Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/8990 E. 2026/3472 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2022/8990
Karar No
2026/3472
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/733 E., 2021/1311 K. SUÇLAR : Dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.12.2019 tarihli ve 2018/96 Esas, 2019/493 Karar sayılı kararı ile sanığın dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından, 5271 sayılı CMK'nın 223/2-a maddesi gereğince beraatine karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, 27.05.2021 tarihli ve 2020/733 Esas, 2021/1311 Karar sayılı ilamı ile; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekili ve Cumhuriyet savcısının istinaf başvurularının kabulü ile, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, sanığın "dolandırıcılık" suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157/1, 52/2, 52/4, 53... . maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 60.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere ... infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, "özel belgede sahtecilik" suçundan ise 5237 sayılı Kanun’un 207/1, 53... . maddeleri uyarınca 1 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına, cezanın mükerrirlere ... infaz rejimine göre çektirilmesine ve infazından sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyizi; suçların unsurlarının oluşmadığı, uyuşmazlığın hukuki ihtilaf mahiyetinde olduğuna ilişkindir. III. GEREKÇE 1.Sanığın adli sicil kaydında yer alan ve tekerrüre esas alınan Silivri 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.07.2014 tarihli ve 2013/369 Esas, 2014/331 Karar sayılı kararının "hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma" suçundan " erteli 10 ay hapis ve 80 tl adli para cezasına" ilişkin olduğu, UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede 20.08.2021 tarihli ek karar ile; 6763 sayılı yasa ile CMK 253 maddesinde yapılan değişiklik ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunun uzlaşma kapsamında kaldığı, uzlaşma müessesesinin aynı zamanda maddi hukuk kuralı niteliğinde olduğundan, yeni düzenlemenin hükümlü lehine olması sebebiyle ilgili evrakın uzlaştırma işlemleri için uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği anlaşıldığından, tekerrüre esas alınan ilamın sonucunun araştırılması ve sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

2. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 04.10.2018 tarihli ve 2015/8-656 Esas, 2018/404 Karar sayılı içtihadında belirtildiği üzere; 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81 inci maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, sanık hakkında kurulan hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır.

3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık bulunmamıştır.

IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanık müdafi tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, üye ... sanığın hem özel belgede sahtecilik hem de dolandırıcılık suçlarından, karşı oyu ile oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304. maddesinin birinci fıkrası uyarınca İzmir 1.Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.03.2026 tarihinde karar verildi.

KARŞI OY Sayın çoğunluğun “Sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükmüne yönelik istinaf başvurusu üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13 Ceza Dairesi tarafından duruşma açılarak, dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından mahkumiyet kararı verilmesi üzerine yapılan temyiz incelemesi sonucunda sayın çoğunluğun temyiz isteminin esastan reddi ile mahkumiyet hükümlerinin onanması gerektiği yönündeki görüşüne aşağıdaki nedenlerle karşıyım. Sanık hakkında çalışmış olduğu şirkette herhangi bir yetkisinin olmadığı halde katılana kendisini yetkili olarak tanıtıp hazırlamış olduğu sözleşmeyi şirketin kaşesini de kullanmak suretiyle imzaladığı ve onu kandırarak 50.000 TL parasını almak suretiyle menfaat sağladığı bu suretle dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarını işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında İlk Derece Mahkemesince “Sanığın şirket adına sözleşme imzaladığı tarihten önce hisselerini devretmesi nedeniyle, yetkisiz olarak sözleşme imzaladığı iddia edilmiş ise de sanığın yetkisinin bittiğine dair bildirimde bulunulmaması nedeniyle yetkinin devam ettiği, yaptığı işin vekaletsiz iş görme kapsamında olduğu bu nedenle eylemin hukuki ihtilaf niteliğinde olduğu” kabul edilerek beraat kararı verilmiştir.

İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesi tarafından “sanığın yetkisiz olduğu halde şirket adına hareket ederek baştan beri dolandırıcılık kastı ile hareket ederek atılı suçları işlediği” kabul edilerek mahkumiyet kararı verilmiştir. Söz konusu olayda sanığın vekaletsiz iş gördüğü tarafların kabulünde olup, sanığın baştan beri yerine getiremeyeceğini bildiği bir edimi vadederek menfaat temin edip etmediğinin belirlenmesi gerekmektedir. Sanık ile katılan kat karşılığı inşaat sözleşmesi imzalamış, fakat bu sözleşme özel hükümler içermektedir. Şöyle ki; katılan arsasını verecek, sanık ise bu arsa üzerinde yapacağı inşaattan değil, bir başka “kat karşılığı inşaat sözleşmesi” ile yapmayı planladığı inşaattan üreteceği dairelerden katılana verecektir. Sözleşmenin içeriği budur. Hal böyle olunca sanığın vadettiği daireler ile ilgili ... ile yaptığı sözleşmenin ve inşaatın varlığının araştırılması ve incelenmesi gerekmektedir. ... ile sanık arasında 06.12.2016 tarihinde düzenlenen sözleşme mevcuttur ve geçerlidir. Bu nedenle olay hukuki ihtilaf boyutunda kalmış olup her iki suçun unsurları oluşmamıştır. İlk Derece Mahkemesinin değerlendirmesi yerindedir. Bu nedenlerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2022/8990, K. 2026/3472, T. 30.03.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2022-8990-e-2026-3472-k-d3fc5ed70f35