Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/42474 E. 2025/4009 K. – Güveni Kötüye
Konu: Güveni Kötüye Kullanma
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/42474
- Karar No
- 2025/4009
- Karar Tarihi
- Konu
- Güveni Kötüye Kullanma
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Güveni kötüye kullanma HÜKÜM : Mahkûmiyet TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan vekili TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Ret
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında Bölge Adliye Mahkemesince kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKİ SÜREÇ A. Bozma İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 24.06.2020 tarihli ve 2020/2966 Esas, 2020/6617 Karar sayılı kararı ile hükmün uzlaşma nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. B. İstinaf Bozma ilâmı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, yukarıda belirtilen kararı ile sanığın güveni kötüye kullanma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 155/1, 43/1, 62/1, 52/2-4, 53. maddeleri gereğince 1 yıl 15 ay hapis ve 4.160,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Sanığın Temyiz İstemi Atılı suçların yasal unsurlarının oluşmadığına, zararı gidermesi için yeterli imkanının olmadığına, lehe hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir. 2. Katılan Vekilinin Temyiz İstemi Bozma öncesi hüküm ile bozma sonrası hüküm arasında çelişki olduğuna ilişkindir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin isabetli olduğu anlaşıldığından, katılan vekili ve sanığın temyiz istemleri yerinde görülmemiş Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda, hukuka aykırılık bulunmamıştır. III. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, kararında katılan vekili ve sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 17. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 08.04.2025 tarihinde karar verildi.