Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/59 E. 2023/3417 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/59
- Karar No
- 2023/3417
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/1434 Esas, 2021/1643 Karar HÜKÜM : Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/999 E., 2019/316 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıdan toplam 280.000,00 TL değerinde kahvedanlık seti satın aldığını, bunun karşılığında davalıya her biri 40.000,00 TL bedelli 7 adet çeki 2016 yılında verdiğini, ancak davacının Eylül 2016'da teslimatı yapması gerekirken edimini yerine getirmediğini, çekleri de iade etmediğini ileri sürerek 5058364 nolu 31.04.2017 tarihli 40.000,00 TL bedelli, 5058365 nolu 31.05.2017 tarihli 40.000,00 TL bedelli, 5058366 nolu 31.06.2017 tarihli 40.000,00 TL bedelli, 5058367 nolu 31.07.2017 tarihli 40.000,00 TL bedelli, 5058368 nolu 31.08.2017 tarihli 40.000,00 TL bedelli çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu çeklerin avans olarak verilmediğini, davacıya teslimi yapılan mallar karşılığı alındığını, çekin ödeme aracı olduğunu, ispat yükünün davacıda bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya avans verip vermediği, davalının da aldığı avansla ilgili mal teslimi yapıp yapmadığı yönünde inceleme yapıldığında davacının avans hesabında çekleri kayıtlarına işlediği, davalının işlemediği, mal teslimine ilişkin ise fatura veya irsaliye sunmadığı, doğrudan ticari ilişki içinde bulunan taraflar arasında görülen davada salt mücerretlik ilkesinden hareketle sonuca varılamayacağı, taraflar arasında şahsi defilerin birbirlerine karşı ileri sürülebileceği, davalının mal sevkini ve teslimini kanıtlayamadığı, bu nedenle avans olarak aldığı çekleri de iade etmekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, İstanbul 5. İcra Dairesinin 2017/23912 E. sayılı dosyasına konu olan 5 adet çekten dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, %20 oranında kötüniyet tazminatının davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece çekin bir ödeme aracı olduğunun, davacı tarafın çekleri avans olarak verdiği iddialarını yazılı delille kanıtlanması gerektiğinin gözetilmediğini ve ispat yükünün tayininde hataya düşüldüğünü, çeklerin avans çeki olduğunu kanıtlayacak herhangi bir delil sunulmadığını, bu nedenle müvekkilinin mal teslimini ispatlama külfetinde olmadığını, davacının bu davayı açmasından sonra dahi borcunu kabul ettiğini, davacı şirket yetkilisinin isticvap edilmeden ve tanıklar dinlemeden karar verilmesinin hatalı olduğunu, davacının müvekkilini telefonla arayarak borcunu ikrar ettiğine dair ses kaydının çözümlenmesine dair bilirkişi raporunu ibraz ettiklerini, davacının kötüniyetli olduğunu, müvekkili haricinde de bir çok firmanın çeklerini ödemediğini, çek şikayetlerinden kurtulmak amacıyla benzer davalar açtığını, kötüniyet tazminatı koşullarının da oluşmadığını, davanın reddine ve müvekkili yararına tazminata hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile çekin bir ödeme aracı olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin ikinci fıkrasında da asıl olanın peşin satış olduğunun düzenlendiği, buna göre davacının malları teslim aldığının kabulü gerektiği, dava konusu çekleri avans olarak verdiği ve çekler bedeli kadar malları teslim almadığını iddia eden davacının bu iddialarını yazılı delillerle ispat etmesi gerektiği, davalının dava konusu çekler karşılığı mal teslim edildiğini savunmasının ispat yükünü değiştirmeyeceği, davalının ödeme vasıtası olmasının yanı sıra ispat aracı olma özelliğini de taşıyan çeklere dayanmasına ve temel ilişki bakımından dava dosyasında ve icra ceza mahkemesi dosyalarında kendisini bağlayıcı bir beyanda bulunmamasına göre, davalının dava konusu çekleri ticari defterlerine işlememesinin sonuca etkili olmayacağı, davacının dava konusu çekleri avans olarak verildiği iddiasını usulünce ispatlayamadığı, ayrıca Mahkemece ihtiyati tedbir kararı verilmediği için kötüniyet tazminatı verilebilmesi için 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesinin beşinci fıkrasındaki koşulları oluşmadığını, yine dava konusu edilen bir kısım çeklerin takibe konu edilmemesine rağmen Mahkemece icra dosyasına atfen 5 adet çek için hüküm kurmasının da hatalı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalının üretmiş olduğu tekli, ikili, altılı, "Kahvedanlık Setleri" nin alım-satımı hususunda zamlardan etkilenmemek ve sabit fiyat garantisini sağlamak için davalı ile anlaşmış 6 aylık vadeden başlamak üzere herbiri 40.000,00 TL olmak üzere 7 adet çeki Ağustos 2016 tarihinde davalıya teslim ettiğini, ancak davalının söz konusu malları teslim etmediğini, 12 aya kadar vadeli çekler ile toptan alışverişin ticari hayatta çok yaygın olduğunu, bunun yanı sıra davalının taraflar arasındaki ticari ilişkiyi kabul ettiğini ancak mal teslimine ilişikin fatura, sevk irsaliyesi ve benzeri bir belge sunamadığını, dava konusu çeklerin ödeme aracı değil avans olarak verildiğinin dosya kapsamında ispatlandığını, taraflarınca ispatlanmadığı kabulünde dahi adil yargılanma hakkı gereğince yemin, banka kayıtları gibi delillerin de Mahkemece değerlendirilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2. Davalı vekili katılma yoluyla temyiz dilekçesinde özetle; davacı şirketin yetkilisi ile yapılan telefon görüşmesinde müvekkilinden mal aldığını, karşılığında çek verdiğini ve müvekkiline borcu bulunduğunu ikrar ettiğini, buna ilişkin ses kaydı çözümlemesi bulunduğunu, hiçbir basiretli tacirin malı teslim almadan çek ile ödeme yapmayacağını, çeklere ilişkin ceza davalarının 2017 yılından beri işbu dava nedeniyle mütemadiyen ertelendiğini, bu duruma davacı sebebiyet verdiği, davacının kötü niyetli dava ve temyiz başvurusu ile ceza davalarını zaman aşımına uğratma gayreti içinde olması nedeniyle tazminat ile sorumlu tutulması gerektiğini belirterek kararın tazminat talebi yönünden düzeltilerek onanmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6098 sayılı Kanun'un 207 nci maddesi, 2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde davacıya iadesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.