Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/800 E. 2026/7511 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/800
Karar No
2026/7511
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/15 Değişik iş SUÇ : Dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığının 30.11.2024 tarihli ve 2024/801 Soruşturma, 2024/11537 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Aksaray 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.01.2025 tarihli ve 2025/15 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 09.01.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 26.12.2025 tarihli ve 2025/8288 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1988 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 14.01.2026 tarihli ve KYB-2026/1988 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müşteki vekili tarafından şikayetinde özetle müştekinin Konya'ya araç almaya gittiğini, şüpheli ile görüştüğünü, anlaştıklarını, araca en kapsamlı eksper yaptırdıklarını, aracı satın alıp Aksaray'a getirdiğinde Konya'da yaptırdığı eksperiz sonucu tespit edilen eksiklikleri sanayide yaptırdığını, eksperde aracın süspansiyon sisteminde bir sıkıntı belirtilmediğini, ancak Aksaray sanayisinde aracın ön amortisör ve salıncağının işlevini yitirdiğini söylediklerini, aracı Kia servisine götürdüğünü, serviste de bir takım parçalar değişmesi gerektiğini söylediklerini, ayrıca aracın kilometresinin 34.677 km düşürülmüş olduğunun serviste tespit edildiğini beyan ederek şikayet üzerine başlatılan soruşturma sonucunda Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca somut olayda müştekinin aracı görerek ve gerekli kontrolleri yaptırarak satın aldığı, bu haliyle araçta bulunduğu belirtilen kilometre eksiltilmesi dışındaki hususların ayıplı ifa ya da ayıplı hizmet özel hukuk hükümleri çerçevesinde çözümlenmesi gereken hukuki ihtilaf mahiyetinde kaldığı, aracın kilometresinin düşürülmesi iddiası yönünden ise; müştekinin denetim olanağının ortadan kaldırıldığından söz edilemeyeceği cihetle, hilenin basit düzeyde kaldığı ve dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının bulunmadığı, müştekinin hukuk davası yoluyla haklarını kullanabileceğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, Benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 10/04/2023 tarihli ve 2022/4970 esas, 2023/2735 karar sayılı ilamında yer alan "... ifadelerine başvurulması, araca ilişkin ekspertiz raporlarının temin edilmesi, suça konu aracın geçmişe yönelik tüm tescil ve satış bilgilerinin ilgili Trafik-Tescil Dairesi'nden celp edilmesi, araca ait varsa tramer kayıtlarının, önceki servis kayıtlarının ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kilometresinin düşürülüp düşürülmediğinin, düşürülmüş ise kimin mülkiyetindeyken düşürüldüğünün tespit edilmesi, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınmasından sonra somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayini gerekirken;... hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür...." şeklindeki açıklamalar nazara alındığında, Somut olayda Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca şüphelilerin ifadesinin alınması, aracın alım satımına ilişkin kayıtlar ve muayenesine ilişkin belgelerin Tüvtürk Genel Müdürlüğünden getirtilerek aracın kimin mülkiyetinde iken kilometresinin ne kadar olduğu ve kaç kilometre düşürüldüğünün tespit edilmesi, hilenin basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının bilirkişi raporu ile tespit edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir....“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; şüphelilerden ... ile şikayetçi arasında, 29.08.2022 tarihinde noterden araç satış sözleşmesi düzenlendiğinin, sözleşmeye göre aracın 269.500 kilometrede olduğunun, satış sonrası şanzımanın arızalı ve alt takımın ömrünü tamamlamış olması nedeniyle aracın tamire alındığının, ancak yapılan bakım sonrası da aynı arızaların devam etmesi üzerine yetkili servise götürüldüğünün ve burada yapılan incelemede de 05.12.2016 tarihinde aracın kilometresinin 34.677 km düşürüldüğünün tespit edildiğinin, bu şekilde şüphelilerin kilometresi düşürülmüş aracı, hiç bir masraf ve eksiği olmadığını söylemek suretiyle satarak dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia olunması karşısında; şikayet dilekçesinde bildirilen tanığın beyanının alınması, 05.12.2016 ve sonrasına ilişkin araca ait tüm tescil ve satış bilgilerinin getirtilmesi, bu kişilerin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile ifadelerine başvurulması, araçtaki kilometre düşürülmesinin ne şekilde ve nasıl gerçekleştiğinin, basit bir kontrol ile anlaşılıp anlaşılmayacağının belirlenmesine yönelik teknik bilirkişiden rapor alınması, aracın kilometresinin kimin mülkiyetindeyken düşürüldüğünün tespit edilmesi, önceki malikler ile şikayetçiye aracı satan şüpheliler arasında iştirak iradesinin bulunup bulunmadığının ve bu doğrultuda suç tarihinin kuşkuya yer bırakmayacak bir şekilde belirlenmesi, sonucuna göre somut olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunup bulunmadığının takdir ve tayin edilmesi gerekirken; "...müştekinin satın alma işlemi gerçekleşmeden önce aracın kilometresini sorgulatma imkanının olduğu, bu denetleme görevini yerine getirmemesinin yanında, bunu engelleyici bir durumun da bulunmadığı, bu haliyle dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Aksaray 2. Sulh Ceza Hakimliğinin 09.01.2025 tarihli ve 2025/15 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.09.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/800, K. 2026/7511, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-800-e-2026-7511-k-8ef8682a0e54