Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/6359 E. 2023/2810 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/6359
Karar No
2023/2810
Karar Tarihi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/254 Esas, 2021/1225 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/20 E., 2019/490 K. BİRLEŞEN DAVA : Konya 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2013/269 Esas Taraflar arasındaki menfi tespit asıl ve birleşen davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. Kararın asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA 1.Asıl ve birleşen davada davacı vekili dava dilekçelerinde; davacı tarafından keşide edilen biri senet diğeri çek olmak üzere iki adet kambiyo senedinin lehtar hanesi açık olarak davalıların ortağı oldukları dava dışı Konboard Isı Yalıtım Sistemleri Ltd. Şti.'ye strafor ve benzeri yalıtım malzemelerinin siparişi nedeniyle teminat ve avans olarak verildiğini, davacının ayrıca davaya konu edilmeyen 8 adet bonoyu da ayrıca verdiğini, davalıların ve davalıların ortağı olduğu şirketin yalıtım malzemelerini teslim etmemesi üzerine dava konusu çek ve bononun iadesinin istenildiğini, davalıların çek ve bononun karşılığı yalıtım malzemelerini teslim etmeyip kambiyo senetlerini de iade etmediklerini, açığa imzalı senedin ve çekin lehtar hanesine davalı ...'ın ismini, lehtar kısmına yazarak onun cirosu ile diğer davalı ...'a geçirilerek bedelsiz çek ve bononun kötü niyetli bir şekilde ayrı ayrı icra takiplerine konu edildiğini, davacının Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2013/9306 E. sayılı dosyasında icra takibine konu olan 800.000,00 TL bedelli çekten ve Konya 4. İcra Müdürlüğünün 2013/9263 E. sayılı dosyasında icra takibine konu olan 165.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davalılara borçlu olmadığının tespitine, iptallerine ve davalıların %20 oranından az olmamak üzere tazminata mahkumiyetlerine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Asıl ve birleşen davada davalı vekili cevap dilekçelerinde; davacının iddialarını yazılı delille ispat etmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı davacının, davaya ve birleşen davaya konu olan çek ve bononun teminat veya avans olduğunu yazılı belgeyle ispatlayamadığı gibi mevcut bir borcun karşılığı olduğuna hukuken şüphe olmayan çek ve bonoyu hükümden düşürecek bir delil ve belgesi de olmadığı, davacının davalıya yönelttiği yeminin de davalı ... tarafından usulen eda edildiği gerekçeleriyle davalı ... hakkındaki asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine, yasal koşullar oluşmadığından lehine kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ciro yoluyla hamil olan ...’ın lehtar davalının ortağı olduğunu açıkça ifade ettiğini, davaya konu çek ve bononun tamamen mal siparişi karşılığı avans niteliğinde verildiğini, davacının ticari kayıtlarının da bu şekilde olduğunu, ciro yoluyla hamil davalının savcılık nezdinde alınan ifadesinde davacı şirket ve yetkilisini tanıdığını, şirket yetkilisi ile görüşmelerinin olduğunu ikrar ettiğini, yine ortağı davalı lehtarın borç istediğini ve buna karşılık da davaya konu çek ve bonoların kendisine teslim edildiğini ifade ettiğini ancak hamilin ticari defter ve kayıtlarında yapılan incelemelerde iki ortak arasında herhangi bir şahsi alışverişin olduğuna ilişkin bir kayda rastlanmadığının tespit edildiğini, davalı savunmalarının tamamen kurgudan ibaret ve savcılık ifadeleri ile çelişir nitelikte olduğunu, mahkemece bu hususa hiçbir şekilde dikkat edilmeden eksik inceleme ile hatalı hüküm kurulduğunu, ayrıca davalıların ortak oldukları, birlikte ve tamamen kötü niyetli hareket ettikleri, ciro yoluyla hamil olan ile davalı lehtarın davacıya yapılan satış sözleşmesini bildiğini, ortak hareket ettiklerini, davaya konu kıymetli evrakların mal siparişleri için verildiğini de bildiğini, malların teslim edilmediğini, davaya konu kıymetli evrakların da sipariş avansı olarak verildiği konularında tanıkların dinlenmeden talebin reddinin de hatalı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından imzalanan bir adet senet ve çekin bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olduğundan dava konusu çekin bedelsiz kaldığına dair yazılı delil sunulmadığı, yargılamanın usul kurallarına uygun olarak yapıldığı, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verildiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebepleriyle temyiz isteminde bulunmuştur. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, davaya konu çekin ve senedin avans olarak verildiği, karşılığında mal tesliminin gerçekleştirilmeyerek bedelsiz kaldığı iddiasına dayanan davacının borçlu olmadığının tespiti istemlerine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 2004 sayılı İcra İflas Kanunu' nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 09.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/6359, K. 2023/2810, T. 09.05.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-6359-e-2023-2810-k-d0e596bfa730