Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2010/5662 E. 2011/16747 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Hukuk Dairesi
Esas No
2010/5662
Karar No
2011/16747
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi ... olarak açılan davada Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/03/2010 tarih ve 2010/178-2010/198 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı, Fortisbank'a ait 310099-36998-37007 seri numaralı çeklerin bedellerini elden keşide ettiği kişilere ödeyerek çekleri geri aldığını ve işyerinde muhafaza ettiğini, çek karnesini bankaya iade etmek istediğinde çekleri bulamadığını belirterek üç çekin iptalini talep ve dava etmiştir. Mahkemece, iddia ve dosya kapsamına göre, tensip tutanağı ile TTK m.563 uyarınca yitirme nedeniyle çek iptali davasını ancak hamil ve hak sahibi olan kişilerin açabileceği, keşideci olan davacının dava açma yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı temyiz etmiştir. Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73.maddesi ve Anayasanın 36.maddesi hükmü uyarınca, kanunun gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemedikçe veyahut sav ve savunmalarını bildirmeleri için yasal şekilere uygun olarak davet etmedikçe karar veremez. ... davalar bakımından ayrık bir durum söz konusu değildir. Mahkemece usulüne uygun duruşma günü tebligatı yapılmak suretiyle, davacının ortaya koyacağı deliller toplanıp iddiası çerçevesinde değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken Yasa'nın açık hükmüne aykırı olarak davanın duruşma açılmaksızın davacının yokluğunda sonuçlandırılması usul ve yasaya aykırı görüldüğünden kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Temyiz edilen kararın yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, bozma sebep ve şekline göre diğer temyiz nedenlerinin incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 09.12.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. KARŞI OY YAZISI Temyiz incelemesi yapılan dava, TTK'nun 730/20 maddesi yollaması ile aynı Kanun'un 669. ve devamı maddelerine göre ... olarak açılmış, zayi nedeniyle çek iptali davasıdır. Mahkemece, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, zayi nedeniyle çek iptali davasını, çek üzerinde hak sahibi olan çek hamilinin açabileceği, davcının keşideci olması sebebiyle dava açma koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir Dava dilekçesindeki açıklamadan, dava konusu edilen çeklerin keşidecisinin davacı olduğu anlaşılmaktadır. Temyiz dilekçesindeki açıklamalar da, bu hususu teyit etmektedir. Zayi nedeniyle, ... olarak açılan çek iptali davasının, çek üzerinde hak sahibi olan hamil tarafıdan açılması gerektiği konusunda ihtilaf bulunmamaktadır. Dava dilekçesindeki açıklamalardan, davacının, keşideci veya çek üzerinde hak sahibi olan hamil olup olmadığı anlaşılamıyorsa, bu hususun açıklatılması amacıyla, duruşma açılması ve davacıdan bu konuda açıklama istenmesi gerektiği konusunda kuşku yoktur. (HUMK.'nun 75/2., 6100 sayılı HMK'nun 31.maddeleri) Çözümlenmesi gereken husus, dava dilekçesi ile varsa eklerinden, davacının iptalini istediği çeklerin keşidecisi olduğu açıkça anlaşılan ... çek iptali davalarında, duruşma açılmasının zorunlu olup olmadığı hususudur. HUMK'nun 73. maddesine göre, Kanun'un gösterdiği istisnalar dışında hakim, her iki tarafı dinlemeden, iddia ve savunmalarını beyan etmeleri için usulüne uygun davet etmeden hüküm veremez. 6100 sayılı HMK'nun 27. maddesinde de, "Hukuki dinlenilme hakkı" düzenlenmiştir. Aynı maddeye göre bu hak; yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini içerir Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 73. maddesindeki düzenleme, çekişmeli yargıya konu davalara ilikindir. Çekişmesiz yargıda kural olarak duruşma yapılması zorunlu değildir. Özellikle "ihtilaf (çekişme) yokluğu kıstasına" göre çekişmesiz yargıya giren işlerde, karşı taraf (ilgili) bulunmadığından, duruşma yapılmasına da gerek yoktur. (Prof. Dr. Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Cilt: 2, Altıncı Baskı, Sayfa:1875) Somut olayda, davacının, dava konusu çeklerin keşidecisi olduğu dava dilekçesindeki açıklamalardan açıkça anlaşıldığı gibi, temyiz dilekçesinde de, bu husus teyit edilmiştir. Dairemizin yerleşik uygulaması gereğince, çek iptali davalarının, çek keşidecisi tarafından açılamayacağı kabul edilmektedir. Çekişmesiz yargı konusu olan ve davacının keşideci olması nedeniyle, Dairemizin yerleşik uygulamasına göre reddine karar verilmesi gereken bir davada, duruşma açılmasının sonuca etkisi olmayacaktır. Dolayısıyla, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu, davanın tensiben reddedilmiş olmasında, adil yargılanma hakkı ve hukuki dinlenilme hakkına aykırılıktan söz edilemeyecektir. Bu nedenlerle, usul ve yasaya uygun yerel mahkeme kararının onanması gerektiği görüşünde olduğumdan, Dairemizin aksi yönde oluşan sayın çoğunluğunun bozma kararına katılamıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/5662, K. 2011/16747, T. 09.12.2011, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-hukuk-dairesi-2010-5662-e-2011-16747-k-2095ed2a6241