Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/2636 E. 2023/6087 K. – Alacak
Konu: Alacak
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/2636
- Karar No
- 2023/6087
- Karar Tarihi
- Konu
- Alacak
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/635 Esas, 2022/19 Karar DAVA TARİHİ : 31.05.2019 HÜKÜM : Davanın kabulü İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 12. Tüketici Mahkemesi SAYISI : 2019/218 E., 2020/579 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı banka personeli tarafından aranarak müvekkilinin babasına ait iş yerinin stopaj vs. ödemeleri için son gün olduğunu ve bu nedenle ödeme yapmaları gerektiğinin bildirildiğini, müvekkilinin de bu ödemeler için yazılı talimat verebileceğini, vadesiz hesabından ödemelerin alınabileceğini söylediğini, bir süre sonra müvekkilini yeniden arayan banka görevlisinin hesabında hiç para olmadığının bildirilmesi üzerine müvekkilinin bankaya giderek kendisine ait tüm hesapların bakiye ve hesap hareketlerinin kontrol edilmesini talep ettiğini, yapılan kontrolde müvekkilinin hesaplarında hiç para olmadığı, tüm bakiyenin internet bankacılığı vasıtasıyla başka hesaplara aktarıldığını öğrendiğini, kendisi tarafından transfer yapılmadığını, davalı bankada bulunan hesabına ilişkin olarak hiçbir zaman internet ve mobil bankacılık başvurusunda bulunmadığını, müvekkilinin internet ve mobil bankacılığı hiç kullanmadığını, uyuşmazlık konusu paraların transferi esnasında da müvekkilinin bankada kayıtlı cep telefonuna herhangi bir güvenlik mesajı, onay kodu yahut işlem kodu gönderilmediğini, davalının güvenlik önlemlerini almadığını ileri sürerek vadeli döviz hesabında bulunan 4.000,00 $ (31.05.2019 tarihi itibariyle TCMB satış kuru 5.9342 TL) vadeli TL hesabında bulunan 100.007,06 TL ve vadesiz TL hesabında bulunan 37.000,00 TL'nin internet bankacılığı vasıtası ile müvekkilin kusuru olmaksızın rızası ve bilgisi dışında hesabından aktarılması neticesinde uğradığı zararın vadeli hesap sözleşmesi kapsamında değişen oranlarda en yüksek mevduat faizine ek olarak bankalarca mevduata uygulanan en yüksek faiz de işletilerek davalıdan tazminine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin olayda bir kusurunun bulunmadığını, davacı tarafından kendisine ait şifre ve diğer bilgilerinin 3. kişilerin eline geçmesini önleme konusunda azami özenin gösterilmesi gerektiğini, sım kartın kopyalanması veya sahte olarak üretilmesi durumunda ise dolandırıcılık eyleminin müvekkili bankanın tasarrufu altında olan bir alanda değil, davacının ve davacıya hizmet veren GSM operatörünün tasarrufu altında olan bir alanda gerçekleştiğini savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalı bankada hesapları bulunduğu, davaya konu olayda 3. kişilerin davacının adına çıkarttıkları sim kartı kullanarak davacının internet şifresini yeniledikleri ve 3 farklı hesaba yüklü miktarda para transferleri yaptıklarının tespit edildiği, davacının hesabında yapılan kontrollerde davacının para transferi yapılan bu hesaplara daha önceden herhangi bir para transferi yapmadığı, davacının hattına yeni sim kart çıkartılması, davacının internet bankacılığı şifresinin yenilenmesi gibi işlemlerinin peş peşe yapılmasının yüksek seviyede olağandışı ve şüpheli olduğu, işlemlerin davalı bankanın fraud (riskli işlemler, dolandırıcılık) izleme sistemlerinde alarm oluşturması gerektiği, işlemlerin davalı banka tarafından da olağan dışı ve şüpheli oldukları şekilde değerlendirilerek ilave güvenlik süreci uygulaması mümkün iken davalı bankanın Bankalarda Bilgi Sistemleri Yönetiminde Esas Alınacak İlkelere İlişkin Tebliğin “Güvenlik kontrol sürecinin tesis edilmesi ve yönetilmesi” başlıklı 26 ncı maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Banka, internet bankacılığı faaliyetleri kapsamında gerçekleşen sıra dışı ve şüpheli işlemleri tespit etmek için takip mekanizmaları kurar.” hükmüne aykırı olarak davaya konu işlemlerin yüksek riskli işlemler olmasına rağmen davalı banka tarafından davacının aranarak yapılan işlemlerde onay almak için sadece davacıya ait doğum yeri ve adres sormasının yüksek risk görülen bir durumda gerekli özen ve ihtimamı göstermediğini ve kimlik doğrulamada zafiyet olduğu, davacının dava konusu olayda kusurunun bulunmadığı, davalı bankanın gerekli özen ve ihtimamı göstermemesinden kaynaklı davacının zararından sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde hesabında bulunan paraların internet bankacılığı vasıtasıyla rızası hilafını elinden çıktığını bildirerek tüm zararların talep edildiğini, mahkemece tüm tutarlar TL üzerinden hesaplanarak dava tarihinden itibaren faiz işletilmesine hükmedildiğini, hükmün müvekkilinin hak kaybına uğramasına sebebiyet verdiğini, rapor ve taleplerle de çeliştiğini, vadeli döviz hesabında bulunan miktar yönünden döviz cinsinden, TL hesabında bulunan miktarlar yönünden TL cinsinden hüküm kurulması gerektiğini, müvekkilinin parasının vadeli hesapta bulunduğunu, para hesabında kalsaydı faiz işlemeye devam edeceğini, bu nedenle faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınamayacağını, müvekkilinin davalı banka şubesine giderek davalıyı temerrüte düşürdüğünü, olay tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, kusurun davacıya hizmet veren GSM operatörüne ait olduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, taleplerin zaman aşımına uğradığını, sim kart bloke kaldırma işleminin yapıldığı çağrı merkezi görüşmesine davacıya ait kredi kartı şifresi tuşlanarak bağlanıldığını, davacının kart şifresini koruyamadığını, şifre kullanılarak bağlanılan bir çağrı merkezi konuşmasında davacının kimliğinin tespit edilemediğinden bahsedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkilinin sistemlerinde davacıya ait hangi bilgilerin kayıtlı olduğunun üçüncü kişilerce bilinemeyeceğini, bu nedenle bilirkişi raporundaki "Sadece davacının bilmediği bilgiler" ifadesinin ispat edilmesi gereken bir tespit olduğunu, davacının özen yükümlülüğüne aykırı davrandığını, davacıya herhangi bir kusur atfedilmemesinin de hatalı bulunduğunu, bilirkişi raporlarına karşı itirazlarının karşılanmadığını, eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kusursuz, davalının ise kusurlu bulunduğu, davalının davacının zararından sorumlu olduğunun kabulünde herhangi bir isabetsizlik görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında faiz başlangıç tarihi ve Usd talep hakkındaki karar yönünden isabet görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulüne karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, internet bankacılığı yoluyla banka hesabından izni ve rızası dışında EFT yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeple; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.