Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1707 E. 2023/5381 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1707
- Karar No
- 2023/5381
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi SAYISI :2020/800 Esas, 2022/62 Karar HÜKÜM :Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ :Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI :2016/115 E., 2018/40 K. Taraflar arasındaki faydalı modele tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refine yönelik maddi ve manevi tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket tarafından haksız ve hukuka aykırı surette imal edilen ve/veya ettirilen, piyasaya sürülen, satışa arz edilen taklit ve tecavüz mahsulü kolilerin, müvekkil şirket adına Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 26.03.2010 tarih ve 2010 02352 no ile faydalı model belgesine bağlanan "Hassas Ürünlerin Korunması Amacına Yönelik Separatör Takviye" isimli buluşun taklidi olduğunu, davalının bu ürünleri taklit yoluyla üreterek sattığını beyan ederek, faydalı modele tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refini, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 1.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacı ürünlerini taklit etmediğini, kendi geliştirdiği ürünleri sattığını, ürünler arasında istemler yönünden farklılıklar olduğunu, ileri sürülen hususların teknik incelemeyi gerektirdiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile hükme esas alınan bilirkişi raporuyla davacının iddialarını ispat edemediğinin tespit edildiği, davalı tarafın kullanımının kendi faydalı model kapsamında kaldığı, davacı tarafın faydalı modelinden farklı bir kullanım olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı taraf adına kayıtlı faydalı modelin hükümsüzlüğüne ilişkin olarak kısmi ıslah dilekçesi sunduklarını, ancak mahkemece ıslah talebinin reddedildiğini, sunulan bu ıslah dilekçesiyle davanın değiştirilmediğini, yalnızca önceki taleplerine ek olarak hükümsüzlük talebinin eklendiğini, bu nedenle mahkemece ıslah talebinin reddine yönelik kararın hatalı olduğunu, bilirkişi raporu ve ek raporun eksik ve hatalı olduğunu, 11.04.2017 tarihli bilirkişi raporunun yalnızca görseller üzerinden eksik inceleme yapılarak tanzim edildiğini, daha sonra rapora itiraz edilmesi ve kendilerince ürün görselleri sunulması üzerine, 27.11.2017 tarihli ek raporun düzenlendiğini, bu raporda da yalnızca davalı tarafın ürün görsellerinin incelendiğini, eldeki dava dosyasının konusunun koli ürünleri olduğunu, kolinin esas unsurunun ise, separatör olduğunu, yeniden bilirkişi incelemesine ilişkin taleplerinin mahkemece reddedildiğini, 27.11.2017 tarihli raporun eksik ve yetersiz olduğunu, hükme esas alınamayacağını, taraflara ait faydalı modellerin tek farkının dopel levha sayısının 1 fazla, 1 eksik olmasına dayandığını, müvekkili şirkete ait koli buluşunun alt ve üst levhaları 3 kat dopel levhadan oluşurken, davalıya ait faydalı modelin 4 kat dopel levhadan oluştuğunu, ağırlık taşıyabilen bir ürünün sayısının değiştirilmesinin o ürüne ne yenilik vasfı kazandırdığını ne de sanayiye uygulanabilir özelliğini kazandırdığını, aksine taklit ürün olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek mahkemece verilen kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf ıslah ile davalı adına kayıtlı faydalı modelin hükümsüzlüğüne karar verilmesi taleplerinin reddine karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de ortada faydalı modelin hükümsüzlüğüne ilişkin açılmış bir dava bulunmadığı, dava konusu edilmeyen bir talebin ilk defa kısmi ıslah yoluyla dava edilmesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 176 ncı maddeleri ve devamı maddeleri kapsamında hukuken mümkün olmadığı, hükme esas alınan 27.11.2017 tarihli bilirkişi raporunda, davacı tarafça ibraz edilen ürünler ile davalı iş yerinde tespit edilen ürünlerin karşılaştırıldığı, ürünlere ilişkin istemlerin incelendiği, tarafların iddia ve savunmalarının karşılandığı, raporun bu haliyle bilimsel ve teknik yönden denetime elverişli olduğu, taklit yoluyla davalı yanca üretildiği iddia edilen ürünün davacı yana ait 2010/02352 numaralı faydalı modelin koruma kapsamında olmadığı, davacı taleplerinin reddine yönelik İlk Derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı vekilinin istinaf başvuru nedenlerinin yerinde olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenlerle kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, faydalı modele tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile men ve refine yönelik maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.554 sayılı Kanun Hükmünde Kararname. 3. Değerlendirme 1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.09.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava, faydalı madde tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ile men ve ref'i, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Yargılama sırasında davacı vekili 21.04.2017 tarihli kısmi ıslah dilekçesi ile, dava dilekçesindeki talep sonucuna yeni talep ekleyerek davalı patent ve faydalı modelinin hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, davacının hükümsüzlük talebinin yeni bir dava niteliğinde olduğu, ayrı bir dava dilekçesiyle açılması gerektiği, ıslahla yeni bir dava açılamayacağı gerekçesiyle talebin reddine karar verilmiş. Bu yöne ilişkin davacının istinaf kanun yolu başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiş, Temyiz istemi de sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Davacı taraf, 21.04.2017 tarihli dilekçesini kısmi ıslah dilekçesi olarak nitelendirmekle birlikte bağımsız bir dava dilekçesi niteliğindedir. Davacı asıl davadaki taleplerine ek olarak yeni bir taleple hükümsüzlük isteminde bulunmuştur. Davacının istemi HMK 166 maddesine uygundur. İlk Derece Mahkemesininde kabulünde olduğu gibi davacının ayrı bir dilekçe ile ayrı dava açması durumunda HMK 166 maddesi gereğince yine davalar birleştirilerek birlikte görülmeye devam edecektir. İlk Derece Mahkemesi gerekçesi HMK 30. maddesinde ifade edilen usul ekonomisi ilkesine aykırıdır. Bu halde İlk Derece Mahkemesince, davacının 21.04.2017 tarihli dava dilekçesindeki eksik harcın davacıya ikmal ettirilerek davalıya tebliğ ettirilmesi, dilekçelerin teati aşamasından sonra tarafların hükümsüzlük davası ile ilgili delil ve karşı delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu yöne ilişkin davacı talebinin reddi doğru değildir. Açıklanan nedenle sayın çoğunluk görüşüne karşıyız. (Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 17.05.2016 gün 1466/5561, Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 17.11.2009 gün 16817/18384, Yargıtay 21. Hukuk Dairesi 18.06.2015 gün 1190/14163, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 06.07.2017 gün 3056/8448 sayı vs.), (Medeni Usul Hukuku El Kitabı, 2. Cilt. Baki Kuru Sh. 1208)