Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1576 E. 2023/3954 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/1576
Karar No
2023/3954
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1487 Esas, 2022/63 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Giresun 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2020/1 E., 2021/145 K. Taraflar arasındaki tecavüzün men ve refi, maddi ve manevi tazminat, hükümsüzlük davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kısmen kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. Kararın asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 20.06.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Av. ... ...... ve asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilleri Av. ...... ile Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü: I. DAVA 1. Davacı vekili asıl dava dilekçesinde; “Kuruyemişleri difüzyon ile tuzlayarak, şekerleyerek veya aromalandırarak soslama yöntemi ve ünitesi” başlıklı incelemeli patentin Avrupa Patent Ofisinin EP2478781 sayısı ile, Türkiye Patent ve Marka Kurumunun (TPMK) ise 2014/10430 sayısı ile müvekkili adına tescilli olduğunu, davalının müvekkilinin patentine tecavüz ederek üretim yaptığının Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/43 D.İş sayılı dosyasına sunulan rapor ile belirlendiğini, davalının eyleminin ayrıca haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek tecavüzün men ve refini, faydalı model konusu ürünlerin üretimine yarayan vasıta ve kalıpların imhasını, şimdilik 50.000,00 TL maddi, 50.000,00 TL manevi tazminatın avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir. Asıl davanın davacısı vekili, 08.07.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile maddi tazminat olarak 870.869,22 TL’nin tahsilini ve 820.869,22 TL’ye ıslah tarihinden itibaren en yüksek reeskont faizi işletilmesini talep etmiştir. 2. Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı adına kayıtlı 2014/10430 sayılı patente konu yöntemin yenilik içermediğini, tekniğin bilinen durumunu aşmadığını, buluş basamağına ulaşmadığını, Raytheon Company firmasına ait 1989 tarihli patente konu sistem, Kuipers firmasına ait 1994 tarihli makine, 2005/02790 başvuru numaralı faydalı model karşısında davalının patentinin hükümsüz kılınması gerektiğini, patentin bu makinelerin bile gerisinde kaldığını, esasen davalının patentinin konusunun fritöz makinesinden başka bir şey olmadığını, sistemin yaygın şekilde kullanıldığını ileri sürerek davalı adına 2014/10430 sayı ile tescilli patentin hükümsüzlüğü ile TPMK sicilinden terkinini talep etmiştir. II. CEVAP 1. Davalı vekili asıl davaya cevap dilekçesinde; davacının 2014/10430 sayılı patentinin yenilik özelliklerini taşımadığını, tekniğin bilinen durumunu aşmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı vekili birleşen davaya yönelik beyanında; birleşen davanın asıl davayı uzatmayı amaçladığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda TR 2014/10430T4 numaralı patentin dava dosyasında yer alan tüm delillere göre patentlenebilirlik kriterlerinin tümünü sağladığı yönünde görüş bildirildiği, yapılan bilirkişi incelemesi ile 2015 yılında davacı patentine tecavüz eden ürünler satışı toplamının 7.198.892 TL, 2016 yılında davacı patentine tecavüz eden ürünler satışı toplamının 7.083.384 TL, toplamda ise 14.282.276 TL olduğu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendine göre 2015 yılı faaliyet kârı olan %11,62 ve 2016 yılı faaliyet karı olan %13,71 üzerinden yapılan hesaplama sonucunda 2015 yılı için 836.511,25 TL, 2016 yılı için 971.131,94 TL olmak üzere toplam 1.807.643,19 TL’nin bulunduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 50 vd. maddelerine göre hesaplama yapıldığında ise tecavüz edilen patentin davalı şirketin makine bazında cirosu üzerindeki katkısının %8 olarak bulunarak 1.785.284,50 TL olarak hesaplandığı, davalının davacıya ait patente tecavüzünün sabit olduğu, TR 2014/10430T4 sayılı patentin, patentlenebilirlik kriterlerinin tamamını taşıdığı gerekçesiyle asıl dava yönünden, maddi tazminat davasının kabulüyle 50.000,00 TL'nin dava tarihinden, 820.869,22 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, manevi tazminat davasının kısmen kabulüyle 20.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, davalının yapmış olduğu tecavüzün meni ve def'ine, kararın ilanına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl davanın davalısı, birleşen davanın davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu patenti ürünü hiçbir zaman üretip satmadığını, tüm kuruyemiş makinelerinin patente konu makine gibi tazminata hükmedildiğini, birleşen dosya davalısının patentinin yenilik taşımadığı gibi tekniğin bilinen durumunu aşmadığını, bilirkişilerin delillerini incelemediklerini, yeni bir heyetten rapor alınması gerektiğini, uzman görüşlerinin dikkate alınmamasının usul ve Kanuna aykırılık taşıdığını, ıslaha karşı zamanaşımı definin değerlendirilmediğini, birleşen davada Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda (HMK) öngörülen usullere uyulmadığını, hükümsüzlük davasının kabulünün gerektiğini, sahte içerikleri kabul etmediklerini, içeriklerin müvekkiline ait olduğunun ispatlanamadığını, kompleks bir olayda videolara bakılarak kanaat belirtilemeyeceğini, OS-500 ve OS-1000 ürünlerinin davaya konu patentle ilgisinin bulunmadığını, düz kavurma fırını olduklarını, bu ürünlerin dava konusu patentten önce üretilmeye başlandığını, katalogların incelenmediğini, bu ürünlere ilişkin keşif taleplerinin hatalı reddedildiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı-birleşen davanın davacısı vekilince davacı-birleşen davanın davalısına ait tescilli patentin yasal unsurlara haiz olmadığı, bu nedenle hükümsüz olduğu yönünde savunmalarda bulunularak buna ilişkin delillerin ibraz edildiği, birleşen dava dosyasında davalı-birleşen davanın davacısı vekilince ileri sürülen hususların asıl davada ileri sürülen bu yöndeki savunmalardan farklı olmadığı, birleşen davada dayanılan delillerin de asıl davada ileri sürülen delillerle aynılık taşıdığı, asıl dava dosyasında talimat yoluyla alınan 29.01.2018 havale tarihli bilirkişi raporunda, davalı-birleşen davanın davacısı vekilince asıl ve birleşen davaya yönelik olarak ileri sürülen tüm hususların ve delillerin irdelenmek suretiyle rapor tanzim edildiği, bu çerçevede hükümsüzlük talebine dayanak yapılan makineler ile faydalı model belgesinin ve bu kapsamda uzman görüşünde bahsi geçen US4882984 numaralı patentin de ayrıntılı şekilde değerlendirildiği, bu değerlendirmeler neticesinde davacıya ait patentin tescil edilebilirlik kriterlerinin sağladığına işaret edildiği, 6769 sayılı Kanun'un 157 inci maddesinde sınai mülkiyet hakkı veya geleneksel ürün adından doğan özel hukuka ilişkin taleplerde, 6098 sayılı Kanun’un zamanaşımına ilişkin hükümlerinin uygulanacağının belirtildiğini, esasen tecavüz fiili haksız fiil niteliğinde olup yapılan atıf uyarınca haksız fiiller için öngörülen zamanaşımı sürelerinin uyuşmazlık konusu olaya uygulanması gerektiği, 6098 sayılı Kanun’un 72 nci maddesine göre tazminat isteminin zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrayacağı, ancak tazminatın ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğması halinde bu zamanaşımının uygulanacağı, 6769 sayılı Kanun'da cezai yaptırımlar düzenlenilmemiş ise de teacavüz teşkil eden eylemlerin aynı zamanda haksız rekabet teşkil etmesi nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı Kanun) 62 nci maddesi uyarınca cezayı gerektirdiği, uygulanması gereken zamanaşımı süresinin sekiz yıl olduğu anlaşılmakla davalı-birleşen davanın davacısı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf itirazlarına da itibar edilmediği gerekçesiyle asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalı, birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; birleşen davada dava dilekçesinin birleşen dava davalısına tebliğ edilmediğini, dilekçeler teatisinin sağlanmadığını, ön inceleme ve tahkikat aşamasının yapılmadığını, öncelikle hükümsüzlük davasının tetkikinin gerektiğini, ıslah yoluyla artırılan talebin zamanaşımına uğradığını, patent hakkını ihlalin suç olarak öngörülmediğini, 551 sayılı Patent Haklarının Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin (551 sayılı KHK) 73 üncü maddesinin A bendinde yazılı suçun Yargıtay içtihatları uyarınca 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) yürürlüğe girmesinden sonra uygulanamaz hale geldiğini, 6102 sayılı Kanun’da sınırlı hallerde haksız rekabetin cezai yaptırıma tabi tutulduğunu, son faturanın 06.12.2016 tarihini ihtiva ettiğini, ıslah tarihi itibariyle iki yıllık sürenin geçtiğini, müvekkilinin patentli ürünü hiçbir zaman üretip satmadığını, Denizli 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/43 D.İş sayılı dosyasına sunulan raporda da makinenin üretim aşamasında bulunduğunun belirtildiğini, tespitin ardından müvekkilinin üretimi durdurduğunu, müvekkilinin tüm ürünlerinin sanki patente konu makineymiş gibi tazminata hükmedildiğini, gerekçelerde uzman mütalaalarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının gerekçesiz reddedildiğini, videonun ve içeriğindeki malzemenin müvekkiline ait olduğu ispatlanamadığı gibi videodaki makinelerin içi görünmeden kanaat belirtilemeyeceğini, müvekkilinin OS-500 ve OS-1000 kodlu ürünlerinin patentten önceki zamanlardan beri üretildiğini, dava konusu patentle ilgisinin bulunmadığını, bu husustaki keşif taleplerinin haksız reddedildiği gibi mütalaanın da görmezden gelindiğini, Mahkemenin bu makineler üzerinde inceleme yapması gerektiğini, bilirkişilerin navlun gibi masraflar ve ilgisiz ürünleri dahi tazminat hesabına eklediklerini belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl dava, tecavüzün men ve refi, maddi ve manevi tazminat, birleşen dava hükümsüzlük istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 6769 sayılı Kanun'un 149, 150 ve 151 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekâlet ücretinin asıl davada davalı-birleşen davada davacıdan alınarak asıl davada davacı-birleşen davada davalıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 21.06.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Uyuşmazlık, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi, bu kararında temyiz incelemesi sonucunda onanması durumunda Bölge Adliye Mahkemesince hükmedilecek istinaf red harcı ile Yargıtayca hükmedilecek onama harcının maktu mu yoksa nisbi mi olacağına ilişkindir. T.C. Anayasasının 73/3 maddesinde "Vergi, resim, harç vb. mali yükümlülüklerin Kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağı", 492 sayılı Harçlar Yasası'nın 2. maddesinde "Yargı işlemlerinden bu kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tabi olacağı", (1) sayılı Tarifenin III karar ve ilam harcı başlıklı 1/a madddesinde "Konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden binde 68.31 oranında nisbi harç alınacağı", 1/e maddesinde "yukarıdaki nisbetlerin Bölge Adliye Mahkemeleri, Bölge İdare Mahkemeleri, Danıştay, ve Yargıtay'ın tasdik veya işin esasını hüküm altına aldığı kararları içinde aynen uygulanacağı" 2.a maddesinde de "1. fıkra dışında kalan davalarla, taraf teşkiline imkan bulunmayan davalarda verilen esas hakkındaki kararlarla, davanın reddi kararı ve icra tetkik merciilerinin 1. fıkra dışında kalan kararlarında" maktu harç alınacağı düzenlenmiştir. Bölge Adliye Mahkemelerinde işin esasını hüküm altına aldığı kararlar, ilk derece mahkemesinin yerine geçerek verdiği ve icrai kabiliyeti söz konusu olan kararlardır. Bu kararlar ise, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak 6100 sayılı HMK 353/1-b-2,3 maddelerine göre davanın kabulü veya reddi yönünde verilen kararlardır. İlk Derece Mahkemesi Kararının İstinaf incelemesi sonucunda doğru bulunarak verilen "istinaf başvurusunun esastan reddi" kararı davanın esası hakkında verilen ve işin esasına bölge adliye mahkemesince girilip verilmiş ve icra edilecek bir karar değildir. İlk Derece mahkemesi kararı geçerliliğini sürdürmektedir. Bu itibarla konusu belli bir değere ilişkin davada, davalının istinaf başvurusunun reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararı 1 sayılı Tarifenin III-1-a maddesinde ifade edilen "esas hakkında" karar niteliğinde bulunmadığından Bölge Adliye mahkemesince nisbi değil, maktu karar ve ilam harcının alınması gerekmektedir. Başvurunun esastan reddinde, aslında davanın esasına girilmemekte, ilk derece mahkemesi kararı doğru bulunduğundan dava hakkında ayrıca karar verilmemektedir. Kanun koyucunun buradaki "esastan" ifadesini, istinaf başvurusu sırasında dilekçeye, harca, süreye vb. şekli hususlara ilişkin bir eksiklik olmaması, istinaf sebeplerinin incelenerek ilk derece kararında usul veya esas yönünden hukuka aykırılık bulunmamasıdır. (Pekcanıtez-Usul-Medeni Usul Hukukun Sh. 2270 vd) Keza İstinaf başvurusunun reddine ilişkin karar temyiz incelemesi olmadığı için onama kararı niteliğinde de değildir. (Pekcanıtez-Atalay-Özekes Sh. 583, Konuralp, Uluslararası Toplantı Sh. 260, Özekes-100 soruda İstinaf ve Temyiz sh. 99) 1) Sayılı Tarifenin III-1-e maddesi tasdik (onama) edilen kararlar için nisbi karar ve ilam harcı alınacağını düzenlemiş olduğundan Bölge Adliye Mahkemesinin kararı niteliğine göre nisbi karar ve ilam harcına hükmedilmesi mümkün olmayıp bu nedenle de maktu harç alınmalıdır. Aksi düşüncenin kabulü T.C. Anayasası'nın 73/3 maddesindeki "Vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin kanunla konulacağı, değiştirileceği veya kaldırılacağına" ilişkin temel hükme de aykırılık teşkil edecektir ki vergi ve harç yükümlülüğü konusunda kıyas veya yorum yoluyla yükümlülük getirilmesi mümkün değildir. Somut uyuşmazlıkta, nisbi değere tabi bulunan davada, davanın kabulüne ilişkin ilk derece mahkemesi kararı aleyhinde davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, Bölge Adliye Mahkemesince davalının istinaf başvurusunun esastan reddine ve nisbi karar ve ilam harcının davalıdan tahsiline karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı hükmedilen karar ve ilam harcı yönünden yukarıda açıklanan yasal düzenlemelere aykırılık teşkil etmektedir. Diğer taraftan davalı, istinaf başvurusunun esastan reddi kararını temyiz etmiş olup, red kararının temyiz incelemesi sonucunda alınması gereken onama harcı (1) sayılı Tarifenin 2.a maddesi gereğince Bölge Adliye Mahkemesi Kararının, niteliğine göre maktu olmalıdır. Bu halde, Bölge Adliye Mahkemesi kararındaki nisbi karar ve ilam harcının maktu karar ve ilam harcı olarak düzeltilmesi suretiyle HMK 370/1. maddesi gereğince kararın onanması, Daire onama ilamında da nisbi yerine maktu onama harcına hükmedilmesi gerekirken karar ve ilam harçları konusunda yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmesine ilişkin sayın çoğunluk görüşüne katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2022/1576, K. 2023/3954, T. 21.06.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2022-1576-e-2023-3954-k-bae82c4d23c0