Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/4027 E. 2022/8663 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/4027
- Karar No
- 2022/8663
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 44.HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 09.09.2020 tarih ve 2019/235 E- 2020/174 K. sayılı kararın davalı tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.03.2021 tarih ve 2021/225 E- 2021/257 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının markalarının Türk Patent ve Marka Kurumunda tescilli olduğu gibi uluslararası alanda da tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, davacı şirketin tescilli markalarının izinsiz bir şekilde kullanılması, ürünlerin satışa arz edilmesi, depolanması üzerine davalı mekanında yaptırdıkları delil tespiti sonucunda, muhtelif sayı ve nitelikte LACOSTE logolu kıyafet tespit edildiğini, tespit mahallindeki bilirkişilerin davacıya ait tescilli markaların birebir aynısının kullanıldığı ve ürünlerin orijinal olmadığı fikrine vardıklarını, tespit edilen ürünlere el konularak yediemine teslim edildiği belirterek İstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi tarafından 2019/139 D.İş dosyası 28.06.2019 tarihli ara kararı ile el konulan ürünler hakkında ürünlerin muhafazasına devamına, davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz eylemi ve haksız rekabet eylemi olduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, giderilmesine, Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 163. maddesine istinaden hızlı imhasına, depolama-sundurma ücretinin davalıya tahmiline, kararın ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap vermemiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda tüm dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; SMK'nın 6/1 maddesinde nisbi red nedeni olarak düzenlenen karıştırma ihtimalnin aynı Kanun'un 7/1 maddesinde marka hakkına tecavüz hali olarak yer aldığı, SMK'nın 7/1-b maddesine göre marka sahibinin "tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerde aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılmasını engelleyebileceği ve bu durumun aynı zamanda marka hakkına tecavüz olarak nitelendirildiği, somut olayda, davalının ürünlerinde LACOSTE" ve "TİMSAH ŞEKLİ" esas unsurlu kullanımının işitsel, anlamsal, görsel olarak ayrı ayrı değerlendirilmesinde ve bütün olarak tetkikinde ortalama tüketici nezdinde karışıklığa mahal verecek derecede benzerlik ve aynılık içermekte olduğu, aynı emtialarda kullanılan markaların görünüş itibari ile ortalama tüketici nezdinde benzerliğinin ve karıştırılma ihtimalinin bulunduğu ve bu itibarla markaya tecavüzün hukuki koşullarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, davalının davacıya ait "LACOSTE" ve "TİMSAH ŞEKLİ" esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, bu kapsamda tecavüze konu markaları taşıyan ürünlere el konularak masrafı davalı tarafından karşılanmak suretiyle imhasına, hüküm özetinin masrafı davalı tarafça karşılanmak suretiyle ülke çapında yayın yapan tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde ilanına karar verilmiştir. İlk derece mahkemesi kararı, davalı tarafından istinaf edilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, 556 sayılı KHK’nın 61/1-c maddesi uyarınca markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği halde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmanın, dağıtmanın veya ticari amaçlarla elde bulundurmanın marka hakkına tecavüz sayıldığı, TTK’nın 56 ve 57/5. maddelerinde de başkasının markası ile iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak fiillerinin hüsnüniyet kurallarına aykırı hareket ve dolayısıyla da haksız rekabet kabul edildiği, TTK’nın 57. maddesinin 5. bendinde başkasının emtiası, iş mahsulleri faaliyeti veya ticari işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarıyla iltibasa meydana verebilecek şekilde, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalarını kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmeyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurma eylemlerinin haksız rekabet teşkil edeceği hükme bağlandığı, dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalıya tebligatların 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapıldığı, UYAP üzerinden yapılan incelemede, davalının yargılamanın sürdüğü 2019 yılında mernis adresinin olmadığı bu sebeple dava dilekçesinin ve tensip zaptının davalıya Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre yapılmış olduğu, tebliğin hukuka uygun olduğu, davalının bu sebeple savunma hakkının kısıtlandığına ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalının yaptığı iş sebebiyle işyerindeki malların davacının markasını taşıyan taklit ürünler olduğunu bilmemesinin mümkün bulunmadığı da gözetildiğinde, davalının fiilinin davacıya ait marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet oluşturacağı kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir. Karar, davalı tarafından temyiz edilmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davalının temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davalıdan alınmasına, 05/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.