Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2023/302 E. 2024/4030 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/302
- Karar No
- 2024/4030
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1453 Esas, 2022/1090 Karar HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/190 E., 2020/570 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın ve kötü niyet tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı ...'un asıl borçlu, müvekkilinin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya kredi kullandırıldığını, söz konusu kredi borcunun ödenmemesi üzerine müvekkili aleyhine dava konusu ilamsız icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin söz konusu kredi sözleşmesine kefil olduğu tarihte yürürlükte bulunan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 584 üncü maddesi uyarınca eş rızası alınmadığından kefaletin geçersiz olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkilinin kefalet limitinin azami 20.000,00 TL olduğu gözetilerek talep olunan borç miktarının bu miktarla sınırlandırılması gerektiğini ileri sürerek müvekkilinin icra dosyası kapsamında borçlu olmadığının tespitini, kötü niyet tazminatının tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile dava dışı ... arasında 04.12.2015 tarihinde imzalanan genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine istinaden dava dışı asıl borçluya 200.000,00 TL çek kredisi kullandırıldığını, anılan krediye 26.07.2016 tarihinde davacının kefil olduğunu, söz konusu kredinin yapılandırıldığını, 23.08.2017 tarihinde dava dışı Kubilay Uygur'un da anılan krediye kefalet verdiğini, ödeme planında görülen ödemeler yerine getirilmeyince müvekkilinin davacı ile dava dışı Kubilay Uygur hakkında dava konusu icra takibini başlattığını, başlatılan icra takibine dava dışı borçlu Kubilay Uygur ile davacının itirazı üzerine Ankara 26. İcra Müdürlüğü’nün kararı ile icra takibinin durdurulduğunu, müvekkilinin itirazın iptali davası açmadığını, davaya dayanak gösterilen icra takibi devam etmediğinden işbu davanın konusuz kaldığını, geçerlilik koşullarını taşıyan kefalet akdi doğrultusunda davacının borcunun bulunduğunu, kendi el yazısı ile doldurulmuş ve imzalanmış kefalet sözleşmesinde bulunan borcu ve kefaleti şu aşamada reddetmesinin dürüstlük kuralı ve hiç kimsenin kendi kusurundan faydalanamayacağı ilkelerine aykırılık taşıdığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kefalet tarihi itibarıyla evli olduğu, sözleşmede davacının eş rızası bulunmadığı gibi davacının Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliğine kaydının 20.01.2020 tarihinde yapıldığı, davacının... Mah. .... Cad. No: 3/1 ..../Ankara adresindeki vergi levhasında da işe başlama tarihinin 04.12.2018 olarak görüldüğü, bu suretle davacının oda kaydı ve hatta işe başlama tarihinin kefalet tarihinden sonraya tekabül ettiği, davacının dava dışı ... adına davalı bankadan çekilecek ticari kredilere kefaletinde eş rızasının aranması gerektiği, 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesinin üçüncü fıkrasında belirtilen istisna kapsamında olmadığı, davalı tarafından aldırılan kefalet sözleşmesinin yasada belirtilen gereklilikler yerine getirilmeden akdedildiği anlaşıldığından davacı tarafın talep ettiği kötü niyet tazminatı şartları oluşmadığı gerekçesiyle davacının Ankara 26. İcra Müdürlüğünün 2018/15298 E. sayılı takip sayılı dosyası kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tacir olan davalı bankanın basiretli davranma yükümlülüğü bulunduğunu, geçersiz sözleşmeye dayalı olarak müvekkili aleyhine takibe geçilmesinde kötü niyetli sayılması gerektiğini, dava açmadan önce başvurulan arabuluculuk alternatif çözüm yolunda davalı tarafa sözleşmeye kefaletin geçersiz olduğu, yapılan takibin ortadan kaldırılması gerektiği bildirildiği halde davalı bankanın müvekkili aleyhine takipçi olacağını ve borçtan sorumlu olduğunu ısrarlı bir şekilde arabuluculuk görüşmelerinde de vurguladığını, müvekkilini menfi tespit davası açmaya zorladığını, davalı banka tarafından hem müvekkili yönünden geçersiz bir kefalet sözleşmesine dayanarak icra takibi başlatıldığını hem de müvekkilinin borcun tamamından sorumlu tutulduğunu, bu durumun davalı bankanın kötü niyetini gösterdiğini ileri sürerek kötü niyet tazminatı isteminin reddine ilişkin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kredi sözleşmesini davacının 20.000,00 TL kefalet limitiyle sorumlu olarak müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı 26.07.2016 tarihinde evli olduğu, emredici nitelikteki 6098 sayılı Kanun’un 584 üncü maddesi gereğince eş rızasının alınmadığı, söz konusu kredinin davacının kendi ticari işletmesi sebebiyle kullandığı bir kredi niteliğinde olmadığı gibi işbu kredi sözleşmesinin imzalandığı tarihten sonra Ankara Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği'ne 20.01.2020 tarihinde kaydolduğu anlaşılan davacının söz konusu krediye mesleki faaliyeti sebebiyle de kefil olmadığı, bu durumda eş rızasının aranmadığı aynı maddenin üçüncü fıkrasında düzenlenen istisna kapsamında da kalmadığı, Mahkemece davacının söz konusu genel kredi sözleşmesine kefaletinin eş rızası bulunmadığından geçersizliğinin kabulü ile davacı hakkında başlatılan ilamsız icra takibinden dolayı borçlu olmadığının tespiti ile takibin haksız ve kötü niyetli olarak yapıldığı ispatlanmadığından kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ne var ki davacının aynı zamanda hakkında başlatılan ilamsız icra takibinde, kefalet limitini aşar şekilde borcun tamamından sorumlu tutulduğunu da ileri sürdüğü, dayanak kredi sözleşmesine davacının kefaletinin 20.000,00 TL limitle sınırlandırıldığı, buna rağmen davacı hakkında başlatılan takibin takip talebinde ve ödeme emrinde borcun tamamı olan 108.415,62 TL istendiği, tacir olan davalı bankanın basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğünün bulunduğu, icra takibine dayanak bir tek genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin varlığı, dayanak kredi sözleşmesinin aslı elinde bulunan davalı bankanın kayıtlarını ve sözleşmeyi incelemeden davacının kredi sözleşmesine kefaletindeki kefalet limitini aşar şekilde borcun tamamından sorumlu tutacak şekilde davacı hakkında dava konusu ilamsız icra takibini başlatıp takipten vazgeçmediği, davacıyı menfi tespit davasını açmaya zorlayan davalı bankanın icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunun kabulü gerektiği, davacının kefalet miktarı olan 20.000,00 TL'nin toplam takip tutarı olan 108.415,62 TL'den mahsubu ile davacı hakkında kefalet miktarını aşan miktar olan 88.415,62 TL üzerinden %20 oranı karşılığında 17.683,12 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, davacının Ankara 26. İcra Müdürlüğü'nün 2018/15298 E. sayılı takip dosyasında borçlu olmadığının tespitine, davacı lehine belirlenen %20 oranı karşılığında 17.683,12 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı (temlik alan) vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının itirazı üzerine duran takibe karşı itirazın iptali davası açılmadığından işbu davayı açmada hukuki menfaatinin bulunmadığını, takipte kefillerin sorumlu olduğu tutarın “sorumlu olduğu asıl alacak tutarlarına” denilmek suretiyle belirtildiğini, davacının kefaletinin geçerli olduğunu, davacının dava dışı ...’la birlikte çalıştığını, müvekkilinin temlik alan olması sebebiyle kötü niyet tazminatına hükmedilemeyeceğini, kötü niyet tazminatı şartlarının oluşmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte kötü niyet tazminatının yanlış hesaplandığını, müvekkilinin harçtan muaf olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3.6098 sayılı Kanun'un 584 üncü maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı (temlik alan) vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
(Temlik alan) ... Varlık Yönetim A.Ş. harçtan muaf olduğundan ödediği temyiz ilam harcı ve temyiz başvuru harcının isteği halinde temyiz eden (Temlik alan) ... Varlık Yönetim A.Ş.'ye iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.