Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/5977 E. 2024/2189 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/5977
Karar No
2024/2189
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/922 Esas, 2022/1090 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/278 E., 2021/631K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki işlem anlaşmalarına göre, sözleşme eki şeklinde teminat maksatlı tanzim edilmiş 21.12.2017 keşide tarihli 436.660 (dörtyüzotuzaltıbinaltıyüzaltmış) euro tutarlı ve 21.12.2017 keşide tarihli 236.340,00 euro tutarlı bonoların, kamu düzenine ilişkin ve tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacakları kambiyo vasfına yönelik olarak; sözleşme eki yapılmış olmakla illetten mücerret olma ve emre yazılı olma koşullarını ihtiva etmediklerinden kambiyo vasfını taşımadıklarının, bu itibarla bonoların açık sözleşme hükümlerine göre ödeme tarihlerinin işlem sözleşmeleriyle belirlenen 31.12.2024 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek taraflar arasındaki işlem anlaşmalarına göre, sözleşme eki şeklinde teminat maksatlı tanzim edilmiş 21.12.2017 keşide tarihli 436.660 (dörtyüzotuzaltıbinaltıyüzaltmış) euro tutarlı ve 21.12.2017 keşide tarihli 236.340,00 euro tutarlı bonoların, unsurları yasal düzenleme ile kamu düzenine ilişkin ve emredici şekilde belirlenmiş, tarafların üzerinde serbestçe tasarrufta bulunamayacakları kambiyo vasfına yönelik olarak; bonoların sözleşme eki yapılarak illetten mücerret olma ve emre yazılı olma koşullarını kaybetmiş olmalarından ötürü kambiyo vasfını taşımadıklarının, bu itibarla bonoların açık sözleşme hükümlerine göre ödeme tarihlerinin işlem sözleşmeleriyle belirlenen 31.12.2024 tarihi olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının özünün kambiyo evrakının içeriğine ilişkin olmayıp taraf sözleşmelerinin içeriğine ilişkin olduğunu, tasfiye sözleşmesinin 15 inci maddesi ile ihtilafların çözüm yeri olarak tahkim yargılamasının gösterildiğini, davanın usulden reddini talep ettiklerini, sözleşmede ve senetler üzerinde kambiyo vasfını sınırlandıran veya teminat olduğunu belirten bir kayıt bulunmadığını, senetlerin şarta bağlı olmayan borç ikrarı mahiyetinde olduğunu, senetlerin teminat senedi niteliğinde olmadığını, tasfiye sözleşmesinin 5.2 maddesinde senetlerin ödeme amacıyla verildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dilekçesi ile bonoların ödeme tarihlerinin sözleşme ile belirlenen tarih olduğunun tespiti talep edilmiş olup, tasfiye sözleşmesinin 15 inci maddesinde sözleşmeden doğan ya da Sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm ihtilaflar'ın tahkim yolu ile çözülmesi konusunda anlaşıldığı, bu bağlamda, dava ile talep edilen tespit de sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkan bir sorun olup, tahkim yolu ile çözüme kavuşturulması gerektiği, davalı tarafın tahkim ilk itirazının süresinde ve haklı olduğu kanaatiyle davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 413 üncü maddesi gereği usulden reddine karar verilmesi gerektiği, yine tasfiye sözleşmesinin 10 uncu maddesinde, "İşbu Sözleşmenin kalan hükümleri madde 15 (Geçerli Kanun ve Tahkim) çerçevesinde herhangi bir yasal muamele başlatmak suretiyle yürütülebilecek olup işbu Bölüm kapsamındaki yükümlülüklerin yerine getirilmesini sağlamak üzere COMSA'nın menfaatlerini korumak amacıyla geçici ya da ihtiyati tedbir alınması için herhangi bir yetkili adli makama başvurma izni mevcut olacaktır." düzenlemesi yer almakta olup, tedbir konusunda tahkim harici adli makamlara başvuru hakkının sadece davalı ...'ya tanındığı, bu bağlamda da, davacı tarafın tahkim harici adli makamlardan tedbir talep edemeyeceği kanaatiyle ve aynı zamanda dava da usulden reddedildiğinden, davadan önce İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/192 D.İş sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin tahkim ilk itirazının kabulü ile davanın 6100 sayılı Kanun'un 413 üncü maddesi gereği usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinde tahkim şartı öngörülmekle birlikte, davanın kamu düzenine ilişkin yarı resmi belge niteliğindeki bonoların kambiyo vasfına yönelik olduğundan, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığını,dava konusu senetlerin, işlem sözleşmeleri ile birlikte değerlendirilmesinde sözleşme eki yapılarak illete bağlandığını, sözleşme ile belirlenen taksit ödemelerinin vadelerinde ödeme teminatı olarak konumlandırıldıklarını, bonoların kambiyo vasfına ilişkin incelemenin kamu düzenine ilişkin ve tarafların üzerinde tasarruf edemeyeceği nitelikte bulunduğundan, tahkime elverişli olmadığını, sözleşmedeki tahkim şartının somut uyuşmazlıkta uygulanamayacağını, davalı firmaya dava dilekçesinin tebliğe çıkarılmadığını, ancak davalı vekili tarafından 27.08.2021 tarihinde davalı firma adına dosyaya vekalet sunulduğunu, bu nedenle davalıya tebligatın gerçekleştiğini, bu kapsamda davalının 15.09.2021 tarihinde sunduğu cevap dilekçesinin süresinde olmadığını, buna bağlı olarak davalının tahkim itirazının da süresinde olmadığını,muaccel olmamış borçların tedbirin kaldırılması neticesinde haksız olarak ödenmesi sonucu müvekkilinin oluşacak zararının davalıdan tahsili imkanının kalmayacağını, tedbir kararının kaldırılmasının hatalı olduğunu, taraflar arasındaki sözleşmede sadece Comsa firmasına tedbir yönünden tahkim dışında adli makamlara başvurma hakkı verildiği yönündeki değerlendirmenin hatalı olduğunu, sözleşmede taraflardan birinin Anayasal yargı makamlarına başvuru hakkının sınırlandırılmasına yönelik hüküm konulamayacağını, konulsa dahi bu hükmün geçersiz olacağını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2-Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen ek karardaki değerlendirmenin aksine, kötü niyet tazminatı ve müvekkilinin somut zararlarının tazmini taleplerinin cevap dilekçesinin sonuç ve istem kısmında yer aldığını, zarar ve kötü niyet tazminatı taleplerinin aynı dava içinde karara bağlanmasının mümkün olduğunu, mahkemenin tedbiri kaldırmasına karşın alınmış olan tedbir kararına bağlı olarak, Ankara 5. İcra Hukuk Mahkemesi dosyasından verilen karar ile takip yapmaları engellendiğinden, müvekkilinin halen alacağına kavuşamadığını, bu nedenle davalı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek müvekkili lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve söz konusu tazminatın davacının yatırmış olduğu teminattan karşılanmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda taraflarca imzalanmış olan ve tarafların Ankara metrosu yapım işindeki iş ortaklığının tasfiyesine ilişkin 21.12.2017 tarihli tasfiye sözleşmesinin "Geçerli Kanun ve Tahkim" başlıklı 15 inci maddesinde; "İşbu sözleşme Türkiye kanunlarına uygun olarak yönetilecektir. İşbu sözleşmeden doğan ya da sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm ihtilaflar Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları çerçevesinde söz konusu Kurallara bağlı olarak tayin edilen üç (3) hakem tarafından nihai olarak çözümlenecektir. Tahkim yeri İstanbul (Türkiye) olacaktır. Tahkim dili İngilizce olacaktır. Tahkimde geçerli kanun Türkiye Cumhuriyeti maddi hukuku olacaktır." şeklinde düzenlemenin yer aldığı, davacı tarafça işbu davada, taraflar arasındaki sözleşmeler gereği düzenlenmiş olan bonoların teminat senedi olmaları nedeniyle kambiyo senedi vasfını taşımadıklarının ve ödeme tarihlerinin sözleşmelerle belirlenen 31.12.2024 tarihi olduğunun tespitinin talep edildiği, Tasfiye sözleşmesinin 5 inci maddesinde; sözleşmenin imzasıyla Comsa'nın 2.961.200 Euro tutarı Açılım'a fatura edeceği, fatura bedellerinin maddede belirlenen vadelerle ödeneceği, taksitlerin ödenmemesi halinde tutarların Açılım tarafından Comsa lehine düzenlenecek 21.12.2017 keşide tarihli emre yazılı borç senetleri aracılığıyla ödeneceği, emre yazılı borç senetlerinin ...'a teslim edileceği ve onun tarafından muhafaza edileceğinin hüküm altına alındığı, uyuşmazlık konusu bonoların da sözleşmenin bu hükmüne dayalı olarak düzenlendiği, davacı tarafın bonolardaki imzaya itirazı bulunmadığı gibi, bonoların unsurlarına yönelik de herhangi bir eksiklik veya geçersizlik iddiası bulunmamakta olup, bonoların teminat senedi olduğunun ileri sürüldüğü, bu nedenle bonolara dayalı olan işbu davadaki talep, sözleşmenin 15 inci maddesinde geçen "işbu sözleşmeden doğan ya da sözleşme ile bağlantılı olarak ortaya çıkan tüm ihtilaflar" kapsamında olup, sözleşmeden bağımsız olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından, davacı vekilinin uyuşmazlığın tahkim şartı kapsamında olmadığına ve tahkime elverişli olmadığına yönelik istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, geçerli bulunan tahkim şartı uyarınca uyuşmazlığın, Uluslararası Ticaret Odası Tahkim Kuralları çerçevesinde İstanbul'da tahkim yoluyla çözümü gerektiği, bu doğrultuda mahkemece geçerli tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, mahkemece tahkim şartı nedeniyle davanın usulden reddine karar verildiği, bu nedenle davalı lehine 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin dördüncü fıkrasında düzenlenmiş olan tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığı, haksız ihtiyati tedbir nedeniyle uğranılan zararın tazmini 6100 sayılı Kanun'un 399 uncu maddesinde düzenlenmiş olup, söz konusu tazminatın, ancak açılacak ayrı bir davada talep edilebileceği, bu nedenle davalı vekilinin mahkemenin 31.03.2022 tarihli ek kararına yönelik ileri sürdüğü istinaf nedenlerin de yerinde görülmediği gerekçesiyle davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek, davanın 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi uyarınca açılmış bir menfi tespit davası niteliğinde olmadığını, 6100 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesi uyarınca açılmış bir tespit davası olduğunu, uyuşmazlığın tahkime elverişli olmadığını, süresinde yapılmış tahkim ilk itirazı bulunmamasına rağmen tahkim itirazının kabul edildiğini, ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmesi gerekirken kaldırılmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 18.03.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/5977, K. 2024/2189, T. 18.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-5977-e-2024-2189-k-498e089d22ed