiğini, geçici iş göremezlik talebinin teminat kapsamında olmadığını, kaza esnasında davacının aktif sigortalı olup olmadığının ispatı yapılmaksızın geçici iş göremezlikten dolayı zararı olduğunu iddia ederek tazminat talep edemeyeceğini, temerrüt tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; 25.09.2016 tarihinde meydana gelen çift taraflı kazada yaya olan davacının maluliyeti nedeni ile tazminat talep ettiği, kaza tespit tutanağında davalıya sigortalı sürücünün kusurunun bulunmadığının belirtildiği, başvuru sahibinin ibraz ettiği maluliyet raporu ile %19 oranında sürekli iş gücü kaybı 9 ay geçici iş göremezlik süresi olduğunun belirlendiği, ihtilafın kusur oranları üzerinde yoğunlaşması nedeni ile kusur raporu alındığı, başvuranın %75 oranında, davalıya sigortalı sürücünün ise %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, raporun denetime elverişli olduğu hakem heyetince kabul edildiği, aktürya raporu ile TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi uyarınca yapılan hesaplama ile başvuranın 44.836,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.077,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının belirlendiği ve başvuranın taleplerini ıslah ettiği gerekçesi ile talebin kabulüne ve toplam ve 47.913,00 TL tazminatın 16.07.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir. IV. İTİRAZ A. İtiraz Yoluna Başvuranlar Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili itiraz başvurusunda bulunmuştur. B. İtiraz Sebepleri Davalı vekili; başvurunun aynı konudaki kesin hüküm nedeniyle reddi gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığını, başvuranın iddia edildiği gibi işgücü ve vücut fonksiyon kaybına uğradığının sabit olmadığını ve ayrıca tespite ihtiyaç olduğunu, maluliyet tazminat hesaplamasının TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %1,8 teknik faiz yöntemine göre yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik zararının teminat kapsamında olmadığını, başvuranın kaza tarihinde aktif sigortalı olup olmadığının ispatını yapmaksızın başvuru yaptığını, geçici iş göremezlikten dolayı maddi zararı olduğunu ispatlayamadığını, başvuranın geçici iş göremezlik zararının SGK tarafından karşılanıp karşılanmadığının araştırılması gerektiğini, faiz başlangıcının yasal mesnetten yoksun olduğunu, başvuran lehine 1/5 oranında vekalet ücretine hükmedilebileceğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı vekilinin aynı konuda daha önce açılan tahkim davasının reddi dolayısıyla bu dava konusunda kesin hüküm bulunduğundan reddi gerektiğini ileri sürdüğü, 2018.E.81737 nolu tahkim dosyasında maluliyet raporunun hastanın kazadan 2 yıl sonra fiziki muayenesi yapılmadan ve herhangi bir bulgu olmayan epilepsi ihtimaline dayalı olarak hazırlandığı ve kaza tespit tutanağına göre sigortalı aracın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, başvuran vekilinin işbu başvuruda ise hastanın fiziksel muayenesinin yapıldığı, kaza ile maluliyet arasında nedenselliğe yer veren maluliyet raporuyla başvuruda bulunmuş, rapora göre sürekli iş göremezlik oranı %19 ve geçici iş göremezlik süresinin 9 ay olarak olarak tespit edildiği, önceki başvurunun usulden reddedildiği, şimdi ise geçerli bir maluliyet raporuyla başvuru yapılarak usulden redde ilişkin koşullar ortadan kaldırılarak dava açıldığı için itirazın reddi gerektiği, alınan bilirkişi raporu ile sigortalı araç sürücüsünün kazada %25 oranında kusurlu bulunduğu tespitinin yapıldığı, Yargıtay içtihatları gereğince hesaplamada TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin kullanılması gerektiği, davalı ... şirketinin geçici iş göremezlik tazminatından sorumlu olduğu, başvuran vekili lehine tam oranda vekalet ücreti verilmesinin yerinde olduğu gerekçeleri ile davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararına karşı sunduğu itiraz dilekçesindeki nedenler ile kararı temyiz etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMMS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı 25.09.2016 tarihli trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı yayanın sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54 üncü maddesi, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85,89,90,91 inci maddeleri, 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30 uncu maddesi ve Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik'in 16 ıncı maddesinin on üçüncü fıkrası, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin17 inci maddesi, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları. 3. Değerlendirme 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, hesaplamada kullanılan yöntemin usul ve yasaya uygun olmasına, davacının daha önce yaptığı başvuru neticesinde usule uygun maluliyet raporu bulunmadığı gerekçesi ile usulden ret kararı verilmiş olmasına, STK başvurusu öncesinde davalıya 03.07.2020 tarihli e posta ile başvuru yapılmış olmasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması hâlinde, zararın kapsamının tespiti açısından geçici iş göremezlik süresi ile sürekli iş göremezlik oranının doğru bir şekilde belirlenmesi zorunludur. Söz konusu belirlemenin, bağlı oldukları mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu vermeye yetkili hastaneler veya sağlık kuruluşları tarafından çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihinde yürürlükte bulunan mevzuata göre yapılması gerekir. 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 ilâ 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 ilâ 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 ilâ 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik ve 20.02.2019 tarihinden sonra ise Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik yürürlükte olduğundan kaza tarihinde geçerli mevzuat uyarınca sağlık kurulu raporu düzenlenmelidir. Eldeki davada kaza, 25.09.2016 tarihinde meydana gelmiştir. Bu durumda İtiraz Hakem Heyetince; davacı tarafından kararın temyiz edilmediği göz önüne alındığında davalının usuli kazanılmış hakları gözetilerek davacının kazaya ilişkin tüm tedavi evrakı eklenip (eksik varsa temini ile) dosyada bulunan sağlık kurulu raporları da irdelenmek ve bizzat muayene edilmek suretiyle kaza tarihinde yürürlükte bulunan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak ve yukarıda açıklandığı şekilde yetkili sağlık kurulundan rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir. 3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir. Dosyanın incelenmesinde; dosya içerisinde bulunan kaza tespit tutanağında davacı yayanın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 68/1-c maddesinde geçen zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde trafiği tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmak kuralını ihlal ettiği, sürücünün kural ihlali olmadığının belirtildiği, yargılama sırasında alınan raporda ise davacının gece vakti araçların hızlarını dikkate alarak karşıdan karşıya geçmesi gerekirken güvenli ortam oluşmadan karşıdan karşıya geçtiği bu nedenle yönetmeliğin 138 maddesi b bendini ihlal ettiği, oluşan kazada %75 oranında, davalıya sigortalı araç sürücüsünün normal şartlarda dahi 50 km hızla gitmesi gerekirken bölünmüş yolda araçtaki hasar ve davacıdaki kırıklar dikkate alındığından hızının fazla olduğundan %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği anlaşılmaktadır. İtiraz Hakem Heyetince kusur raporuna itibar olunarak hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. Yargılama makamlarınca raporlara neden itibar edildiği, kaza tespit tutanağının neden tercih edilmediği gerekçelendirilmeli veya kaza tespit tutanağı ve kusur raporu arasındaki çelişkiyi gideren ikinci bir rapor alınmalıdır. Şu durumda İtiraz Hakem Heyetince, dosyada mevcut kaza tespit tutanağı ve kusur rapordaki tespitler de irdelenmek suretiyle kusura ilişkin çelişkiyi giderecek yeni bir rapor alınması ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir. 4. 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 30/17 nci, Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16/13 üncü Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi (AAÜT)’nin 17/2 nci maddeleri bir bütün olarak yorumlandığında tarafların avukat ile temsil edildiği hâllerde, taraflar aleyhine hükmedilecek vekâlet ücretinin, her iki taraf için de AAÜT’de yer alan asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin beşte biri olarak hükmolunması gerektiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla; İtiraz Hakem Heyetince davacı lehine hükmedilecek vekâlet ücretine ilişkin olarak anılan mevzuat uyarınca maktu vekâlet ücretinin altında kalmamak kaydıyla asliye mahkemelerinde görülen işler için hesaplanan vekâlet ücretinin 1/5’i oranında vekâlet ücreti yerine nispi ve tam vekâlet ücretine hükmedilmesi doğru olmamıştır. VI. KARAR 1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2),(3) ve (4) numaralı bentlerinde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın İtiraz Hakem Heyetine iletilmek üzere mahkemesine gönderilmesine 13.03.2024 tarihinde oybirliği ile karar verildi.