Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4761 E. 2023/2019 K. – Menfi Tespit

Konu: Menfi Tespit

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/4761
Karar No
2023/2019
Karar Tarihi
Konu
Menfi Tespit

İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2018/3657 Esas, 2021/878 Karar HÜKÜM : Yeniden esas hakkında hüküm kurulması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2017/101 E., 2018/542 K. Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin evli olup mimar olduklarını ve iş hayatlarını birlikte sürdürdüklerini, davalının restoran olarak açmayı planladığı iş yerinin restorasyon işini yapmak için taşınmaz malikleri ile görüşmeleri ve bu binanın restorasyon işinin ücret karşılığında müvekkilleri tarafından üstlenilmesi sırasında davalı ve davalının kardeşi ... ... ile tanıştıklarını, taşınmaz malikleri ile yapılan anlaşma ve mutabakata göre binanın restorasyonu için yapılacak tüm giderlerin taşınmazın malikleri tarafından ödeneceğinin kararlaştırıldığını, davalı ... ile kardeşinin ise taşınmazı kiracı olarak restoran sıfatı ile işleteceklerini, müvekkillerinin almış oldukları restorasyon işini yaptıkları süreçte davalı ve kardeşi tarafından yapılan ortak restoran işletmeciliği teklifini kabul ettiklerini, ayrıca davalının abisi ... ...'e ait ... Turs. Gıda.. Ltd. Şti.'de %50 hisse vermeyi teklif ettiğini ve davacıların da kabul ettiğini, davalının kardeşi ...'ın da hazır bulunduğu ortamda davacılardan 300.000,00 USD ve 150.000,00 USD'lik senetleri bu işlere karşılık teminat olarak aldığını, senetlerin davalı emrine düzenlendiğini ve restoran ortaklığının başlaması ile senetlerin iade edileceğinin taahhüt edildiğini, müvekkillerinin ilgili binanın restorasyonunun 2015 yılı Aralık ayı sonunda bitirdiklerini ve Ocak 2016 ayında davalı ile ortak olduklarını düşündükleri restoranın açılışını gerçekleştirdiklerini, restorasyonun bitiminden sonra davalı taraftan şirket hisselerinin devrinin ve ortaklığın kurulmasının talep edildiğini ancak davalı tarafın zaman kazanmaya çalışarak müvekkillerini oyaladığını, daha sonrasında ise müvekkillerini tehdit ederek ortaklık taleplerinden vazgeçirmeye zorladığını, davalı ile müvekkilinin yaptığı görüşme esnasında karşı tarafın 300.000,00 USD bedelli senedi yırttığını, davalı ve davalının kardeşi hakkında dolandırıcılık ve tehdit nedeniyle suç duyurusunda bulunduklarını, müvekkillerinin davaya konu 07.10.2015 tanzim tarihli 15.10.2015 vade tarihli 150.000,00 USD tutarındaki senetten dolayı davalı tarafa borçlu olmadıklarının tespiti ile % 20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının asgari ücretle sigortalı çalıştığını, abisi ... ile arasının iyi olduğunu ve abisinin iş yerine ara sıra gittiğini, davacılar ile abisinin yanına gittiği sırada tanıştığını, davacıların davalının abisi ile restorasyon işi ile ilgili maliklerin ödeyeceği restorasyon masraflarının dava dışı ...'tan istediklerini, ve dava dışı ...'ın davacılara 300.000,00 TL verdiğini, dava dışı ...'tan restorasyon işleri için aldıkları toplam 500.000,00 TL karşılığında davalı adına 150.000,00 USD senedin düzenlenerek davalıya verildiğini, dava dışı ... ile davacıların arasının bozuk olması sebebiyle senedin davalı adına düzenlendiğini, davacı tarafça senedin mesnetsiz olduğu bildirildiğinden bu hususun ispatlanmasının gerektiğini, davaya konu senedin bono olup nakten ibaresi yazıldığını, teminat verildiğine dair taraflar arasında herhangi bir sözleşme veya belge olmadığı gibi senette de teminat senedi olduğuna dair bir ibare olmadığını, dosyaya sunulan 07.10.2015 tarihli protokolde davacıların her ikisinin imzasının olduğunu ve 150.000,00 USD'nin nakit karşılığının kendilerine verildiğinin belli olduğunu ileri sürerek davanın reddine ve davacının kötü niyetli olduğunun tespiti ile %20 tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu bono metninde teminat amaçlı olarak verildiğine yönelik bir açıklama bulunmadığı, bononun teminat olarak verildiği iddiasının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 ve 201 inci maddeleri uyarınca yazılı delillerle kanıtlanması gerektiği, yerleşik Yargıtay uygulamasına göre senedin teminat senedi olarak verildiği iddiasının senede açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatının mümkün olduğu, somut olayda davacıların davaya konu bononun teminat olarak verildiği iddiasını bonoya açıkça atıf yapan bir sözleşme ile de ispatlayamadıkları, dosyaya yazılı delil sunmadıkları, bu durum karşısında davacıların delilleri arasında yemin delilini de göstermiş olmaları nedeni ile yemin teklif etme hakkı hatırlatıldığını, davacıların yemin teklifinde bulunmayacaklarını bildirdiklerini, davanın ispatlanamadığı, verilmiş bir tedbir kararı da bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının cevap dilekçesindeki iddia ve beyanları ile senedi ta'lil ettiğini, dolayısıyla ispat külfetinin yer değiştirdiğini ve davalı tarafın, davaya konu senet bedeli kadar bir parayı davacılara ödediğini ve davacılar tarafından yapılması taahhüt edilen restorasyon işinin yapılmadığını davalının ispat etmesi gerektiğini, davalı tarafın savunması ile senedin mücerretliğinin ortadan kalktığını, bu hususun dikkate alınmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalının cevap dilekçelerinde bonodaki bedeli kendisinin değil ağabeyi dava dışı ...'ın verdiğini, ancak arada küslük durumu olduğu için senette lehdar olarak davalının isminin yer aldığını, davacıların dava dışı ...'a borçlu olduklarını açıkça beyan ettiği, somut olayda ilk derece mahkemesinin senedin sebebinin talil edilmediğini beyanla ispat yükünün davacılarda olduğunu ve yazılı delil sunulmadığını gerekçe gösterdiği, ancak senet nedeni talil edilmemekle birlikte çok daha önemli bir hususun ikrar edildiğini, senette alacaklının davalı değil dava dışı ... olduğunun ikrar edildiğini, bu hususun talilden çok daha önemli bir ayrıntı olduğu, bu nedenle bizzat davalının aşamalarda değişiklik göstermeyen ve ikrar mahiyetindeki savunmalarında; senette yazılı olan bedelin kendisinin değil ağabeyinin davacılara verdiğini, davacıların işi yerine getirmediklerini ve bu nedenle ağabeyi ile davacıların arası açıldığı ve küs oldukları için kendisinin işi yürüttüğünü, bu nedenle de senedin kendi adına düzenlendiğini aslında alacaklının dava dışı ağabeyi olduğunu oldukça açık ve net şekilde beyan ettiği gerekçesiyle davacıların istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile davacıların dava konusu senet nedeniyle davalıya borçlu olmadıklarının tespitine, koşulları oluşmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararında taraflar arasında düzenlenen protokolden bahsedilmediğini, dava konusu bonoda nakden ibaresinin yer aldığını, davacıların söz konusu senedin teminat senedi olduğunu iddia ettiklerini, dosyada mübrez 07.10.2015 tarihli protokolde borçlular tarafından alacaklıdan alınan nakit para karşılığı dava konusu senedin düzenlendiğinin belirtildiğini, teminat olduğuna ilişkin bir metnin yer almadığını, davacıların iddiasını yazılı delille ispatlayamadıklarını, davacılarca düzenlenen senedin tamamen o tarihte davacılara restorasyon giderleri için dava dışı ... tarafından verilen ve en kısa sürede ...'a ödenmesi gereken bir borç olduğunu, senedin protokolle davalı adına düzenlenmesini davacıların kendi hür iradeleriyle kabul ettiklerini, davacıların kötü niyetle hareket ettiğini ileri sürerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesini istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, bonodan kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 72 nci maddesi. 3. Değerlendirme Taraflar arasında düzenlenen 07.10.2015 tarihli protokol gereğince davacıların dava konusu bononun vade tarihinde ödenmemesi halinde alacaklı ... tarafından aleyhlerinde takip yapılmasını kabul ettikleri, dolayısıyla davalının alacaklı sıfatını da kabul ettikleri anlaşılmaktadır. Bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince alacaklının dava dışı ... olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 03.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2021/4761, K. 2023/2019, T. 03.04.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2021-4761-e-2023-2019-k-d9d3dfc2092f