Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/40245 E. 2025/12269 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/40245
- Karar No
- 2025/12269
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/1765 E., 2019/2328 K. SUÇ :Kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Esastan ret, bozma
Yapılan ön inceleme neticesinde, sanıklar hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesinin 02.05.2019 tarihli ve 2018/398 Esas, 2019/158 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında kamu kurum ve kuruluşlarının vb. tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanun'un 158/1-d, 43/1, 52/2-4 ve 53. maddeleri uyarınca ayrı ayrı 6'şar yıl hapis ve 9.000,00'er TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, taksitlendirmeye, hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin 31.10.2019 tarihli ve 2019/1765 Esas, 2019/2328 karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanıklar müdafiilerinin istinaf başvurularının 5271 sayılı Kanun'un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanıklar müdafiilerinin temyiz istekleri; sanıklar hakkında eksik inceleme ile verilen mahkumiyet kararlarının usul ve yasaya aykırı olduğuna, sanıkların suçu işlemediğine, mahkumiyet kararlarının bozulmasına ilişkindir.
III. GEREKÇE 1. Katılanın aşamalarda tespit edilen beyanlarında sanık ...'i çağırıp sorduğunda işlemlerin devam ettiğini söyleyerek kendi telefonuyla diğer sanık ...'i arayarak kendisini konuşturduğuna, telefonda ismini ... olarak söyleyen kişinin Çevre ve Şehircilik Bakanlığında görevli olduğunu, işleri takip ettiğini, bunları halletmek üzere olduğunu, ...'in kendisini çok sıkıştırdığını ve kendisine küfrettiğini söylediğine, ...'in telefon numarasını kendi telefonuna kaydettiğine ve sonrasında birkaç kez aradığında açmadığına, ancak Whatsapp programına baktığında ... olarak kayıtlı şahsın Whatsaptaki profil fotoğrafının huzurdaki sanık ...'e ait olduğunu gördüğüne, sosyal medyadan araştırdığında bakanlıkta gerçekten ... isimli birinin olduğunu, ancak o ... ile şuanda huzurda bulunan sanık ...'in farklı kişiler olduğunu anladığına, hatta o günkü telefon konuşmasından sonra sanık ...'in güvenmiyorsan parayı ...'a gönder şeklinde söz söylemesi üzerine ...'in verdiği ...'e ait hesap numarasına üç dört kez para gönderdiğine ilişkin anlatımları ve duruşmada sanık ...'i teşhis etmesi, yine katılanın anlatımları ile uyumlu şekilde sanık ...'in hesabına para göndermesi, dosya kapsamında yer alan HTS kayıtlarına göre sanık ...'in kullanımında bulunan GSM hattı ile katılanın kullanımında bulunan GSM hattı arasında telefon görüşmelerinin tespit edilmesi karşısında 5271 sayılı CMK'nin 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip sanık ...'e yüklenen suçun sübutu yönünden vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediğinden tebliğnamedeki bozma isteyen düşünceye iştirak edilmemiştir. 2.Zincirleme suçlarda suç tarihinin teselsülün sona erdiği tarih olduğu gözetilerek gerekçeli karar başlığında "25.08.2016" şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin "25.10.2016" şeklinde mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanı kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suçların vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, 5237 sayılı Kanun'un cezanın belirlenmesi başlıklı 61/1. maddesinde belirtilen kriterler ile aynı Kanun'un 3/1. maddesinde ifade edilen cezada orantılılık ilkesi nazara alındığında temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinin ve dosya kapsamıyla örtüşen gerekçelerle takdiri indirim hükmünün uygulama dışı bırakılmasının isabetli olduğu anlaşıldığından, sanık ... müdafii ile sanık ... müdafiinin temyiz istemleri yerinde görülmemiş, Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararda hukuka aykırılık bulunmamıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesinin, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında sanıklar müdafiileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun/kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İzmir 10. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 13. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 25.09.2025 tarihinde karar verildi.