Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8936 E. 2023/3049 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/8936
Karar No
2023/3049
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2019/4 E., 2021/1543 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Nevşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/463 E., 2018/291 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, kendisi adına kayıtlı bulunan taşınmazlarını satılması hususunda emlakçı olan davalı ... ve müvekkilinin akrabası olan dava dışı ... isimli şahıslardan aracı olmalarını istediğini, davalının emlak hizmeti nedeniyle müvekkiline protokol imzalattığını, müvekkilinin taşınmazını satmak için alıcı bulduklarını ancak alıcının vazgeçmesi üzerine müvekkilinin imzalanan protokolün iadesini istediğini, müvekkilinin protokol olup olmadığını anlayamadığı bir evrakı yırtarak attığını, dava dışı ...’ın ise akrabası olması nedeniyle güvenerek emlakçıdan ayrıldığını, bir süre sonra müvekkilinin borçlu olduğu davalının da alacaklı olduğu 85.000,00 TL bedelli borçtan dolayı müvekkili hakkında icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya hiç bir borcunun bulunmadığını, davalının müvekkilinin yaşlılığından faydalanarak protokolün altındaki senede imza attırdığını, davalının hile ile müvekkilinden senet aldığını ileri sürerek Nevşehir 1. İcra Müdürlüğünün 2016/2478 E. sayılı dosyası ile takibe konu edilen senet ve takibin fer'ileriyle birlikte borcunun olmadığının tespiti ile davalının kötü niyetli takibi nedeniyle asıl alacağın %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; senede karşı senetle ispat kuralı gereği borçlu/davacının takibe konulan bononun bedelsiz olduğunu yazılı delille kanıtlaması gerektiğini, davacının davasını yasal olarak ispatlayacak yazılı bir delil dosyaya sunamadığını savunarak davanın reddi ile %20 tazminata karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın imzası inkar edilmeyen kambiyo senedinin hile yoluyla alındığı iddiasına dayalı menfi tespit davası olup hilenin her türlü delille kanıtlanabileceği, dinlenen tanık beyanları ve davacı iddiasının soyut ifadelerden ibaret olup hile olgusunun kanıtlanamadığı, davacının yemin deliline dayanmış olduğu, davalıya usulüne uygun olarak yemin yaptırıldığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; emlakçı olan davalının müvekkilinden protokol ve boşa imzalı senet aldığını, satış işlemi gerçekleşmeyince davalı tarafından senedin işleme konulduğunu, tanık beyanlarının senedin hile alındığına açıkça tanıklık ederek beyanda bulunduklarını, müvekkilinin yaşlılığından yararlanarak senedin hile imzalatılarak takibe konu edildiğini, hile söz konusu olunca tanık delili ile ispat edilebileceğini, müvekkilince de ispat edildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tanık anlatımlarının duyuma dayalı olduğu, davaya konu bononun tanzim anına ilişkin herhangi bir doğrudan bilgilerinin bulunmadığı, bu suretle iddia olunan hile ile olgusunun kesin, net ve inandırıcı delillerle kanıtlanamadığı kanaatine varıldıktan sonra yazılı şekilde hüküm tesis edilmesinde bir hata görülmediği, dolayısıyla mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; tüm tanık beyanlarının duyuma değil görgüye dayalı olduğunu, davalının hakkında birçok ceza davası olan bir kişi olduğunu, müvekkilinin ise uzun yıllardır yurt dışında gurbetçi olduğunu ve Türkiye'de işlemlerin nasıl yürüdüğünü bilmediği için davalıya güvendiğini ancak hile ile alınan senet vasıtasıyla dolandırıldığını, müvekkilinin işbu dava kapsamında anlatılan işlem dışında davalı ile hiçbir bağı ve tanışıklığı olmadığını, senet metninde "nakden" yazılı olduğunu ancak davalıdan hiçbir şekilde nakdi para almadığını, senedin tanzim tarihi itibariyle davalının mali durumunun araştırılması gerektiğini, zira davalının senetteki tutar kadar hiçbir aşamada maddi imkana sahip olmadığını, hile iddiası söz konusu olduğundan senede karşı senetle ispat kuralının istisnası olan bir durum söz konusu olduğunu ve müvekkilinin tanık delili ile hile iddiasını ispatladığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, takibe dayanak senedin hile ile ele geçirilip geçirilmediği, bedelsiz olup olmadığı ve davacının davalıya borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. 2. İlgili Hukuk 1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2.2004 sayılı Kanun'un 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/8936, K. 2023/3049, T. 17.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-8936-e-2023-3049-k-1630d3e5b0e9