Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/793 E. 2026/7512 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2026/793
Karar No
2026/7512
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Sulh Ceza Hakimliği SAYISI : 2025/5006 Değişik iş SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık İNCELEME KONUSU KARAR : Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının 18.06.2025 tarihli ve 2025/34244 Soruşturma, 2025/20007 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci Kayseri 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.07.2025 tarihli ve 2025/5006 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 271/4. maddesi uyarınca kesin nitelikte olması sebebiyle karar tarihi olan 02.07.2025’de kesinleştiği belirlenmiştir.

Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 29.12.2025 tarihli ve 2025/38068 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2440 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:

I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 15.01.2026 tarihli ve KYB-2026/2440 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla soruşturmanın genişletilmesine karar verebileceği yönündeki açıklamalar karşısında, Dosya kapsamına göre, müştekinin ifadesinde özetle, kendisini değişik numaralardan arayan kişilerin yatırım hesabına para yatırması halinde yüksek kar elde edebileceğini söylediklerini, arayan kişilerin ikna edici sözlerine aldanmak suretiyle belirtilen hesaplara değişik zamanlarda parça parça paralar yatırdığını, daha sonra güveninin kalmadığını belirterek parasının tamamının iadesini talep etmesine rağmen talebinin yerine getirilmeyeceğini söylediklerinde dolandırıldığını anladığını, olaydan dolayı 239.828,00 Türk lirası zararı olduğunu, kar etmesinin söz konusu olmadığını, şüphelilerin kendisini dolandırdığını beyan ederek şikâyetçi olması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde, müştekinin yüz yüze gelmediği, telefonla arayan kişilerin yönlendirmesi ile yatırım yaparak, para kazanacağına inanarak hiçbir araştırma yapmadan yüklü miktarda para göndermesinin basit yalan niteliğinde kabul edildiği, yasal olarak yatırım yapılan ve yatırımlara aracılık eden kurum ve kuruluşların Sermaye Piyasası Kurulu tarafından tek tek belirlendiği, müştekinin internet üzerinden gördüğü sahte SPK lisanlarına hemen inanmak yerine bu lisansın doğruluğunu araştırabileceği, dolandırıcılık suçunun yasal unsuru olan hilenin söz konusu olmadığı, bu nedenle dolandırıcılık suçunun oluşmayacağından bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; Müştekinin kolluk ifadesi sırasında sunduğu dekontlar gereği bir kısım bankalarla yazışma yapıldığı gözetilerek dosya arasına alınmış para transferlerine ilişkin kayıtların hesap sahiplerinin gerçek kişi olması halinde bu kişilerin tespit edilerek ifadelerinin alınması, yine bir kısım şüphelilerin müşteki ile telefon üzerinden iletişime geçtiğinin bildirilmiş olması sebebiyle şikayet dilekçesinde belirtilen telefon hatlarının kimlere ait olduğunun tespiti yapıldıktan sonra belirlenen kişilerin şüpheli olarak ifadelerinin alınması, gönderilen paraların çekim anlarına ilişkin kamera kayıtlarının tespiti ile çözümlerinin yaptırılması, şüpheliler haklarında benzer şekilde dolandırıcılık suçundan soruşturma yürütülüp yürütülmediğinin araştırılması; bunların yanı sıra olayın aydınlatılmasına yarar diğer delillerin toplanmasının ardından yapılacak inceleme sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı olarak verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.“ Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.

II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun‘un 160 ıncı maddesinin birinci ve ikinci fıkralarında; Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlayacağı, maddî gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlü olduğu belirlenmiştir. 2. 5271 sayılı Kanun’un, “Kovuşturmaya yer olmadığına dair karar” başlıklı 172 nci maddesinin birinci fıkrası; “(1) Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir. Bu karar, suçtan zarar gören ile önceden ifadesi alınmış veya sorguya çekilmiş şüpheliye bildirilir. Kararda itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir....“ Şeklinde düzenlenmiştir. 3. 5271 sayılı Kanun’un, “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinin inceleme konusu ile ilgili olan birinci, ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarında; “(1) Suçtan zarar gören, kovuşturmaya yer olmadığına dair kararın kendisine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içinde, bu kararı veren Cumhuriyet savcısının yargı çevresinde görev yaptığı ağır ceza mahkemesinin bulunduğu yerdeki sulh ceza hâkimliğine itiraz edebilir. (2) İtiraz dilekçesinde, kamu davasının açılmasını gerektirebilecek olaylar ve deliller belirtilir. (3)(Değişik: 18/6/2014-6545/71 md.) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, o yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir. (4) (Değişik: 25/5/2005 - 5353/26 md.) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir. ...“ Hükümleri yer almaktadır. 4. Kanun‘da yer alan düzenlemelerden de görüleceği üzere; Cumhuriyet savcısı, suçun işlenip işlenmediğinin tespiti bakımından hemen işin gerçeğini araştırmaya başlamalı, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açmalı, aksi halde 5271 sayılı Kanun’un 172 nci maddesi gereğince kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vermelidir. 5. Kovuşturmaya yer olmadığına dair kararı itiraz üzerine inceleyen Sulh Ceza Hakimliği, kamu davası açılması için yeterli delil bulunmaması durumunda itirazın reddine, yeterli delil bulunması durumunda itirazın kabulüne veya eksik soruşturma nedeniyle soruşturmanın genişletilmesine karar verebilecektir. 6. Bu kapsamda inceleme konusu soruşturma dosyası değerlendirildiğinde; internet üzerinde karşılaştığı ve Baykar şirketine ait olduğu izlenimi verilen reklamı gören şikayetçinin, sitenin güvenli olduğunu düşünerek sitede bulunan soruları cevapladığı, daha sonra şikayetçiyi whatsapp'tan arayan şüphelilerin, kendilerini yatırım danışmanı olarak tanıtmak suretiyle, birikimlerini söyledikleri yere yatırması durumunda yüksek kazanç elde edeceğini belirttikleri, bu kişilerin gerçekten yatırım ve finans uzmanı olduğunu zanneden şikayetçinin de kendi hesabından şüphelilere ait çeşitli banka hesaplarına para yatırdığı, ancak daha sonra şüphelilere ulaşamadığı, bu şekilde şüphelilerin hileli hareketlerle 239.828,00 TL haksız menfaat temin ettiklerinin iddia olunması karşısında; şikayetçi ile irtibata geçen hatların kimlerin üzerine kayıtlı olduğu tespit edilerek bu kişilerin ifadelerinin alınması, gerekirse suçta kullanılan telefon hatlarının fiili kullanıcılarına yönelik araştırma yapılması, paranın gönderildiği hesap sahipleri ... ve ...'ın şüpheli sıfatıyla beyanlarına başvurulması, ilgili hesaplardan yapılan para transferlerinin belirlenmesi, IP PORT bilgileri, atm ve görüntü kayıtlarının getirtilmesi, şüpheliler hakkında benzer eylemleri nedeniyle soruşturma ve kovuşturma dosyaları bulunup bulunmadığının araştırılması, tespiti halinde getirtilerek incelenmesi, ilgili evrakların onaylı bir suretinin dosya arasına alınması, sonucuna göre şüphelilerin hukuki durumlarının takdir ve tayin edilmesi gerekirken, "...böyle bir kazanç vaadinin basit yalandan ibaret olduğu, müştekinin bu basit yalana itibar ederek herhangi bir araştırma ve inceleme eğilimi göstermeksizin para göndermeye devam ettiği, basit yalan ile dolandırıcılık suçunun işlenemeyeceği, hiçbir mecranın para yatırarak para kazanma veya % yüz kazanç vaad edemeyeceği, müşteki ile muhatap olduğu kişi veya şirketler arasında var olduğu iddia edilen ilişkinin hukuki ihtilaf mahiyetinde bulunduğu..." şeklindeki hatalı gerekçe ve eksik soruşturma neticesinde verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine itirazın reddine karar verilmesi Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.

III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,

2. Kayseri 4. Sulh Ceza Hakimliğinin 02.07.2025 tarihli ve 2025/5006 Değişik İş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,

5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.09.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2026/793, K. 2026/7512, T. 07.09.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2026-793-e-2026-7512-k-12e644e5c003