Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2026/2309 E. 2026/5387 K.
Konu: Nitelikli Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2026/2309
- Karar No
- 2026/5387
- Karar Tarihi
- Konu
- Nitelikli Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2025/4239 E., 2026/4 K. SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.12.2024 tarihli ve 2024/56 Esas, 2024/638 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l, 52... . maddeleri uyarınca 8 yıl hapis ve 8.173.380,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin 04.02.2025 tarihli ve 2025/317 Esas, 2025/269 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafiinin istinaf başvurularının kabulü ile duruşma açılmaksızın yapılan inceleme neticesinde, sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması ve yabancı para cinsinden elde edilen haksız menfaatin denetime açık şekilde hesaplanması gerekçeleriyle İlk Derece Mahkemesinin kararının bozulmasına, karar verilmiştir. C. Bozmadan Sonraki Süreç 1. Bozma sonrası yapılan yargılamada, İstanbul Anadolu 18. Ağır Ceza Mahkemesinin, 22.04.2025 tarihli ve 2025/98 Esas, 2025/279 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l, 43/1, 52... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 10.223.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin 17.06.2025 tarihli, 2025/2184 Esas ve 2025/1821 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. 3. Sanık ve müdafiinin temyizi üzerine yukarıdaki fıkrada anılan kararın, Dairemizin 21.10.2025 tarihli ve 2025/3600 Esas, 2025/13502 Karar sayılı ilamı ile 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda bozma kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
4. Bozma sonrası yapılan duruşmalı inceleme sonucunda İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ilk derece mahkemesinin 05.12.2024 karar sayılı kararı kaldırılarak sanık hakkında kişinin, kendisini kamu görevlisi olarak tanıtması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-l, 43/1, 52... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 10.223.800,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Sanık ve Müdafinin Temyiz İstemi Eksik araştırma ve inceleme ile karar verildiğine, şikayetçinin mahkeme huzurunda dinlenmesi gerektiğine, zarar miktarının net olarak tespit edilmediğine, sanığın suç tarihinde cezaevinde olduğuna, mahkumiyet için yeterli delil bulunmadığına, suç vasfının hatalı olarak belirlendiğine, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayininin yerinde olmadığına, suçun sübut bulmadığına, sanığın kastının bulunmadığına, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, ileri sürülen temyiz istemleri yerinde görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık bulunmamıştır.
III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 35. Ceza Dairesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararında sanık ve müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 12.05.2026 tarihinde karar verildi.