Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/41237 E. 2025/13073 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/41237
Karar No
2025/13073
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2010/479 E., 2015/392 K. SUÇLAR : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik, kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama, düşme, bozma

Yapılan ön incelemesi neticesinde; sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, sanık ...'ın yokluğunda verilen hükmün 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre doğrudan mernis adresine yapılan tebliğ işleminin usulsüz olması nedeniyle sanığın eşinin öğrenme üzerine ve diğer temyiz istemlerinin süresinde olduğu, katılan vekilinin temyiz isteminin sanık ... hakkındaki beraat hükümleri ile mahkumiyet hükümlerine yönelik vekalet ücretiyle sınırlı olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: A. Sanık ... Hakkında Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilen ve değerlendirilen delillere, Mahkemenin kovuşturma sonucunda oluşan kanaat ve takdirine, hukuka uygun, yasal ve yeterli olarak dosya içeriğine uygun şekilde açıklanan gerekçeye göre; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı Mahkemece kabul ve takdir kılınmış olmakla, katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanıklar ..., ..., ..., ..., ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Cumhuriyet Savcısı, Sanık ...'ın eşi, sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafilerinin, sanık ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Beraat Hükmüne Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden Sanıklara yüklenen "resmi belgede sahtecilik" suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nın 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla Cumhuriyet savcısı, katılan vekili, sanık ...'ın eşi, sanıklar ..., ..., ..., ..., müdafilerinin, temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanıklar hakkındaki kamu davalarının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca Tebliğname'ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, C. Sanıklar ..., ... Hakkında Kamu Görevlisinin Resmi Belgede Sahteciliği, Sanıklar ..., ... Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Sanıklar Müdafiileri ile Vekalet Ücretine Yönelik Katılan Vekilinin Temyizi Yönünden 1.Suç tarihinde, Diyarbakır Çocuk Hastanesinde doktor olarak görev yapan sanık ... ile... Merkezi doktoru olan sanık ...'ın hak sahiplerinin bilgisi ve rızası dışında sahte reçeteler düzenlediği ve bu reçetelerin ... Eczanesi tarafından katılan kuruma fatura edildiğinin iddia olunması karşısında, memur olan ve Sağlık Bakanlığına bağlı olarak çalışan sanıklar hakkında 4483 sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun hükümleri uyarınca soruşturma yapılmasının izne tabi bulunduğu, dosya içinde yetkili makamca verilmiş bir soruşturma izninin bulunmadığı anlaşılmakla; öncelikle durma kararı verilerek, yetkili makamdan, sanıklar hakkında yüklenen eylemden dolayı soruşturma izni verilip verilmeyeceğinin sorulması, soruşturma izni alınması ve izin koşulunun gerçekleşmesi halinde yargılamaya devamla sanıkların hukuki durumlarının tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile mahkumiyet hükümleri kurulması, 2. Doktor olan sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un TCK'nin 204/2. maddesinde yaptırıma bağlanan “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği" suçunu oluşturduğu kabul edildiği halde eczacı olan sanıklar .... ve ...'ın eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun'un 40/2. maddesindeki özgü suçlarda bağlılık kuralı uyarınca, zincirleme şekilde işlenen kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği suçuna iştirak kapsamında kalacağının gözetilmemesi, 3. Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “ sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulünün gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi uyarınca, "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiği de gözetildiğinde, UYAP sisteminde yapılan incelemede sanık ... hakkında, benzer nitelikteki fiilleri nedeniyle derdest kamu davalarının bulunduğunun anlaşılması karşısında, mükerrer yargılamanın önlenmesi ve zincirleme suç hükümlerinin değerlendirilebilmesi bakımından, UYAP üzerinden ve sair surette belirlenecek diğer dava dosyalarının da getirtilerek incelenmesi, mümkün olması halinde davaların birleştirilmesi, aksi halde bu dosyayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dosya içine alınması, iddianame ve suç tarihlerine nazaran sanığın eylemlerinin, her biri yenilenen kasıtla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararıyla kanunun aynı hükmünün kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme biçimde işlenmiş tek suçu mu oluşturduğunun hüküm yerinde tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde ise Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 15.03.2016 tarihli ve 2014/847 Esas, 2016/128 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezaların mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması, 4. Kabule göre de; a. Sanıklar ... ile ... hakkında 5237 sayılı Kanun'un 204/2 ve 43/1 maddesi uyarınca tayin olunan "3 yıl 9 ay" hapis cezasından, aynı Kanun'un 62/1. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapılması esnasında sonuç cezanın "3 yıl 1 ay 15 gün" yerine, "2 yıl 13... gün" olarak belirlenmesi suretiyle eksik ceza tayini, b. Sanıklar ... ve ...'in üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kötüye kullanmak suretiyle işledikleri kabul edilmesine rağmen, aynı Kanun'un 53/5. maddesi gereğince, ayrıca, cezalarının infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi c. Sanıklar hakkında mahkumiyet kararları verildiği halde kendini vekille temsil ettiren katılan lehine hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesi, Yasaya aykırı, katılan vekili ile sanıklar ..., ..., ... ve .... müdafiilerinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz olmadığından sanıkların kazanılmış hakların korunmasına 15.10.2025 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/41237, K. 2025/13073, T. 15.10.2025, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-41237-e-2025-13073-k-7b1b44bd6656