Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2021/3185 E. 2022/8205 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2021/3185
- Karar No
- 2022/8205
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ : BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 07.06.2018 tarih ve 2017/102 E. - 2018/705 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi'nce verilen 11.02.2021 tarih ve 2019/232 E. - 2021/166 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olduğunu, yönetim kurulunun 23.11.2016 tarihinde yapılan toplantısına raporlu olması nedeniyle katılamadığını, diğer 2 yönetim kurulu üyesince alınan 8 numaralı kararın TTK 391/a maddesi gereğince eşit işlem ilkesine aykırı bulunduğundan butlanla malul olduğunun, alınan kararın şirketin temel yapısına uymadığı gibi sermayenin korunması ilkesini de gözetmediğini, şirketteki küçük pay sahiplerinin vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal ettiğini, yönetim kurulu toplantısında nisabın sağlanamadığını beyanla 23.11.2016 tarih ve 08 sayılı yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verilmesini istemiştir. Davalı vekili, davacının yönetim kurulu toplantısının yapılacağı gün ve saatten haberdar olduğu gibi toplantıya katılacağını da bildirdiği halde, toplantı günü sağlık raporu alarak katılmadığını, kararının kanunda öngörülen nisapla alındığını, şirketin organsız kalmadığını İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2016/183 D.İş sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda şirket defter ve kayıtlarının uyumlu olduğu ve değiştirilemeyeceğinin tespit edildiğini savunarak davanın ve davacının yönetim kayyumu atanmasına yönelik talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre; e-mail ve yazışmalardan davacının yönetim kurulu toplantısından haberinin olduğu, 6102 sayılı TTK' de yönetim kurulunun toplantıya çağrılma usulüne dair her hangi bir hüküm bulunmadığı gibi şirket ana sözleşmesinde de düzenleme bulunmadığı, davalı şirketin batıl olduğunun tespiti isteminin 23/11/2016 tarih 08 sayılı yönetim kurulu kararının 3 üyeden 2 sinin katılımı ve 3 yönetim kurulu üyesinden 2 üyenin kabulü ile alındığı, kararın çoğunluk ilkesine uygun olduğu, davalı şirket ana sözleşmesinde yönetim kurulunun üye tam sayısı ile toplantısına ve oybirliği ile karar alınmasına ilişkin bir hüküm bulunmadığı, davalı şirketin tüzel kişiliğinin bulunduğu şirket esas sözleşmesinde genel müdürlük ve yönetim kuruluna ilişkin değişiklik yapılmadığı, esas sözleşmenin geçerliği olduğu, alınan kararların paydaşların haklarını etkileyecek bir niteliğe sahip olmadığı gibi yasaya yada esas sözleşmeye aykırı ve yönetim kurulu kararının butlanını gerektirir bir sebebin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvuruda bulunmuştur. Bölge Adliye Mahkemesince, dava konusu yönetim kurulu toplantısında alınan kararların, yapılacak iş ve işlemlerde şirketin temsil ve ilzam olunmasına ilişkin olduğunun anlaşılması karşısında, TTK’nın 366. maddesi uyarınca görev dağılımı yapılmasına ve ayrıca TTK’nın 370. maddesine de uygun şekilde şirketi temsile ilişkin kararların TTK’nın 390. maddesindeki toplantı ve karar nisabına uygun olarak alınan yönetim kurulu kararları ile yönetim yetkisinin devri söz konusu olmayıp, yasa ya da ana sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığı gibi yönetim kurulu kararının paydaşların haklarını olumsuz etkileyecek bir niteliğe sahip olmadığı gerekçeleriyle HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1. maddesi uyarınca ONANMASINA, HMK'nın 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, aşağıda yazılı bakiye 21,40 TL temyiz ilam harcının temyiz eden davacıdan alınmasına, 22/11/2022 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.