Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/3909 E. 2024/7224 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3909
Karar No
2024/7224
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1093 Esas, 2023/640 Karar İLK DERECE MAHKEMESİ : Şırnak 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)SAYISI: 2022/535 E., 2022/883 K.BİRLEŞEN DAVA: Şırnak Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/108 E. ve 2017/354 E.sayılı dosyaları. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA 1.Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; müvekkili ... ... Ltd. Şti. ile davalı ... ... A.Ş. arasında 19.02.2015 tarihinde Irak milli sınırlarında davalıya ait malları satma konusunda distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, bu sözleşmenin 17 nci maddesinde yapılan anlaşma gereği Şırnak mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığını, müvekkili tarafından sözleşme gereği kendisine gönderilecek malların karşılığında davalı şirkete keşide tarihi 30.10.2015 olan 170.000,00 ABD doları, 30.11.2015 olan 170.000,00 ABD doları, 31.12.2015 olan 170.000,00 ABD doları, 31.01.2016 olan 170.000,00 ABD doları karşılığı olan 4 adet çek keşide edilerek verildiğini, ayrıca banka havalesi ile 421.305,00 TL, 11.185,00 TL, 225.000,00 ABD doları, 75.000,00 ABD doları, 60.101,05 ABD doları gönderildiğini, müvekkilinin verilecek mallar karşılığında nakit ödeme ve çek vermek suretiyle davalıya ödeme yapmasına rağmen, davalı şirketin müvekkilini sürekli oyaladığını ve göndermesi gereken malları göndermediğini, bu haliyle üzerine düşen edimini yerine getirmediğini, bununla birlikte müvekkili şirkete ait olan 30.12.1015 tarihli çeki bankaya ibraz ederek karşılıksız kaşesi işlemi yaptırdığını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak doğrudan Irak ülkesine satışlar yaptığını, bu haliyle de mahrum kalınan kâr ilkesini ihlal ettiğini ileri sürerek dava konusu çeklerin tahsilinin önüne geçmek amacıyla tensiple birlikte ödeme yasağı konulmasını ve müvekkilinin toplamda 680.000,00 ABD doları tutarlı 4 adet çekten davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini, müvekkili tarafından nakit olarak ödenen 53.320,00 TL ile 360.101,05 ABD dolarının ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesini talep etmiştir. 2.Birleşen 2016/208 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile müvekkili arasında davalıya ait malların Irak milli sınırlarında satılması konusunda distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, müvekkilinin bu sözleşme kapsamında kendisine gönderilecek malların karşılığı olarak davalı tarafa 17.02.2016 keşide tarihli 200.000,00 TL bedelli çek keşide ederek verdiğini, ancak davalı tarafın göndermesi gereken malları göndermediğini, davalı şirketin edimini yerine getirmemekle birlikte çeki bankaya ibraz etmek suretiyle müvekkil şirketin ticari itibarını zedelediğini belirterek, müvekkilinin 17.02.2016 tarihli 200.000,00 TL bedelli çek yönünden davalı tarafa borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. 3.Birleşen 2017/354 E. sayılı davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile Irak milli sınırları dahilinde davalıya ait malların satılması konusunda distribütörlük sözleşmesi imzalandığını, yapılan sözleşmenin 12 nci maddesi gereğince davalının üçüncü kişilere ürünlerini temsil etme ve satma yetkisi veremeyeceğini, kendisinin de doğrudan müşterilere satış yapamayacağının kararlaştırılmış olmasına rağmen, davalının sözleşmeyi ihlal ederek dava dışı şahıs ve şirketlere doğrudan satış yaptığını, bu nedenle müvekkilinin haksız rekabet ilkesi ihlal edilmek suretiyle kârdan mahrum bırakıldığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakların saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL tazminatın 17.02.2015 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki sözleşmede Şırnak ve Tarsus mahkemelerinin yetkili kılındığını, bu nedenle öncelikle yetki itirazında bulunduklarını ve dosyanın Tarsus Asliye Hukuk Mahkemelerine gönderilmesini talep ettiklerini, davacı ile müvekkili şirket arasında 2011 yılından bu yana süregelen ticari alışveriş bulunduğunu, süregelen bu iş ilişkisi neticesinde 19.02.2015 tarihinde taraflar arasında distribütörlük anlaşması imzalandığını, bu sözleşme kapsamında davacı şirketin iş ilişkisi veya ortakların bulunduğu Irak ülkesinde bulunan ... isimli şirkete müvekkil şirketin üretmiş olduğu boruların ihraç edilmesinin kararlaştırıldığını, davacı şirket yetkilisi ... ...'in teklifi ile zaman kaybı ve nakliye masraflarının önüne geçilmek amacıyla ürünlerin doğrudan ... isimli şirkete gönderilmesinin kararlaştırıldığını ve ürün ile SGS bedellerinin de davacı şirket tarafından ödeneceğinin belirtildiğini, yapılan bu sözleşme kapsamında dava dilekçesinde belirtilmiş olan 4 adet çekin yanında 2 adet daha çekin müvekkil şirkete verildiğini bu çeklerden iki tanesinin davacı şirketin müvekkil şirkete ödeme yapması neticesinde davacı tarafa iade edildiğini, sözleşme tarihi ile dava tarihi arasında 9 aylık bir süre bulunduğunu ve bu 9 aylık süre içerisinde davacı tarafın hiçbir mal veya hizmet, ürün almadan davalı şirkete yüklü miktarda ödeme yapmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davacı şirketin yetkilisi ... ... ile şirketin personeli arasında yapılan mail yazışmaları incelendiğinde dava dışı şirkete yapılacak olan sevkiyatlarında davacının bilgisi ve onayı ile yapıldığının anlaşılacağını, davacı tarafın ürün nakliye bedeli ve gümrük geçiş ücreti olan SGS bedellerini ödediğini, müvekkili şirket tarafından yapılan sevkiyatların da davacı tarafça onaylandığını savunarak asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 19.02.2015 tarihli 1 yıl süreli distribitörlük sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince davacı şirket tarafından, davalı şirkete ait ürünlerin Irak ülkesi sınırları içerisinde satış ve pazarlamasının yapılacağının kararlaştırıldığı, davacı şirket tarafından yapılması gereken yurt dışı satışlarının dosya kapsamındaki e-mail yazışmaları, bilirkişi raporları, taraflara ait vergi ve ticaret kayıtları ile tanık beyanlarına göre davacı şirketin bilgisi ve onayı doğrultusunda davalı şirket tarafından dava dışı ... firmasına doğrudan yapıldığı, yapılan mal teslimatının davacı şirketin ortağı ve yetkilisi ... ...'in bilgisi ve onayı doğrultusunda yapıldığı, davacı şirket tarafından davalı şirkete yapılan havale ödemelerine ilişkin makbuzların açıklama bölümünde ... ... borcuna mahsuben şeklinde açıklamaların bulunduğu, davacı şirket tarafından dava dışı şirkete yapılan teslimatlara ilişkin ticari defterlere kaydedildiği, davalı şirketin bu kapsamda davacının yönlendirmesiyle teslimatları dava dışı şirkete yaptığı, alınan bilirkişi raporlarında davalının, davacı şirketten alacaklı olduğunun tespit edildiği gerekçesiyle asıl dava yönünden davanın reddine, birleşen 2016/108 E. sayılı dava yönünden de dava konusu çek yaprağının basım tarihinin 2013 yılı olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 2011 yılından beri süre geldiği, 2015 yılında uyuşmazlık konusu distiribütörlük sözlemesi imzalandığı, bu nedenle dava konusu çekin sözleşme tarihinden önceki bir alacağa ilişkin olması muhtemel olduğundan birleşen davanın reddine, birleşen 2017/354 E. sayılı tazminat davası yönünden siparişlerin bizzat davacı şirket yetkilisinin talimatları doğrultusunda yapılması nedeniyle haksız eylem oluşturacak nitelikte bir durumun söz konusu olmadığı ve haksız rekabet durumunun bulunmadığı belirtilerek açılan davanın reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince istinaf edilmiştir. IV. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı borçlu sözleşme gereğince kendisine satılmak üzere teslim edilmesi gereken malların teslim edilmediğini ve davalı tarafa verilen çekler nedeniyle borçlu olmadığını ispat etmek zorunda olduğu, dosya kapsamında alınan tüm bilirkişi raporlarında davalı tarafın davacıdan çekler nedeniyle alacaklı olduğu ve davacıdan alınan bedellerin davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, dosya arasında bulunan dekont örneklerinde davalı tarafından dava dışı ... ... firmasına gönderilen tırların SGS ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı, gönderilecek olan malların fatura ve gümrük beyannamelerinin dava dışı ... ... firması adına düzenlenmesi hususunda davacı şirket yetkilisinin talebi ve onayının bulunduğu, tanık beyanları ile doğrulanan taraflar arasındaki mail yazışmalarında davacı şirketin ortak ve yetkili ... ...'in talimatları doğrultusunda sözleşmeye konu malların dava dışı ... ... firmasına gönderiminin yapıldığı, davacı tarafından sözleşme konusu malların teslim edilmediği iddiasıyla birlikte davalı tarafa verilen 03.08.2015 ve 30.09.2015 tarihli çeklerin davacı tarafından ödemesinin yapıldığı ve çeklerin davacıya iade edildiği gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde dava dışı ... ... firmasına davalı tarafından yapılan teslimatların sözleşmenin ifası kapsamında kabul edilmesi gerektiği, kendisine teslimat yapılmadığını iddia eden davacı tarafın davalıya hiçbir kayıt koymaksızın ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, bu kapsamda mahkemece asıl dava olan 2022/535 E. ve birleşen dava olan 2016/108 E. sayılı dosyalar yönünden davanın reddine karar verilmesinde isabetsizliğin görülmediği, öte yandan davacı tarafça birleşen 2017/354 E. sayılı dosyada mahrum kalınan kar yönünden tazminat talebinde bulunulmuş ise de esas davaya konu olan mal teslimatlarının yapılmış olduğu kabul edilerek sözleşmeye aykırılık bulunmadığı kanaati hasıl olduğundan davacı tarafça talep edilebilecek mahrum kalınan kâr tazminatı bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilininin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar asıl ve birleşen davalarda davacı vekilince temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ İNCELEMESİ 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl ve birleşen davalar menfi tespit, diğer birleşen dava ise mahrum kalınan kâr istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, asıl ve birleşen davalarda davacı vekilinin temyiz istemlerinin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372 nci maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 08.10.2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2023/3909, K. 2024/7224, T. 08.10.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2023-3909-e-2024-7224-k-8f2caf4015c8