Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3261 E. 2022/8691 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3261
- Karar No
- 2022/8691
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.02.2019 tarih ve 2017/368 E- 2019/191 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 10.12.2020 tarih ve 2019/718 E- 2020/1295 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davacının komşusu olan davalı ... ve arkadaşı dava dışı ... ile birlikte kafe açmak konusunda anlaştıklarını, kafenin devri için işletme sahibine verilen 500.000,00 TL'lik çekin davacının kendi hissesine düşen kısmının 21.10.2016 tarihinde 37.500,00 TL, 09.11.2016 tarihinde 95.000,00 TL, 09.11.2016 tarihinde 55.000,00 TL, 21.11.2016 tarihinde 2.750,00 TL olarak toplam 197.500,00 TL'nin ortaklık ödemesi olarak banka üzerinden EFT yoluyla davalı ... hesabına ödediğini, mal sahibinin işletmenin devrine rıza göstermemesi üzerine işletmenin şirketle birlikte devralınması konusunda taraflar arasında anlaşma sağlandığını, davalı Serdar Üren'in de davalı şirketin %1 pay ile ortağı olduğunu, şirketin ve işletmenin 10.08.2016 tarihinde teslim alındığını, davalı ...'ın arkadaşı olan dava dışı ...'ın gecikmiş kredi kartı borçlarının olması sebebiyle şirketin hisselerinin ... adına düzenlenmesine ilişkin önerisinin davacı tarafından kabul edildiğini, yapılan sözlü anlaşmayla şirketin %50 hissesinin davacıya, %50 hissesinin de davalı ...'a ait olduğunun kararlaştırıldığını, ayrıca her iki tarafça verilecek %2,5 hisse ile toplam %5 şirket hissesinin ...'a verilmesine karar verildiğini, 500.000.-TL tutarlı çekin ödeme günü geldiğinde dava dışı ...’ın davacıdan para istediğini, paranın temini için bir daire satın alındığını, dairenin bedelinin davalı ...’ın yetkilisi olduğu Sofiler ... Ltd. Şti.’nin çekleri ile ödenmesi konusunda daire sahibiyle anlaşıldığını, davacının söz konusu daire bedeli için bankadan kredi kullandığını, belirtilen çeklerin daire sahibine verilmesinden sonra kredi tutarı olan 130.000.-TL’nin dava dışı ... ve davacıya verildiğini, davacının ihtiyacı olmadığı halde daireyi gizli ortağı olduğu Bekos ... Ltd. Şti. kredi kullanabilmesi için aldığını, krediyi işletmeye tahsis ettiğini, bu şekilde davacının, işletmenin dolaylı olarak kredi kulanmasını sağladığını, kredi taksitlerinin halen davacı tarafından ödendiğini, daire bedeli olarak verilen çeklerin ise Bekos ... Ltd. Şti.’nin elde ettiği kar ile ödendiğini ileri sürerek, davacının davalı şirketin gizli ortağı olduğunun ve %50 hissesinin aidiyetinin tespitini, davacının Bekos Yapı Turizm Eğitim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 10.08.2016 tarihinden itibaren işletme faaliyeti gereği gelir elde etmeye başlamış olduğundan bu tarihten başlamak kaydıyla ortaklık bedeli ile 10.08.2016 tarihinden itibaren düşen miktar olarak ödediği 197.500,00 TL oranında ortaklık hisse miktarının belirlenmesini, belirlenmiş olan hisse miktarı karşılığı elde edilmiş olan hisse oranına tekabül eden kazancın ve davalı şirketin sermaye şirketi olması nedeni ile de reel piyasa değerinin de tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı asil, 19.06.2018 havale tarihli dilekçesiyle davayı şirketi devralanlara karşı devam ettirdiği yönünde beyanda bulunmuştur. Davalılar ... ve Bekos Yapı Turizm Eğitim Hizmetleri San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, TTK'nın 595. maddesi gereği hisse devir sözleşmeleri yazılı şekle tabi olduğundan aksine yapılan her anlaşmanın geçersiz olduğunu, aynı maddenin 2. fıkrası gereği şirket ortaklar kurulunun onay koşulunun da gerçekleşmediğini, dava dilekçesinde tüm iddiaların yöneltildiği dava dışı ...'ın davalı şirketle herhangi bir hukuki ilişkisinin bulunmadığını, davacıya dava dilekçesinde belirttiği konutu satın alması, mevcut banka borçlarını kapatarak konut kredisi kullanabilmesi ve evdeki tadilat işlerini karşılayabilmesi için davalı ...'ın eşi ... tarafından davacıya elden toplam 75.000,00 TL ödeme yapıldığını, davacıya ve davacı adına yapılan toplam ödemenin 200.000,00 TL üzerinde olduğunu, davacı tarafından davalıya yapılan ödemelerin sebebinin ise davacı adına satın alınan konutun parasının davalı tarafından karşılanması sebebiyle olduğunu, davacı tarafından banka yoluyla yapılan ödemelerde ortaklık açıklaması bulunmakta ise de davacının şirket ortaklığının söz konusu olmayıp davalı ... tarafından ödenen taşınmazın ve işçilik bedelinin iadesi için yapıldığını, davacının fazla ödemesi sebebiyle halen 64.401,87 TL alacaklı olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelere ait dekontlarda "Bekos Arizona-ortaklık ödemesi" ibaresinin bulunmasının nedeni ise ortaklık ilişkisi bulunduğuna dair fiili durum yaratma çabası olduğunu, davalı tarafından dekontlardaki bu açıklamanın fark edilmediğini, davacının kötü niyetli olduğunu, dekontlardaki salt bu açıklamanın davacıyı şirket ortağı haline getirmeyeceğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davalının, davalı şirkette 25 TL değerinde 1 paya sahip küçük ortak olduğunu, davalının şirketteki hisselerini diğer ortak ...'a devrettiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının davalı limited şirketin gizli ortağı ve %50 pay sahibi olduğunu iddia ettiği, 6102 sayılı TTK'nın 595. maddesinde limited şirket hisse devirlerinin yazılı şekilde yapılması ve imzaların noterce onanmasının öngörüldüğü, davacı ile davalılar arasında bu şekilde yapılmış yazılı bir sözleşmenin bulunmadığı, davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde davacının davalı limited şirkette ortaklığının bulunduğuna ilişkin herhangi bir kayıt ve belge de bulunmadığı, diğer taraftan davacı tarafından davalı ...'a yaptığı bir kısım ödemeler konusunda Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesine yaptığı ihtiyati haciz başvurusunda söz konusu ödemeleri bu davalıya borç olarak verdiğini iddia ettiği, bu davadaki isteminin çelişkili ve hukuka uygun olmadığı, davacı tarafından davalı ...'le aralarında yapılmış herhangi bir sözleşme olmadığı bildirildiğinden bu davalının husumet ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davalı ... yönünden davalı olma ehliyeti olmadığından usulden, diğer davalılar yönünden esastan reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından 20.11.2017 havale tarihli dilekçe ile HMK'nın 123. maddesine göre davanın geri alma talebinde bulunmuşsa da, davacı taraf bu talebi henüz davalılara tebliğ olunmadan, dolayısıyla davalıların bu işleme karşı HMK'nın 123. maddesi gereği açık muvafakatleri alınmadan önce bu yöndeki isteminden 15.01.2018 tarihli dilekçe ile vazgeçtiğinden ilk derece mahkemesince davalı vekillerinin HMK'nın 123. maddesine göre davanın sonlandırılması taleplerinin reddinde bir isabetsizlik görülmediği, yargılama sırasında davalı şirketin 17.01.2018 tarihli ortaklar kurulu kararı ile şirket hisseleri ... ve ... tarafından ...'ya, ...'e ve ...'na devredilmiş olduğu, davacının talebi üzerine adı geçen yeni ortakların davaya dahil edildiklerinin anlaşıldığı, davacının davalı şirkette pay sahibi veya gizli ortak olup olmadığının belirlenmesi amacıyla davalı şirket kayıtları üzerinde ilk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 31.12.2018 tarihli raporda davalı Bekos Yapı ... Ltd. Şti.'nin ait incelenen usulüne uygun tutulmuş ticari defterlerine göre, ticari kayıtlarında davacının söz konusu şirkette pay sahibi veya gizli ortak olduğuna ilişkin herhangi bir kayda rastlanılmadığı, davacının, davalı şirkete ortak olmak amacıyla dava dışı 3. kişiden satın aldığı taşınmazını bankaya ipotek vermek suretiyle kredi çekerek davalı şirkete para verdiğini iddia ettiği, dosyadaki tapu kaydı örneğine göre dava dışı ... tarafından davacıya 07.11.2016 tarihinde 132.000,00 TL’ye taşınmaz satıldığı, ayrıca dava dışı Sofiler ... Ltd. Şti. tarafından davacı adına 4 adet çek düzenlendiği görülmüş olmakla birlikte davalı şirket tarafından davacının ihtarnamesine karşı gönderilen cevabi ihtarnamede davacının taşınmaz satın almak üzere elindeki 150.000,00 TL’yi davalı şirkete borç para vermek için gönderdiği karşılığında dava dışı Sofiler ... Ltd. Şti. tarafından davacıya 4 adet çek verildiği bildirilerek, davalı şirketin ortağı olduğuna dair davacı iddiası reddedildiği, davacı şirketin ortağı olduğu iddiasıyla davalı şirkete para gönderdiğine dair "Bekos Arizona ortaklık" açıklaması bulunan banka dekontlarını ibraz etmiş ise de bu dekontlar davacının tek taraflı beyanı ile düzenlendiğinden davalı şirket ortağı olduğunu ispatlamaya yetmeyeceği, dava açıldıktan sonra Eskişehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/111-111 D. İş sayılı dosyasında davacının bu davanın tarafları olan ... ve Bekos yapı Tur. Eğit. Hiz. San. ve Tic. Ltd. Şti. aleyhine ihtiyati haciz isteminde bulunduğu, 23.11.2017 havale tarihli dilekçesinde, işbu davada delil olarak dayandığı banka dekontlarında yer alan ödemeleri borç olarak verdiğini iddia ettiği, bu davada ise söz konusu ödemeleri ortak olmak amacıyla davalı şirkete verdiğini iddia ettiği gözetildiğinde esasen çelişkili davranma yasağına da aykırı davranan davacının davalı şirketin gizli ortak olduğu yönündeki iddialarına itibar etmek mümkün olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesi'nce verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesi'nce verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesi'ne, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 06/12/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.