Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2022/7145 E. 2023/7976 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2022/7145
- Karar No
- 2023/7976
- Karar Tarihi
K A N U N Y A R A R I N A B O Z M A MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2019/1027 E., 2020/872 K. SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması İNCELEME KONUSU KARAR : Mahkûmiyet KANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : İlgili kararın kanun yararına bozulması ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2019/1027 Esas, 2020/872 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin yollamasıyla aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin hükümlerin istinaf edilmeksizin 09.04.2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 02.07.2022 tarihli ve 2022/6462 sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100181 sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü: I. İSTEM Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 19.07.2022 tarihli ve KYB-2022/100181 sayılı kanun yararına bozma isteminin; “Dosya kapsamına göre, 1- Resmi belgede sahtecilik suçu yönünden yapılan incelemede; Sahte olarak düzenlenip kullanıldığı iddia ve kabul edilen sürücü belgesinin aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığına ilişkin uzmanlık raporu dosya arasında yer almadığı gibi sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu belgenin aslı mahkeme tarafından duruşmaya getirtilmek suretiyle incelenip özelliklerinin zapta geçirilmesi, bu şekilde sahtecilikte aldatma yeteneği bulunup bulunmadığının açıklanması, aldatma kabiliyetinin ne şekilde oluştuğunun karar yerinde tartışılıp değerlendirilerek, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesinde, 2- Başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçu yönünden yapılan incelemede; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268. maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için, failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacı ile başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanması gerektiği, somut olayda; olay günü alkollü şekilde araç kullanan sanığın yapılan trafik denetiminde trafik görevlilerine başkasına ait kimlik bilgilerini içeren sürücü belgesini vererek mağdur adına trafik ceza tutanağı düzenlenmesine neden olmak şeklinde gerçekleşen eyleminin aynı Kanun’un 206. maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet kararı verilmesinde, İsabet görülmemiştir. ” Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır. II. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun’un resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan başlıklı 206 ncı maddesinin birinci fıkrası ; "Bir resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç ... iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlenmiştir. 2. 5237 sayılı Kanun’un başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması başlıklı 268 inci maddesinin birinci fıkrasında; "İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır. hükmü yer almaktadır. 3. 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrasının; "Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır." şeklinde düzenlendiği belirlenmiştir. 4. Resmi belgede sahtecilik suçunda birinci seçimlik hareket, resmi belgeyi sahte olarak düzenlemektir. Bu seçimlik hareketle, resmi belge esasında mevcut olmadığı hâlde, mevcutmuş gibi sahte olarak üretilmektedir. İkinci seçimlik hareket, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştirmektir. Bu seçimlik hareketle, esasında mevcut olan resmi belge üzerinde silmek veya ilaveler yapmak suretiyle değişiklik yapılmaktadır. Üçüncü seçimlik hareket ise sahte olarak düzenlenen ya da değiştirilen bu resmi belgeyi kullanmaktır. 5. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (2918 sayılı Kanun) 48 inci maddesinde; "...Yapılan tespit sonucunda, 0.50 promilin üzerinde alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler hakkında, fiili bir suç oluştursa bile, 700 Türk Lirası idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır...Yapılan tespit sonucunda, 1.00 promilin üzerinde alkollü olduğu tespit edilen sürücüler hakkında ayrıca Türk Ceza Kanununun 179 uncu maddesinin üçüncü fıkrası hükümleri uygulanır..." denilmektedir. 6. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı ilamında; "...5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun "Kamu güvenine karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” başlıklı 206. maddesi; “Bir resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan kamu görevlisine yalan beyanda bulunan kişi, üç ... iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır” şeklinde olup, maddede resmi belgeyi düzenlemek yetkisine sahip kamu görevlisine yalan bildirimde bulunulması suç olarak düzenlenmiştir. Yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmî belgenin, bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde yani kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse; kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından, anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir. Aynı kanunun "Adliyeye karşı suçlar" bölümünde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” başlıklı 268. maddesi ise; “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır” şeklinde olup, işlediği bir suç nedeniyle yakalanan şüphelinin, gerçek kimliğini saklayıp kolluk kuvvetlerine, kimlik bilgilerini bildiği bir başkasının kimlik bilgilerini vermesi durumunda bu madde hükmü uygulanacaktır. Bir başka ifadeyle, failin işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla kendi kimliğini saklayarak, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması ve o kişi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasına neden olması durumunda, bu madde hükmü uygulanacaktır. Suçun oluşması için, failin daha önce bir suç işlemiş olması veya bir suçtan aranması, kendi kimliğini vermesi halinde hakkında bu suçtan işlem yapılacak olması gerekmektedir. İftira suçunun özel bir şekli olan bu suçun oluşması için sanığın resmi belge düzenlemede yetkili memura başkasının kimliğini veya kimlik bilgilerini vermesi yeterli olmayıp, işlediği bir suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla gerçek bir kişinin kimlik bilgilerini kullanması gerekmektedir..." şeklindeki açıklamalara yer verilmiştir. 7. Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 14.06.2023 tarihli ve 2019/8820 Esas, 2023/5153 Karar sayılı ilamında; "...sanığın 26.09.2014 tarihinde 0.71 promil alkollü olarak araç kullanması nedeniyle trafik polislerince durdurulduğunda kendisini Abdullah Bulut olarak tanıtarak, trafik idari para cezası karar tutanağının Abdullah Bulut adına düzenlenmesine sebebiyet vermekten ibaret eyleminde, 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesindeki başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanması suçunun unsurları itibari ile oluşmadığı, sanığın eyleminin ... 5237 sayılı Kanun'un 206 ıncı maddesindeki “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan" suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanması suçlarından ayrı ayrı mahkûmiyet hükümleri kurulması..." ve yine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin, 21.06.2023 tarihli ve 2019/9931 Esas, 2023/5464 Karar sayılı ilamında; "...sanık ... hakkında resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında, belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hakime ait olduğu gözetilerek 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesinin birinci fıkrası da dikkate alınıp, suça konu sürücü belgesi ve nüfus cüzdanı aslının duruşmaya getirtilip denetime olanak verecek şekilde dosya içine konularak incelenmek suretiyle, özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve aldatma niteliği olup olmadığının belirlenerek kararda tartışılması, sonucuna göre sanık ...'ın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, eksik inceleme ile sanık ... hakkında yazılı şekilde hüküm kurulması..." hususları hukuka aykırı bulunmuştur. 8. Bu kapsamda inceleme konusu dava dosyası değerlendirildiğinde; Trafik Denetleme Şube Müdürlüğüne bağlı ekiplerce yapılan denetimlerde, sanığın sevk idaresinde bulunan aracın durdurulduğu, sanık tarafından görevlilere mağdur adına düzenlenmiş sahte sürücü belgesinin ibraz edildiği ve yapılan kontrolde 0.84 promil alkollü olduğunun tespiti üzerine mağdur adına trafik idari para cezası tutanağı düzenlendiği anlaşılmış olup ... Cumhuriyet Başsavcılığının 31.05.2019 tarihli ve 2019/17932 Esas sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası sonucu yapılan yargılamada, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulmuş ise de, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden suça konu sürücü belgesine ilişkin alınmış herhangi bir uzmanlık raporu olmadığı gibi, belgede sahtecilik suçlarında aldatma niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hakime ait olduğundan, suça konu sürücü belgesinin getirilip özelliklerinin duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tespit edilmesinin gerektiği, diğer yandan; 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşabilmesi için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanmasının gerekeceği, somut olayda mağdur hakkında herhangi bir suç soruşturması yapılmadığı, yalnızca idari para cezası tutanağı tanzim edildiğinin anlaşılması karşısında, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı anlaşılmakla; kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür. III. KARAR 1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, 2. ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.09.2020 tarihli ve 2019/1027 Esas, 2020/872 Karar sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA, 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (b) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemelerine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 06.11.2023 tarihinde karar verildi.