Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2023/6713 E. 2024/10824 K. – Mühür Bozma

Konu: Mühür Bozma

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2023/6713
Karar No
2024/10824
Karar Tarihi
Konu
Mühür Bozma

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2007/512 E., 2009/212 K. SUÇ : Mühür bozma KARAR : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2009 tarihli ve 2007/512 Esas, 2009/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında mühür bozma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 203/1, 52. maddeleri uyarınca 3.600,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükmün, temyiz edilmeksizin kesinleştiği belirlenmiştir. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 17.10.2023 tarihli ve 2023/18437 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/111143 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 27.11.2023 tarihli ve KYB-2023/111143 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Mühür bozma suçundan sanık ...'ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 203/1 ve 52/2. maddeleri uyarınca 3.600,00 Türk lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 51. maddesi uyarınca cezasının ertelenmesine dair Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2009 tarihli ve 2007/512 esas, 2009/212 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi. Sanık hakkında elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçundan mahkumiyetine ilişkin Diyarbakır 6.Asliye Ceza Mahkemesinin 15/04/2009 tarihli kararını müteakip, 05/07/2012 tarihli ve 28344 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği, anılan Kanun’un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 163 üncü maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi gerektiği gözetilerek yapılan incelemede, Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Mühür bozma" başlıklı 203. maddesinde "(1) Kanun veya yetkili makamların emri uyarınca bir şeyin saklanmasını veya varlığının aynen korunmasını sağlamak için konulan mührü kaldıran veya konuluş amacına aykırı hareket eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde yer alan düzenleme ve benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 27/10/2022 tarihli ve 2021/5781 esas, 2022/17944 karar sayılı ilamında " ...Elektrik sayaçlarında bulunan ve bakanlık mührü olarak adlandırılan mühürlerin sayaçların imali aşamasında sayacın elektrik tüketimini standartlara uygun olarak kaydettiğini gösterir açıklayıcı mahiyette konulması ve bu mühürlerin sayaçlara takılması işlemiyle elektrik dağıtım şirketlerinin bir ilgisinin bulunmaması, 26.02.2010 tarihli kaçak elektrik tespit tutanağının dayanağı olan 04.02.2010 tarihli sayaç ayar raporunda "bakanlık mühürleri ile oynama olduğu" hususu tespit edilmiş olup, elektrik dağıtım şirketi tarafından sanığın kaçak elektrik kullanımının engellenmesine yönelik bir mühürleme ve bunun sonucunda gerçekleşen mühür bozulması iddiasında bulunulmaması karşısında, kullanılan sayaçta bakanlık mührünün bozulması ve bu şekilde sayaca müdahale edilmesinde mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmayacağından, sanık hakkında beraat kararı verilmesi gerekirken mahkumiyetine karar verilmesi..." şeklinde belirtildiği üzere dosya içeriğinde yer alan 19/09/2008 tarihli bilirkişi raporunda ve sayacın kontrolüne ilişkin 19/02/2006 tarihli raporda bakanlık mührüne müdahale edildiğinin tespit edilmesi karşısında, mühür bozma suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, Kabule göre de ; 1-) Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 21/01/2019 tarihli ve 2018/7256 esas, 2019/644 karar sayılı ilâmında yer alan, "... Yargıtay 2. Ceza Dairesinin 18/10/2016 tarihli ve 2016/8015 esas, 2016/13901 karar sayılı ilâmında da belirtildiği üzere, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesinin objektif koşullarından birisi de suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale getirme veya tamamen giderilmesi olduğu ancak herhangi bir zararın doğmadığı veya zarar doğurmaya elverişli bulunmayan suçlar yönünden bu koşulun aranmayacağı ve mühür bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilmeden..." şeklindeki açıklamalar karşısında, sanığın üzerine atılı mühür bozma suçunun zarar doğurmaya elverişli suçlardan olmadığı gözetilmeden, yazılı gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde, 2-) 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun “İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir...” şeklindeki düzenleme gözetilmeden sanık hakkında belirlenen adli para cezasının ertelenmesine karar verilmesinde, İsabet görülmemiştir.” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendinin; “Hükümlünün cezasının kaldırılmasını gerektiriyorsa cezanın kaldırılmasına, daha hafif bir cezanın verilmesini gerektiriyorsa bu hafif cezaya Yargıtay ceza dairesi doğrudan hükmeder.” şeklinde düzenlendiği anlaşılmıştır. 2. Sanık hakkında elektrik enerjisi hakkında hırsızlık suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; hüküm tarihinden sonra yürürlüğe giren 6352 sayılı Kanun'un 82. maddesi ile elektrik hırsızlığını düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 142/1-f bendinin yürürlükten kaldırıldığı, aynı Kanun’un 83. maddesi ile TCK'nın 163. maddesine eklenen 3. fıkra ile elektrik hırsızlığı suçunun karşılıksız yararlanma suçu olarak düzenlendiği, dolayısıyla 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 9/3. maddesindeki “Lehe olan hüküm, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirlenir.” şeklindeki düzenleme karşısında, önceki ve sonraki temel ceza kanunlarının ilgili bütün hükümlerinin olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle lehe yasanın belirlenmesi için uyarlama yargılaması yapılması hususunda, gereğinin mahallinde takdir ve ifası mümkün görülmüştür. 3. Sanık hakkında mühür bozma suçuna ilişkin kurulan mahkumiyet hükmü yönünden; TCK'nın 203. maddesi, esasta bir şeyin saklanmasını veya varlığının olduğu gibi muhafazasını sağlamak üzere, kanunun veya yetkili makamların emrine uyularak konulmuş mührün kaldırılmasını cezalandırmaktadır. Burada mühürleme işleminin amacı Devlet yönetiminin bir şeyi koruma altına alma ve başkalarının tasarrufunu önleme iradesinin konulan mühürle açıklanması olup, bu iradeyi etkisiz duruma getirerek onu ihlal eden herhangi bir eylem gerçekleştiği takdirde suç işlenmiş olacaktır. Bu nedenle, yasaya uygun biçimde konulan bir mührün varlığı, mühür bozma suçunun ön koşuludur. Elektrik sayaçlarında bulunan ve bakanlık mührü olarak adlandırılan mühürlerin sayaçların imali aşamasında sayacın elektrik tüketimini standartlara uygun olarak kaydettiğini gösterir açıklayıcı mahiyette konulması, bu mühürlerin sayaçlara takılması işlemiyle elektrik dağıtım şirketlerinin bir ilgisinin bulunmaması, 19.02.2006 tarihli sayaç kontrol raporunda "bakanlık mühürlerinin bozuk olduğu" hususunun tespit edilmiş olması ve elektrik dağıtım şirketi tarafından sanığın kaçak elektrik kullanımının engellenmesine yönelik bir mühürleme ve bunun sonucunda gerçekleşen mühür bozulması iddiasında bulunulmaması karşısında; kullanılan sayaçta bakanlık mührünün bozulması ve bu şekilde sayaca müdahale edilmesinde mühür bozma suçunun unsurlarının oluşmayacağı anlaşılmıştır. 4. Sanık hakkında mühür bozma suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken, yargılamaya devamla mahkûmiyet hükmü kurulması Kanun’a aykırı olup kanun yararına bozma talebi yerinde görülmekle, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiş, bozmanın niteliğine göre kabule göre kısmında belirtilen istemler hakkında herhangi bir karar verilmemiştir. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. Sanığın mühür bozma suçundan mahkûmiyetine ilişkin Diyarbakır 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.04.2009 tarihli ve 2007/512 Esas, 2009/212 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (d) bendi uyarınca bozma nedeni sanığın cezasının kaldırılmasını gerektirdiğinden ve yüklenen mühür bozma suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı anlaşıldığından; sanığın 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca BERAATİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2023/6713, K. 2024/10824, T. 30.09.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2023-6713-e-2024-10824-k-9d62725e365e