Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/40387 E. 2025/4982 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/40387
- Karar No
- 2025/4982
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI: 2018/1075 E., 2018/2555 K. SUÇ: Resmi belgede sahtecilik TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Esastan ret Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesinin, 09.02.2018 tarihli ve 2016/78 Esas, 2018/69 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında "resmi belgede sahtecilik" suçundan 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraatine karar verilmiştir. 2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesinin, 10.10.2018 tarihli ve 2018/1075 Esas, 2018/2555 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılan vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/2. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak, "resmi belgede sahtecilik" suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca teşdiden 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık Müdafiinin Temyiz İstemi Sanığın üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığına, sanığın suç işleme kastı ile hareket etmediğine, eksik inceleme ve araştırma ile karar verildiğine ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ve kararın gerekçesiz olduğuna, ilişkindir. III. GEREKÇE Sanık müdafii tarafından kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Gerekçeli karar başlığında "08.04.2013" şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin, "05.05.2015" olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; Resmi belgede sahtecilik suçu, seçimlik hareketle işlenebilen bir suç olup belgenin kullanılmasıyla suçun temadi ettiği, 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı belgenin süregelen kullanımının hukuki kesinti oluşturmadığı müddetçe tek bir sahtecilik suçunu oluşturacağı, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşullarının bulunmadığı gözetilmeden, suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile fazla ceza tayini, hukuka aykırı bulunmuş ise de söz konusu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle, sanık müdafiinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden 5271 sayılı CMK'nın 302/2 maddesi gereği hükmün BOZULMASINA, bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 303/1 maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulandığı paragrafın tamamının çıkartılması ve hüküm fıkrasının 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulandığı paragrafındaki “3 yıl 1 ay 15 gün” ibaresinin çıkartılıp yerine “2 yıl 6 ay” ibaresinin yazılması suretiyle Tebliğname’ye aykırı olarak, Üye ... ve Üye ...'ın karşı oylarıyla, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304/1 maddesi uyarınca Sakarya 3. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.04.2025 tarihinde karar verildi. K A R Ş I O Y Dairemizin 2021/40387 Esas sayılı iş bu dosyasında aşağıdaki gerekçelerle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz; Bölge Adliye Mahkemesi, sanığın eylemi zincirleme biçimde sahtecilik suçu oluşturduğu kanaatiyle, TCK.’nin 204/1, 43 ve 62. maddeleri uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Sayın çoğunluk, somut olayda eylemin temadi etmesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanma koşulları oluşmadığı halde, suçun zincirleme şekilde işlendiğinin kabulü ile fazla ceza tayinin hukuka aykırı olduğu, ancak bu aykırılığın Yargıtayca düzeltilebileceği ifade edilerek, CMK.’nin 303/1 maddesi uyarınca, hükmün TCK.’nin 43 maddesinin uygulandığı paragrafındaki “3 yıl 1 ay 15” gün ibaresi çıkartılarak yerine “2 yıl 6 ay” ibaresinin yazılması suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Sanığın iddianamede belirtilen eylemleri şu şekildedir; “…sanık “...'in 12/09/2012 tarihinde mağdur ... Mesleki Açık Öğretim Lisesi tarafından düzenlenmiş olarak gösterilen 14/08/2007 tarihli “...” Diploma Numaralı emanetin 2015/3078 sırasında kayıtlı sahte “İmam-Hatip Lisesi Diploması”nı ibraz ederek müşteki ... Valiliği İl Müftülüğü Vekil İmam-Hatip ve Müezzin-Kayyımlık sınavına başvuruda bulunduğu, sanığın anılan sınavda başarılı olduğundan bahisle 08/04/2013 – 27/06/2013 tarihleri arasında mağdur ... Vekil İmam-Hatip olarak görevlendirildiği, 02/01/2014 tarihinde ise mağdur ... ...'ne Vekil İmam-Hatip olarak görevlendirildiği, 18/10/2014 tarihinde suça konu anılan sahte “İmam-Hatip Lisesi Diploması”nı ibraz ederek mağdur T.C. Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi 2014 yılı Kamu Personeli Seçme Sınavı'na başvuruda bulunduğu, anılan sınavda ... KPSS puanı aldığı, sanığın 25/11/2014 tarihinde ise bu sahte diplomayı ibraz ederek mağdur T.C. Başbakanlık ... 2014 yılı Açıktan Atama Sınavı'na katılmak üzere müşteki ... Valiliği İl Müftülüğü'ne başvuruda bulunduğu, 05/05/2015 tarihinde yine suça konu sahte diplomayı ibraz ederek mağdur T.C. Başbakanlık ... 2015 yılı Sözleşmeli İmam-Hatip Alımı (...-2015) Sınavı'na katılmak üzere müşteki ... Valiliği İl Müftülüğü'ne başvuruda bulunduğu, müşteki ... Valiliği İl Müftülüğü görevlileri tarafından suça konu anılan “İmam-Hatip Lisesi Diploması”nın sahte olduğunun ancak bu başvuru esnasında tespit….” edilmiştir. Aşağıda açıklandığı üzere, iki hususta sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz. 1-Kanaatimizce sanığın eylemleri, iddianamede belirtildiği üzere, 4 kez TCK.’nin 204/1 maddesi kapsamında kalan resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturmaktadır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi bu eylemleri zincirleme biçimde işlediği kanaatiyle sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir. Aleyhe temyiz bulunmaması nedeniyle, hükmün eleştiri yapılarak onanması gerekmektedir. 2-Bir an için sayın çoğunluğun vardığı kanaatin doğru olduğu ve eylemin zincirleme suç yerine temadi eden tek bir suç olduğu kabul edilse dahi, karardaki bu tür bir yanlışlığın CMK.nin 303/1. maddesi uyarınca kararın düzeltilmesi suretiyle düzeltilebilecek bir husus olmadığı, karar düzeltme yerine bozma kararı vermek gerektiği kanaatindeyiz. Yukarıda belirtilen sanığın eylemlerine bakıldığında bazı eylemler arasında 2 yıldan fazla süre olduğu görülmektedir. Bu nedenle her bir eylemin yenilenen suç işleme kararı ile işlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu nedenle sanığın, eylemlerden her birini ayrı bir suç işleme kararı ile işlediğinin kabulü gerekir. İlk derece mahkemesince eylemler bir bütün olarak aynı suç işleme kararı ile işlendiği kabul edilerek zincirleme biçimde sahtecilik suçundan sanığın mahkûmiyetine karar verilmiş, bu karar sanık müdafii tarafından temyiz edilmiştir. Dairece yapılması gereken, eylemlerin sübut ve oluşu şeklinde bir ihtilaf bulunmaması ve aleyhe de temyiz olmaması nedenleriyle eleştiri yapılmak suretiyle kararın onanması gerektiği kanaatindeyiz. Sayın çoğunluk ile farklı düşündüğümüz ikinci husus, zincirleme suç nedeniyle cezada yapılan artırımın, eylemlerin tek suç oluşturduğu kanaatine varılması halinde TCK.’nin 43. maddesi ve buna bağlı yapılan ceza artışının CMK.’nin 303/1. maddesi uyarınca hükümden çıkartılmak suretiyle hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilip verilemeyeceği hususudur. CMK. 303/1. Maddesi karar düzeltme hallerini şu şekilde tâdat etmiştir; “….a) Olayın daha ziyade aydınlanması gerekmeden beraate veya davanın düşmesine ya da alt ve üst sınırı olmayan sabit bir cezaya hükmolunması gerekirse. b) Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının iddiasına uygun olarak sanığa kanunda yazılı cezanın en alt derecesini uygulamayı uygun görürse. c) Mahkemece sabit görülen suçun unsurları, niteliği ve cezası hükümde doğru gösterilmiş olduğu hâlde sadece kanunun madde numarası yanlış yazılmış ise. d) Hükümden sonra yürürlüğe giren kanun, suçun cezasını azaltmış ve mahkemece sanığa verilecek cezanın belirlenmesinde artırma sebebi kabul edilmemiş veya yeni bir kanun ile fiil suç olmaktan çıkarılmış ise birinci hâlde daha az bir cezanın hükmolunması ve ikinci hâlde hiç ceza hükmolunmaması gerekirse. e) Sanığın açıkça saptanmış olan doğum ve suç tarihlerine göre verilecek cezanın belirlenmesinde gerekli indirim yapılmamış veya yanlış indirim yapılmış ise. f) Artırma veya indirim sonucunda verilecek ceza süresi veya miktarının belirlenmesinde maddî hata yapılmış ise. g) Türk Ceza Kanununun 61 inci maddesindeki sıralamanın gözetilmemesi yüzünden eksik veya fazla ceza verilmiş ise. h) Harçlar Kanunu ile yargılama giderlerine ilişkin hükümlere ve Avukatlık Kanununa göre düzenlenen ücret tarifesine aykırılık mevcutsa.” Yukarıdaki karar düzeltme hallerine bakıldığında, İlk derece mahkemesince TCK.’nin 43. Maddesinin yanlış uygulanmak suretiyle ulaşılan fazla ceza miktarının, Dairece, CMK.’nin 303/1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu ile fazla miktarın cezadan düşürülmek suretiyle yeni bir ceza tayini ve yeni bir hüküm kurma cihetine gitmenin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim sayın çoğunluk, kararda, bu düzeltmenin CMK.nin 303/1 maddesinin yukarıda belirtilen bentlerinden her hangi birine uymadığını fark etmiş olmalı ki, karar düzeltmede bent zikredilmeksizin sadece CMK.nin 303/1 maddesi uyarınca kararın düzeltilmesine demekle yetinilmiştir. Kaldı ki, TCK.’nin 43 maddesinin yanlış uygulandığı durumlarda, bu hususu bozma sebebi yapmak gerekirken, karar düzeltmek suretiyle hükmün onanmasına karar verildiğinde, ilk derece mahkemesinin direnme hakkı elinden alınmış olunmaktadır. Şöyle ki, ilk derece mahkemesi, Daireden farklı olarak, eylemlerin zincirleme suç oluşturduğu kanaatindeyse, karar düzeltme suretiyle de olsa verilen hüküm onandığı için Dairenin bu tür düzeltilerek onama kararlarına direnemeyecektir. Bu itibarla sayın çoğunluk eylemlerin zincirleme suç oluşturmadığı düşüncesindeyse hükmün bu yönden bozulmasına karar verilmesi gerektiği kanaatindeyiz. Yukarıda açıklanan sebeplerden dolayı, hükmün eleştiri yapılmak suretiyle onanmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.24.04.2025