Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2022/1570 E. 2023/3051 K. – Menfi Tespit
Konu: Menfi Tespit
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1570
- Karar No
- 2023/3051
- Karar Tarihi
- Konu
- Menfi Tespit
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22.Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/1684 Esas, 2021/1403 Karar HÜKÜM : Davanın reddi İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 2.Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2016/35 E., 2018/76 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirket arasında buğday satım ve depolama sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmenin teminatı olarak davalı yana bono verildiğini, müvekkilinin edimini 31.12.2015 tarihine kadar yerine getirmeyi borçlandığını, henüz vadesi gelmemiş ve müvekkilinin ifaya hazır olduğu 535.540 kg buğday borcu bulunduğunu, ancak bu borcunun vadesi gelmediğini, buna karşın davalı yan tarafından teminat amacı ile verilen bonoya dayalı aleyhe takibe girişildiğini ileri sürerek müvekkilinin sözkonusu takipten ötürü şimdilik 87.543,49 TL borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında buğday alım satım ve depolama sözleşmesi dışında Aytaç Gıda Broiler Piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesi imzalandığını, davacının sözleşme gereği 718.056,84 TL borcu olduğunu ve borcunu ödemediğini, davacının maddi sıkıntılar içinde olduğunu, bu sebeple alacaklarını bir an önce alabilmek için vadesi geçmiş olan takip konusu senet hakkında Karabük 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2015/68 D.İş sayılı dosyası ile ihtiyati haciz kararı alınarak davacı-borçlu şirket aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacının icra takibine itiraz etmediklerini, davalının davacıdan 13.10.2015 tarihinden sonra tekrar buğday göndermesini istediğini fakat davacı şirketin buğday ifa yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının davalıya depolarında stokladıkları sözleşme kapsamındaki bakiye kalan 1.050 ton buğdayı maddi sıkıntılardan dolayı sattıklarını belirten bir yazı yazdıklarını, müvekkilinin bu nedenle güveni kötüye kullanma suçundan davacı şirket yetkilileri aleyhine şikayetçi olduğunu ve ceza davası açıldığını, davacının sözleşme kapsamında davalıya herhangi bir teminat vermediğini, bononun teminat senedi niteliğinde olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takibe konu edilen senedin teminat senedi olduğu iddiasının davacı yanca ispat edilemediği, taraflar arasında buğday alım satımına ilişin sözleşme kurulduğu, ayrıca etlik piliç teminine yönelik de ticari ilişki bulunduğunun taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu senet alacağının kaynağının davalı yanca ispatlanamadığını, davalı şirket tarafından müvekkili şirketten buğday temini hususunda ne yazılı ya da sözlü talepte bulunulduğunun ispatlandığını, ayrıca davalı yan müvekkili şirketten alacaklı olduğunu iddia etmesine karşın banka yolu ile ödeme yaptığını, müvekkili şirketin depolarının dolu olduğunu ve yazılmış çekinin bulunmadığını, mahkemenin yalnızca buğday alım satım sözleşmesini tartıştığını, davalı yanın ise buğday alım satım sözleşmesinden kaynaklı alacağının olmadığını beyan ettiğini, bu yönde inceleme yaparak davanın reddinin doğru olmadığını, alacağın olmadığının davalı yanca beyan edilmesine karşın mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunda belirlenen tutar dikkate alındığında da davanın tümden reddinin yanlış olduğunu, kararın gerekçeli olmadığını, kararın kaldırılması ve davanın kabulün ve karar verilmesi istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı yanca Cumhuriyet Savcılığında verilen beyanda takibe konu bononun Aytaç Gıda Broiler piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesine istinaden verildiğini beyan etmesi nedeni ile bu sözleşmenin teminatı olduğu söylenebilir ise de, davacı yanca da takibe konu senet tutarına yönelik olarak daha sonra akdedilen Buğday Alım Satım ve Depolama Sözleşmesinden ötürü borçlu olduklarını kabul ettikleri nazara alındığında, takibe konu bononun teminat senedi olduğunun kabulü ile takip tarihi itibariyle her iki sözleşmeden ötürü davacı yanın borcunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerektiği, takip tarihi itibariyle davalı firma kayıtları ile davacı şirket cari hesap ekstresi arasında uyum bulunduğu, takip tutarı kadar davacının borçlu olduğunun tespit edildiği, mahkemenin red kararının sonucu itibari ile doğru olduğu ve gerekçedeki anılan hatanın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; senet metni üzerinde teminat senedi ibaresi bulunmamakla birlikte, sözleşme metninden ve tarafların ticari kayıtlarından, söz konusu senedin taraflar arasındaki buğday satım ve depolama sözleşmesi kapsamında teminat amacıyla verildiğini, zira buğday satım ve depolama sözleşmesinin üçüncü maddesi kapsamında tarafların alıcıya uygun bir teminat verileceği hususunda anlaştıklarını, dava konusu senedin de bu kapsamda davalıya teslim edildiğini, sözleşme kapsamında teminat alındığına dair açık hüküm karşısında davaya konu senedin teminat senedi olmadığını iddia eden davalının, belirtilen sözleşme hükmü uyarınca davacıdan nasıl bir teminat alındığını açıklayamadığını, davalının dava konusu bononun taraflar arasındaki bir diğer sözleşme olan piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesinden kaynaklanan 718.056,84 TL borca karşılık olarak verildiğini iddia ettiğini, ancak takibe konulan bononun 1.600,000,00 TL bedelli oluşunu izah edemediğini, bilirkişi raporunda taraflar arasında piliç bakım ve yetiştirme ilişkisinden kaynaklı bir alacak olmadığının tespit edilmesine ve bilakis taraflar arasında buğday satım ve depolama sözleşmesinden kaynaklı kısmi bir alacak olduğunun belirtilmesine rağmen yerel mahkemece bu hususun tamamen göz ardı edildiğini, davalı ile yapılan tek piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesinin 2007 tarihli olduğunu ve bu sözleşmenin düzenlenme tarihinden yaklaşık 9 yıl sonra, düzenlenme ve vade tarihi arasında beş gün olan (05.10.2015-10.10.2015) 1.600.000,00 TL gibi yüksek bedelli bir senedin verilmesinin ticari hayatın olağan ilkeleriyle bağdaşmadığını, bu tarz bir senedin ancak güncel bir ticari ilişki kapsamında düzenlenebileceğini, bu ilişkinin ise 2015 tarihli buğday alım ve depolama sözleşmesi olduğunu, söz konusu senedin bu ilişki içinde teminat maksatlı olarak düzenlendiğini, şayet davalının dayandığı farklı/güncel tarihli bir broiler piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesi var ise, bu sözleşmenin davalı tarafça ibraz edilmesi ve buna ilişkin ticari kayıtların ortaya konulması gerektiğini, bilirkişi raporunda davalının kayıtlarında buğday alım-depolama ve piliç yetiştirme işine ilişkin kayıtların müşterek tutulduğunun belirtildiği ve sonuçta müvekkilinin buğday satım ve depolama işi nedeniyle davalıya kısmen borçlu olduğu sonucuna varıldığını, ancak müvekkilinin davalıya broiler piliç bakım ve yetiştirme işinden dolayı herhangi bir borcu olduğunun tespit edilmediğini, bu durumda yapılması gerekenin müvekkilinin davalıya buğday alım-depolama işi mi yoksa broiler piliç bakım ve yetiştirme işinden dolayı mı borçlu olduğunun tekrar tetkik edilmesi olduğunu, bu hususa ilişkin taleplerinin karşılanmadığını, yine bilirkişi raporunda müvekkilin davalıya 718.000,00 TL değil 664.000,00 TL borcu olduğu belirtilmiş olup kabul anlamına gelmemekle birlikte, bu durum karşısında davanın en azından kısmen kabulüne karar verilmesi gerektiğini, dava konusu senedin davalının ticari defter ve kayıtların yer almadığını, eğer söz konusu senet iddia edildiği gibi 2007 tarihli piliç bakım ve yetiştirme sözleşmesi kapsamında verilmiş olsa idi, davalının geçmiş yıl mali tablolarında ve bilançolarında gösterilmesi gerektiğin, davalı tarafça dava konusu senedin boş olarak düzenlenerek kendilerine verildiği beyan edilmekte olup bu beyanın olaya etkisinin tartışılmadığını, dolayısıyla buğday satım ve depolama sözleşmesi kapsamında teminat olarak verilen senedin davalı tarafça sonradan doldurularak hukuka aykırı şekilde takibe konulduğunun çok açık olduğunu, sonuç olarak taraflar arasında aktif bir piliç bakım sözleşmesi ve müvekkilinin bu sözleşmden kaynaklı bir borcu bulunmadığını, bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesinin taraflar arasında bir piliç bakım sözleşmesi olduğu, bundan dolayı müvekkilin borçlu olduğu ve dava konusu senedin bu sözleşmenin teminatı olduğuna ilişkin bir gerekçe ile davayı reddinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe konu bononun teminat olarak verilip verilmediği ve davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.