Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/8331 E. 2023/2428 K. – İtirazın İptali
Konu: İtirazın İptali
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/8331
- Karar No
- 2023/2428
- Karar Tarihi
- Konu
- İtirazın İptali
MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1543 Esas, 2021/1614 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/381 E., 2021/161 K. Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalının, keşidecisi dava dışı Işıldak...Ltd. Şti., lehtarı müvekkili adi ortaklık olan 2 adet çekin avalisti olduğunu, müvekkilinin söz konusu çeklere dayalı olarak davalı hakkında yaptığı ilamsız icra takibinin davalının haksız itirazı üzerine durduğunu ileri sürerek itirazın iptaline ve icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu icra takibi tüzel kişiliği olmayan "adi ortaklık" adına başlatıldığından huzurdaki davada geçerli bir icra takibi bulunmadığını, dava konusu çeklerin zamanaşımına uğradığını, davacının kötü niyetle takip başlattığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu icra takibinin adi ortaklık adına verilen vekaletnameye dayalı olarak başlatıldığı, adi ortaklığı oluşturan her iki şirketten de ayrı ayrı alınmış bir vekaletname bulunmadığı, huzurdaki itirazın iptali davası adi ortaklığı oluşturan her iki şirketten de vekaletname alınmak suretiyle açılmış ise de alacaklının usulüne uygun bir icra takibi başlatmak ve sürdürmek zorunda olduğu, takip talebindeki eksikliğin sonradan ıslahla dahi giderilemeyeceği, davacıların davalıya husumet yöneltmesinin de mümkün olmadığı zira 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 814 üncü maddesinin ikinci fıkrasına göre çek borçlularından birinin diğerine karşı sahip olduğu başvurma haklarının çek borçlusunun çek bedelini ödediği veya çekin dava yoluyla kendisine ileri sürüldüğü tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağı, somut olayda, çekin 25.08.2016 tarihinde ibraz edildiği, iş ortaklığının çek bedellerini 20.10.2016 tarihinde ödediği, davaya konu icra takibinin ise 22.10.2019 tarihinde başlatıldığı gözetildiğinde icra takibinin yapıldığı tarih itibarıyla çeklerin zamanaşımına uğradığı, zamanaşımına uğrayan çek kambiyo vasfını yitirdiğinden temel ilişkiye dayalı olarak avalistin sorumluluğuna gidilmesinin mümkün olmadığı bu nedenle davalının pasif husumet ehliyetinin de bulunmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yargıtayın yerleşik uygulamasında; taraflardan birinin adi ortaklık olduğu icra dosyalarında alacaklı veya borçlunun yanlış gösterilmesinin kabul edilebilir bir yanılgı olarak değerlendirildiğini ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 124 üncü maddesinin dördüncü fıkrasının kıyasen uygulanması suretiyle davacı alacaklıya icra dosyasında taraf teşkilini sağlaması için süre verilmesi gerektiğinin kabul edildiğini, yerleşik Yargı uygulamasında, adi ortaklar arasında mecburi dava arkadaşlığı bulunduğu gözetilerek ortaklardan birinin davaya katılmadığı hallerde katılımının sağlanması veyahut muvafakatinin alınması için süre verildiğini, davanın tüm adi ortakların katılımıyla açıldığını, Mahkemece bu hususun gözden kaçırıldığını, davalının gerek takibe itirazında gerekse de cevap dilekçesinde zamanaşımı defini ileri sürmediğini, esasen süresinde verilmiş bir cevap dilekçesi de bulunmadığını, Mahkemece buna rağmen zamanaşımı definin resen göz önüne alınmasının doğru olmadığını, avalist bakımından, lehtar ile keşideci arasındaki temel hukuki ilişki gözetilerek zamanaşımı değerlendirmesi yapılması gerektiğini, davalının husumet itirazının kötü niyetli olduğunu, davalı iddiasına göre olayımızda borçlanabilen ancak alacaklı olamayan bir hukuki varlık bulunduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde belirtilen hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, itirazın iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Kanun’un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.