Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8947 E. 2023/3165 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/8947
- Karar No
- 2023/3165
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3064 Esas, 2021/1404 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Karabük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla) SAYISI : 2017/194 E., 2018/245 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü. I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasındaki satış akdinden kaynaklanan açık faturalara konu borcun ödenmemesi üzerine davalı hakkında başlatılan icra takibine itirazın haksız olduğunu, müvekkili ...'nun davalı ...'ın işletmekte olduğu Karabük 100. Yıl mahallesindeki kafeye faturalarda cins ve niteliği bildirilen her nev'i mutfak malzemesi, masa ve oturma eşyası ürünlerini satıp teslim ettiğini, davalının 6 adet fatura içeriğine itiraz etmediğini, davaya konu 6 adet faturanın hem davacı müvekkilinin ve hem de davalı borçlunun ticari defter ve kayıtlarına işlendiğini ileri sürerek davalının Karabük 2. İcra Müdürlüğünün 2017/2287 sayılı doyasında itirazının iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkili arasında 100. Yılda bulunan kafenin satılması hususunda sözleşme ile mutabakata varıldığını, bu sözleşme gereğince davacının dava dilekçesinde de bahsettiği 100. Yıl mahallesindeki kafeyi içindeki dava konusu faturalarda belirtilen eşyasıyla birlikte 300.000,00 TL karşılığında müvekkili davalıya devredileceğini, müvekkilinin 300.000,00 TL'yi nakit olarak vermeyeceğini, İstanbul Ümraniye'de bulunan daireyi davacının dilediği kişi adına devredeceğini, sözleşmenin taraflar adına davacının eşi ile müvekkilinin eşi arasında imzalandığını, sözleşmede belirtilen dairenin davacının istediği kişilere devrinin gerçekleştirildiğini, sözleşmeye konu kafenin de müvekkili tarafından devir alındığını, müvekkilinin dükkanın devrinin ardından, borcunu tamamen ödemiş olmasına rağmen sözleşme gereği dükkânla birlikte kendisine teslim edilmesi gereken, dükkânın içindeki malzemelerin haczedilmiş olduğunu öğrendiğini, icra takibine konu faturalarda belirtilen bir takım eşyaların Karabük 1. İcra Müdürlüğünün 2016/616 Talimat sayılı dosyası ile davacının ortaklarından ...'nun borçları nedeniyle haczedilip yediemine teslim edildiğini, bu eşyaların müvekkiline tesliminin hiçbir zaman gerçekleşmediğini, bu sırada davacının, müvekkilinden habersiz olarak teslimi gerçekleşmeyen eşyaların satışına ilişkin açık fatura düzenleyerek müvekkiline tebliğ etmeden, o tarihte aynı zamanda kendi muhasebesini de tutan muhasebeci Mehmet Aksoy vasıtasıyla defter kayıtlarına bu faturaları işlettiğini, davacının bu şekilde hareket ederek müvekkilinin faturaya itiraz etmesinin önüne geçtiğini, davacının dürüstlük ilkesine aykırı hareket ettiğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının iddiasının ispatına yönelik olarak taraflara ait ticari defter kayıtlarını ve faturaları gösterdiği, davacının defter kayıtlarına göre, davacının davalıdan 210.047,40 TL alacağı olduğu, davalının yapılan ihtara rağmen defter kayıtlarını dosyaya sunmadığı ancak cevap dilekçesindeki beyanlardan faturaların davalı defterlerine de işlendiğinin anlaşıldığı, davanın dayanağını oluşturan takibe konu faturalara konu malların davalıya teslimine dair ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacı tarafça takibe konu faturalara konu malların davalıya teslimine dair teslim belgesinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 140 ncı maddesinin beşinci fıkrası uyarınca kesin süre verilmeden dosyaya sunulduğu, bu durumda faturaya itiraz ve faturanın iade edildiğini kanıtlama yükümlülüğünün davalıya ait olduğu, davalı tarafça faturaya konu malların dava dışı İbrahim Tüccaroğlu'nun borcundan dolayı haczedilip muhafaza altına alındığı iddia edilmiş ise de bu iddianın yerinde olmadığı, faturalara konu malların 29.04.2017 tarihinde davalıya teslim edildiği, iddia edilen haciz ve muhafaza tarihinin ise 28.03.2017 olduğu, muhafaza altına alınan mallar ile teslim davalıya teslim edilen malların aynı mallar olmadığı, yine davalının eşi ... ile İbrahim Tüccaroğlu arasındaki protokolün de davacıyı bağlayıcı bir yönünün bulunmadığı, takip ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan toplam 210.047,40 TL alacağının mevcut olduğunun dosya kapsamına göre sübut bulduğu, takip öncesi davalı temerrüte düşürülmediğinden işlemiş faiz yönünden talebin yerinde görülmediği, alacağın likit olduğu, davalının itirazında haksız olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacı tarafından davalı aleyhine başlatılan Karabük İcra Müdürlüğünün 2017/17486 (Kapatılan Karabük 2. İcra Müdürlüğünün 2017/2287) sayılı ilamsız icra takibine yönelik davalı tarafından yapılan itirazın kısmen iptaline, takibin 210.047,40 TL asıl alacak üzerinden takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte devamına, fazlaya ilişkin işlemiş faiz ile ilgili itirazın iptali talebinin reddine, itirazın iptaline karar verilen alacak tutarının %20'si oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; devir sözleşmesi gereğince kafeyi olduğu gibi müvekkile devretmeyi taahhüt eden davacının sözleşmeye aykırı olarak kafede bulunan eşyalara ilişkin satış sözleşmesi yapılmış gibi müvekkilinden habersiz fatura düzenlediğini, müvekkilin durumu öğrenmesi üzerine faturaları iptal ettiğini, icra takibine konu faturalar üzerinde iptal kaydının olduğunu, o tarihte hem davacının hem de davalının kayıtlarını tutan muhasebeci tarafından müvekkiline tebliğ edilmeyen faturaların davalı defterlerine işlendiğini, davacının iptal edilen faturalara dayanarak icra takibi yaptığını, davacının hiçbir zaman faturada belirtilen eşyaları müvekkiline teslim etmediğini, davacının faturalarda belirtilen eşyaların teslim edildiğini yazılı delille ispatlaması gerektiğini, bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, dilekçeler teatisinden sonra davacı tarafça dosyaya sunulan teslim belgesini kabul etmediklerini, belgedeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, yerel mahkemece taraflar arasındaki devir sözleşmesinin davacıyı bağlayıcı olmadığının belirtildiğini, ancak bu değerlendirmenin hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı tarafça iddia edildiği gibi çıplak kira sözleşmesi yapılmasının söz konusu olmadığını, devir bedeli dikkate alındığında bu iddiaya itibar edilemeyeceğini, davacının ticari defterlerinde kafenin devrine ilişkin herhangi bir faturaya rastlanılmadığını, davacının kötü niyetli olduğunu, sözleşmenin içeriğine ve taraflarına ilişkin tanık dinletme taleplerinin reddedildiğini, davacı tarafça süresinden sonra dosyaya sunulan "teslim tesellüm tutanağı"nın dikkate alınmaması gerektiğini, taraflar arasında imza edilen sözleşmenin davacıyı bağlamadığına yönelik gerekçenin hukuka aykırı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön olmadığı, takibe konu edilen alacağa dayanak faturanın davalı defterinde kayıtlı olduğunun davalı tarafça beyan edildiği, yine takibe konu fatura içeriğinde yer alan malların davalıya teslim edilmiş olduğunun dosya içerisinde yer alan belgeden anlaşıldığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki itirazlarını yineleyerek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, fatura alacağına dayalı başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. 28.03.2017 tarihli haciz ve teslüm-tesellüm tutanağına göre bir kısım mallar yeddiemin olan 3 üncü kişide bırakılmış olmasına göre, temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.05.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Somut uyuşmazlıkta; Davacı, icra takibinin dayanağı 6 adet faturaya konu menkullerin davalıya 29.04.2017 tarihli teslim tutanağı ile teslim edildiğini, faturaların davalı defterlerine kayıtlı olduğunu, yasal 8 günlük süre içerisinde davalının faturalara itiraz etmediğini, ancak menkulleri tesellüm etmesine rağmen davalının faturalar tutarı 210.047,40 TL'yi ödemediğini iddia etmekte, Davalı ise fatura konusu menkullerin teslim edilmediğini, daha önce davacının eşi ...'nun borcu nedeniyle icraen haczedilip satıldığını savunmaktadır. İlk Derece Mahkemesince faturalara konu menkullerin davalıya teslim edildiği kabul edilerek davanın kabulüne karar verilmiş, Davalı vekilinin vaki istinaf kanun yolu başvurusu Bölge Adliye Mahkemesince esastan red edilmiştir. Davalı vekilinin temyiz istemi de sayın çoğunluk görüşü doğrultusunda red edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır. Sayın çoğunluğun onama gerekçesine katılamıyorum. 1.29.04.2017 tarihli teslim tesellüm belgesi ..., ... ve ... çalışanı olduğundan bahisle ... tarafından imzalanmış olup, dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesinde bu delile dayanılmamış, davalı vekili ön inceleme duruşmasından önce 30.01.2018 tarihinde, 29.04.2017 tarihli belgeyi dosyaya ibraz etmiş, davalı vekili ön inceleme duruşmasında belgenin süresinden sonra dosyaya ibraz edildiğini, kabul etmediklerini beyan etmiştir. 29.04.2017 tarihli belgede, dava konusu menkullerin davalıya teslim edildiğinin kabul edilmesine göre, davalının baştan beri menkullerin kendisine teslim edilmediği belgeyi kabul etmediği savunması karşısında belgedeki imzanın davalıya ait olup olmadığı konusunda davalının isticvabı, gerektiğinde bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucunu, 29.04.2017 tarihli belgeye dayanılarak hüküm tesisi doğru değildir. 2.Takip ve davanın dayanağı faturalar 25.04.2017 tarihli olup, davacının eşi ... aleyhinde Mudanya İcra Müdürlüğünün 2015/922 Esas sayılı dosyasında, aynı iş yerinde istihkak iddia eden davacınında huzuru ile 07.12.2016 ve 28.03.2017 tarihinlerinde fiili hacizler yapılmış, iş yerindeki bir kısım menkuller Ahmet Tüccaroğlunun borcu nedeniyle haczedilmiş, menkuller icra dosyasında 07.07.2017 tarihinde ihale alıcısı Alican Yılmazer'e açık arttırma sonucunda satılmıştır. Dava konusu menkuller 25.04.2017 tarihli faturalar ve 29.04.2017 tarihli teslim tessellüm belgesinin düzenlenmesinden önce icraen haczedilip yediemine bırakılmıştır. Faturaların, davalı defterlerinde kayıtlı olması muhtevasının teslim edildiğine karine teşkil etmekte olup aksinin her türlü yasal delille ispatlanması mümkündür. Mudanya İcra Müdürlüğünün 2015/922 Esas sayılı dosyası ile menkullerinin daha önce Fiilen haczedilip yediemine teslim edildiğinin anlaşılmasına göre Fiilen haczedilen menkullerin davalıya teslim edilmediği ispatlanmıştır. Bu halde dava konusu menkuller ile fiilen haczedilen menkullerin karşılaştırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme sonucu bu hususunda göz ardı edilmesi doğru değildir. Açıklanan nedenlerle eksik inceleme ve değerlendirme sonucu tesir olunan hükmün bozulması gerekirken bu yönlere ilişkin davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanması usul ve yasaya aykırıdır. Maruz nedenlerle çoğunluk görüşüne karşıyım.