Yargıtay · 11. Hukuk Dairesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2008/10904 E. 2010/1714 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2008/10904
- Karar No
- 2010/1714
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Vekili Av.... Vekili Av.... Taraflar arasında görülen davada İzmir Asliye 1.Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.11.2007 tarih ve 2004/826-2007/639 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalının, market işletmekte olan müvekkilinin faaliyet gösterdiği caddede yirmi metre arayla aynı emtiaları satan market açtığını, iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarını alma dahil hiçbir gereği yerine getirmediğini, müvekkilinin zararına neden olduğunu, durumun TTK.nun 57/10 ncu maddesi gereği haksız rekabet oluşturduğunu ileri sürerek, haksız rekabetin men’i ile 10.000.000.000 TL tazminatın tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkilinden sonra işyerini açtığını, dükkanını kiraya vermediğini, iddiaların yersiz olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, tarafların tacir olmadıkları, aynı iş kolunda faaliyet gösteren esnaf bulundukları, davalının çalışma ruhsatı dahil bir çok belgeyi almadan faaliyet göstermesinin TTK.nun 57/10 ncu maddesinde belirtilen haksız rekabeti oluşturmayacağı, BK.nun 48 nci maddesi koşullarının da bulunmadığı, davacının önceki dönemde de zararın olduğu, davalının faal olduğu dönemde davacının kar kaybına uğramadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı bakiye 03,15 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 15.02.2010 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi. (Muhalif) 17,15 H 14,00 PH 03,15 BK 02.04.2010:N/Ç KARŞI OY GEREKÇESİ Dava, TTK’nun 57/10. maddesine dayalı bir haksız rekabetin tespiti, men’i ve tazminat talebinden ibarettir. Mahkemece tarafların tacir olmadıkları, bu nedenle davacının TTK’na dayalı olarak işbu davayı açamayacağı, davalının ileri sürülen eyleminin BK’nun 48. maddesi uyarınca da haksız rekabet teşkil etmeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, her şeyden önce davalı yanca, yargılama aşamasında tarafların esnaf olduğu yolunda herhangi bir savunma ileri sürülmüş değildir. Öte yandan, TTK’nun 14. maddesine göre bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimsenin tacir sayılacağı açıktır. Davanın taraflarının TTK’nun 12/1-6, 13/son maddeleri de gözetildiğinde, söz konusu maddelerde tanımlanan niteliğiyle aynı iş kolunda birer ticari işletmeyi kendi nam ve hesaplarına işletmekte olduklarında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Bu nedenle, yerel mahkemenin re’sen ve yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak tarafları esnaf kabul etmesi kanımca dosya kapsamına ve usule aykırıdır. Öte yandan, davalının kiraladığı işyerinin bulunduğu binanın kaçak yapı olması nedeniyle gerekli ruhsatların alınamamış olması olgusunun, böylesi bir yerde ilgili belediyeden ruhsat alamayacağını bile bile kiralama yaparak işyeri açıp faaliyete geçiren ve basiretli davranmayan davalı aleyhine açılan davanın reddine gerekçe yapılması da hatalıdır. Hal böyle olmakla, bu çerçevede dosyadaki kanıtlar üzerinde yapılan değerlendirme sonucunda, davalının, davacının da tabi bulunduğu ve bihakkın yerine getirmiş olduğu işyeri açma konusundaki yasal gereklilikleri tümüyle sağlamadan, davacıyla aynı işkolunda ve davacının işyerine çok yakın bir mesafede faaliyete geçirmiş olduğu dosya kapsamıyla sabit bulunan büfe niteliğindeki işyeri nedeniyle davacı aleyhine TTK’nun 57/10. maddesinde belirtilen şekilde bir haksız rekabet fiilinin varlığında duraksanmamalıdır. Varılması gereken bu sonuç, ticari faaliyetlerin kurallar çerçevesinde yürütülmesine ilişen ve pek çok yasa maddesine serpiştirilmiş bulunan ülke mevzuatına aykırı fiillerin menedilmesi, söz konusu kurallara uymak suretiyle daha fazla masraf, emek ve zaman sarfederek ticari faaliyet gösteren işletmelerin desteklenmesi gerekliliğine de hizmet edecek niteliktedir. Esasen TTK’nun 56. maddesinde belirtilen hüsnüniyet kavramının altında da bu gerekliliğin yattığında hiç kuşku yoktur. Bu nedenlerle davanın reddine ilişen yerel mahkeme kararının eksik ve hatalı değerlendirmeye dayalı olduğu kanısında bulunduğumdan, Dairemiz muhterem çoğunluğunun kararın onanmasına ilişkin görüşüne katılmaya olanak görmüyorum.