Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2025/886 E. 2025/12050 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2025/886
- Karar No
- 2025/12050
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/639 E., 2024/1504 K. SUÇLAR :Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan, nitelikli dolandırıcılık HÜKÜMLER : Esastan ret, bozma, düşme TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret, onama
İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2022/639 Esas, 2024/1504 Karar sayılı kararının temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde gereği düşünüldü:
I. HUKUKİ SÜREÇ A. İlk Derece İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesinin, 20.11.2018 tarihli ve 2015/238 Esas, 2018/372 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 223/2-a. maddesi uyarınca beraat, nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun(5237 sayılı Kanun) 158/1-e-son, 43, 62/1, 53, 52. maddeleri gereğince 4 yıl 2 ay hapis cezası ile 66.920,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, karar verilmiştir. B. İstinaf İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile; 1. Sanıklar ... ve ... haklarında İlk Derece Mahkemesince resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan suçundan kurulan hükme yönelik katılan vekili istinaf başvurusunun 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, 2. Sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin eksik araştırma ve inceleme nedeniyle bozulmasına, 3. Sanık ...'ın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından kurulan hükümlerin kaldırılarak, sanığın ölümü nedeniyle kamu davasının düşmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Atılı suçların yasal unsurlarının oluştuğuna, ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe A. Sanıklar haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen karar yönünden katılan vekilinin temyiz incelemesinde Sanıklar haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan kurulan beraat ve ölüm nedeniyle düşme hükümleri yönünden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/2-d maddesinde yer verilen “… ilk derece mahkemelerinin görevine giren ve kanunda üst sınırı iki yıla kadar (iki yıl dâhil) hapis cezasını gerektiren suçlar ve bunlara bağlı adlî para cezalarına ilişkin her türlü bölge adliye mahkemesi kararları”nın temyiz incelemesine tabi olmadığına ilişkin düzenleme ile incelemeye konu suçun, aynı Kanun’un 286/3. maddesi kapsamında da bulunmadığı dikkate alındığında, temyiz istemi yerinde görülmemiştir.
B. Sanık ... Hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen karar yönünden katılan vekilinin temyiz incelemesinde Sanığın UYAP aracılığıyla MERNİS üzerinden ulaşılan nüfus kaydına göre 21.05.2023 tarihinde vefat ettiği anlaşıldığından, kamu davasının 5237 sayılı TCK'nin 64/1. maddesi uyarınca düşürülmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır. C. Sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen karar yönünden katılan vekilinin temyiz incelemesinde 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde Bölge Adliye Mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, sanık hakkında İlk derece mahkemesi tarafından verilen kararın istinaf edilmesi üzerine inceleme yapan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesince 5271 sayılı Kanun'un 2 80... uncu maddeleri gereğince duruşma açılmaksızın hukuki süreçte belirtilen nedenle bozulmasına karar verildiği, fakat anılan fıkranın (e) ve (f) bentlerinde İlk derece mahkemesi kararlarının hangi hallerde bozulabileceğinin açık ve tahdidi şekilde belirtildiği, verilen bu bozma kararının aynı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, somut olayda; İlk Derece Mahkemesinin 20.11.2018 tarihli ilk kararı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından 5271 sayılı Kanun’un 280 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağırılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin ikinci fıkrasına göre hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, hukuka aykırı şekilde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 31.10.2024 tarihli bozma kararı verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
III. KARAR 1. Sanıklar haklarında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan verilen kararlar yönünden Gerekçe bölümünde (A) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 298/1. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİNE, 2- Sanık ... hakkında nitelikli dolandırıcılık suçlarından verilen karar yönünden Gerekçe bölümünde (B) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2022/639 Esas, 2024/1504 sayılı kararında hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz isteminin, 5271 sayılı Kanun’un 296 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
3. Sanıklar ... ve ... haklarında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen kararlar yönünden Gerekçe bölümünün (C) numaralı bentlerinde açıklanan nedenlerle, katılan vekilinin temyiz istemleri yerinde görüldüğünden başkaca yönleri incelenmeyen İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesinin, 31.10.2024 tarihli ve 2022/639 Esas, 2024/1504 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, üye ...'nın bozma kararlarına karşı temyiz yasa yoluna başvurulamayacağı yönündeki karşı oyu ve oy çokluğu ile BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 9. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 34. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 23.09.2025 tarihinde karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Uyuşmazlık konusu bölge adliye mahkemesi ceza dairelerince verilen bozma kararlarına karşı temyiz yasa yoluna gidilip gidilmeyeceğine ilişkindir. 5271 sayılı CMK'nın 280. maddesinin birinci fıkrasının-e ve f bentlerinde Bölge Adliye Mahkemesi Ceza dairelerinin hangi hallerde bozma kararı verebileceği, CMK'nın 289. maddesinde ise hukuka kesin aykırılık halleri istisnai ve sınırlı bir şekilde sayılmıştır. CMK'nın 286/1. maddesinde bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan hükümlerinin temyiz edilebileceği başka bir deyişle bozma kararlarının kesin olduğu ve temyiz edilemeyeceği açık ve tereddütsüz bir şekilde belirtilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerinin CMK'nın 2 80... . maddelerine aykırı bir şekilde bozma kararı vermesi ve bu kararın hukuka aykırılık oluşturması CMK'nın 286. maddesindeki açık düzenleme karşısında bu kararın "kesin ve temyiz edilemez" olması niteliğini değiştirmez. Sonuç olarak; 5271 sayılı CMK'nın 286. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemelerinin istinaf incelemesi neticesinde vermiş oldukları BOZMA kararlarının kesin nitelikte olduğu, bu itibarla bozma kararlarına karşı temyiz kanun yoluna başvurma olanağının bulunmadığı, katılan vekilinin temyiz isteminin bu gerekçe ile CMK'nın 296/1. maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekirken aksi yöndeki sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.