Yargıtay · 6. Hukuk Dairesi

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4347 E. 2024/104 K. – Tazminat

Konu: Tazminat

Mahkeme
Yargıtay
Daire
6. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/4347
Karar No
2024/104
Karar Tarihi
Konu
Tazminat

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı şirket ile davalı idare arasında değişik tarihlerde hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, davacı şirketin sözleşmeler uyarınca yüklendiği edimini süresinde yerine getirmesine rağmen hakediş alacaklarının davalı ... tarafından sürekli olarak geç ödendiğini, bu sebeple davacının zarara uğradığını ileri sürerek, şimdilik 20.000,00 TL munzam zararın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ihale sözleşmesinde belirtilen hak edişlerin ödeme zamanına ilişkin düzenlemenin kesin vade içermediğini, davacının ihtar göndermek suretiyle davalıyı temerrüde düşürmediğini, bu sebeple temerrüt faizi isteyemeyeceği gibi temerrüt faizini aştığı iddiasıyla munzam zarar talebinde de bulunamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu sözleşmede davacı hak edişlerinin miktarı, düzenlenecek ve onaylanacak tarihlerin net olarak belirlenmediğini, taraflar arasında hak ediş ve ödemelerde kesin vade olmadığının anlaşıldığı, ayrıca borçlunun temerrüde düşürüldüğüne dair bir belge de sunulmadığı, bu nedenle huzurdaki davada, munzam zarar için kanuni şartlaron oluşmadığı, taraflar arasında imzalanan 03.06.2008 gün ve 12256 yevmiye nolu sözleşmenin, ödeme yeri ve şartları başlıklı maddesine göre; "hak ediş raporlarının ihale dökümanında öngörülen ilerleme yüzdeleri üzerinden, bu sözleşmenin eki olan Yapım İşleri Genel Şartnamesinde düzenlenen esaslar çerçevesinde, kanuni kesintileri yapılarak otuz gün içinde düzenleneceği ve idarece onaylandıktan sonra otuz gün içinde tahakkuka bağlanarak ödeneceği kararlaştırıldığı", hakedişlerin miktarı, düzenleneceği tarih ve onay tarihlerinin açıkça gösterilmediği, dolayısıyla kesin vadenin belirlenmediği, buna göre, olayda yasanın aradığı "alacağın istenebilir olması" ve "kesin vade bulunması" şartlarının yerine getirilmediği, dava ve çekişme konusunda, ödemeye dair kesin vade şartları oluşmadığı ve borçlunun temerrüdü de bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili, taraflar arasındaki hizmet alımına ilişkin sözleşmenin 12.maddesinde ödeme süresinin düzenlendiğini, TBK 90 maddesine göre ifa zamanının taraflar arasında kararlaştırılması halinde kararlaştırılan tarihte borcun muaccel olacağını, davalı belediyeye alacağın doğumu için hakedişlerin teslim edildiğini, hakedişlerin onay tarihi üzerinden 30 gün geçtikten sonra davalının ödeme yapmaması ile temerrüdün gerçekleştiğini, TBK 117/2 maddesine göre borcun ifa edileceği günün sözleşmede belirlenmiş olması halinde bugünün geçmesiyle borçlunun temerrüde düşeceğini, kanunda yazılı ihtarın şekli bir geçerlilik değil ispat şekli olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın hak ediş alacaklarının geç ödenmesinden kaynaklı davacının uğradığı munzam zararın giderilmesine ilişkin olduğunu, hizmet işleri genel şartnamesinin 42.maddesinde hak edişlerin ne kadar sürede ödeneceğinin hüküm altına alındığını, bu sebeple hak edişlerin ödeme sürelerinin belirlenebilir vade içerdiğini, hakediş onaylama tarihi itibariyle vadenin davalı idare tarafından belirlendiğini, davacı şirketin faturalarını davalı belediyeye tebliğ ve borcun ödenmesini talep ederek ihbarda bulunduğunu, böylece davalı belediyenin temerrüde düştüğünü, munzam zararın bir tazminat alacağı olduğunu, kaynağı ne olursa olsun borçlunun kusura dayanan temerrüt sonucunun ortaya çıktığını, Anayasa Mahkemesinin hak ihlali kararı ile Yargıtay 15.Hukuk Dairesinin emsal ilamında alacağın uzunca süre ödenmemesinin kamu idarelerinin bunu bir keyfiyete dönüştürmesinin önüne geçilmesi için mülkiyet hakkı ihlali olarak kabul edildiğini belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile istinaf yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında imzalanan hizmet alım sözleşmesinin 12.maddesinde 30 günde bir hak ediş düzenleneceği, düzenlenen hakedişin 15 gün içinde tahakkuka bağlanarak 30 gün içinde ödeme yapılacağının kararlaştırıldığı, bu maddeye göre hak edişlerin miktarı, düzenleneceği tarih ve onay tarihleri açıkça gösterilmediğinden kesin vade bulunduğunun kabul edilemeyeceği, bu düzenlemeyle alacağın istenebilir olması koşulları ve süresi belirlenmiş olduğundan kesin vade olarak kabulünün mümkün olmadığı, bu durumda sözleşmedeki düzenlemenin kesin vade teşkil etmemesi ve davacı yüklenici tarafından davalı ... sahibinin alacak miktarını gösterir ödeme talepli ihtarname ile usulen temerrüde düşürüldüğünün ileri sürülüp ispatlanmamış olması gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re'sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozularak ortadan kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesi istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.

C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, hizmet alım sözleşmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 369 ncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 nci maddeleri

3. Değerlendirme 1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanunun 371 nci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 370 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edenden alınmasına,

Dosyanın ilk derece mahkemesine, karardan bir örneğin ilgili Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

11.01.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, E. 2022/4347, K. 2024/104, T. 11.01.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-6-hukuk-dairesi-2022-4347-e-2024-104-k-ca5b4e1de8d2