Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/4217 E. 2024/329 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/4217
- Karar No
- 2024/329
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/902 Esas, 2022/924 Karar ... DAVA TARİHİ : HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/530 E., 2022/46 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirket nezdinde hisse sahibi olduğunu, davalı şirketin 2010 yılından takip tarihine kadar olan kâr payı hisse bedelini ödemediğini, Nevşehir İcra Müdürlüğü'nün 2020/912 Esas sayılı icra takip dosyasıyla davalı aleyhine kâr payı hisse bedeli alacaklarının tahsili için icra takibi başlatıldığını, davalının icra takip dosyasına haksız 'itiraz ettiğini, davalının şirketin %50 oranında hissedarı olduğunu ileri sürerek davanın kabulüne, davalının Nevşehir İcra Müdürlüğü'nün 2020/134 Esas sayılı icra takip dosyasına karşı yaptığı vaki itirazının %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilerek iptali ve takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2009 tarihinde rehber olarak işe başladığını, davalı şirketin bu tarih ve evveliyatı itibariyle esasen sermayesi bütünüyle Bora Nihat Özkök tarafından karşılanarak kurulmuş olan bir anonim şirket hüviyetinde iken devam eden sürede nevi değiştirip limited şirkete dönüştürülmesinin öngörülmesi safhasında tek kişilik limited şirketi kurulmasının kanunen mümkün olmaması nedeniyle ikinci hissedara ihtiyaç duyulduğunu, kanuni zorunluluk üzerine bedelsiz olarak geri devredilmek üzere, şirketin çalışanı olan davacıya kendisine duyulan güvene istinaden geçici olarak bedelsiz şekliyle devrolunarak davalı şirketin kurulum ve tescilinin sağlandığını, davacının takip eden dönemde adına bu şekliyle intikal ettirilmiş olunan hisselerin bedelsiz olarak iadesinden kaçındığını, gerçeklik taşımayan ortaklık iddiasının sonlandırılmasını teminen Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinde 2012/339 Esas sayı ile açılmış olan davanın Yargıtay 11. Hukuk Dairesince 2016/1835 Esas sayılı bozma kararı sonrası 2017/235 Esas sayı ile şirket lehine sonuçlanarak Yargıtayca onandığını belirterek davanın reddine, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 2017/235 esas sayılı Yargıtay incelemesi sonrası kesinleşen dava ile davacı ...'ın davalı şirketin ortağı olmadığına karar verildiği, şirket payının bedelsiz olarak devredildiği, inançlı işlemin mevcut olduğu, şirket kâr payından mali bir talepte bulunmak için şirket ortağı olunması gerektiği, davacının şirket ortağı sıfatının olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece ortaklık sermaye hisselerini ödeyip ödemediğinin araştırılmadığını, davacının hisse devrinden sonra gerek uhdesine aldığı ve gerekse sermaye artırımı esnasında hissesine düşen sermaye paylarını ödemiş olduğuna ilişkin ve ayrıca başkaca sundukları deliller ve özellikle bilirkişi incelemesi talebinin dikkate alınmadığını, davacının hisselerinin başından itibaren ve başka bir tarihte diğer hissedara devri söz konusu olsaydı Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/235 Esas sayılı dava dosyasının dava dilekçesinde talep ve dermeyan edileceğini, gerekçeli kararında bu hususun sarahaten yazılacağını, hisse devrinin hangi tarihten itibaren geçerli olduğunun sarahaten talep edilmemiş olması ve kararda da yer verilmemiş olması karşısında hisse devrinin kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren geçerli olacağının kabulü gerektiğini, mülkiyet sahibi olarak davacının davalı şirket nezdindeki % 50 hissesine isabet eden tüm kâr payı ve nemalanmalardan yararlanacağını, davalı şirketin davacıya hisse devri yapan diğer ortağı ile davacı arasındaki hisse devrine ilişkin sözleşmede davacıya kâr payı ödenmeyeceğine ilişkin bir hüküm bulunmadığını, davalı şirketin davanın hiç bir safahatında bu yönde bir savunma yapmadığını ileri sürerek kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında düzenlenen 05.07.2010 tarihli protokoldeki devir taahhüdünün inançlı işlem niteliğinde olduğu, buna binaen davacının üzerinde bulunan %50 davalı şirket hissesinin bedelsiz olarak davalı şirketin diğer hissedarına devrine dair verilen Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/235 Esas, 2018/94 sayılı kararın Yargıtay tarafından onanarak 30.09.2021 tarihinde kesinleştiği, Yargıtay tarafından onanarak kesinleşen işbu karar doğrultusunda davacının ortaklığının şeklen olduğu, davacının şirkete hisse bedellerini ödemeden ortak olduğu, 05.07.2010 tarihli protokol gereği edindiği tüm hisseleri bedelsiz devrine mahkemece karar verildiği, gerçekte ortak olmayan davacının kâr payı talep edemeyeceği, davanın reddine dair verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, ödenmeyen kar payı alacağının tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.