Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/39534 E. 2026/3706 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/39534
- Karar No
- 2026/3706
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2019/912 E. 2019/821 K. SUÇ : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık HÜKÜM : Esastan ret TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 15.02.2019 tarihli ve 2017/ 301 Esas, 2019/ 107 Karar sayılı kararı ile, sanığın bilişim sistemlerinin banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son, 158/3, 62/1, 53, 52 maddeleri uyarınca 6 yıl hapis ve 87.740,00 Tl adli para cezası ile mahkumiyetine karar verilmiştir.
2. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2019/912 Esas, 2019/821 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik sanığın istinaf başvurusunun, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık; yapılan yargılamanın eksik ve hatalı olduğunu, adil yargılanmadığını, avukatı olmadığından savunma hakkının kısıtlandığını, delillerin sanık lehine değerlendirilmediğini, samimi ikrarının değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
III. GEREKÇE Kabul edilebilir bir temyiz başvurusu üzerine yapılan inceleme neticesinde; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10.05.2022 tarihli ve 2022/2-155 Esas, 2022/321 Karar sayılı kararı ile, herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın artırım yapılmasını zorunlu kılan suçun nitelikli hâlleri nedeniyle yapılan yargılamalarda, cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması halinde adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, sanıkların istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5271 sayılı Kanun'un 150/3. maddesi uyarınca müdafii atanması gerektiğine karar verilmiştir. Somut olayda, yargılama sırasında sanığın müdafiinin duruşmaya katılıp, sanık savunmasında bulunmadığı, sanığın kendisinin seçtiği bir müdafii bulunmadığı gibi 5271 sayılı Kanun'un 156. maddesi gereğince sanığa resen bir müdafii de tayin edilmediği, sanık ...'ün savunmasının müdafii huzurunda alınmadığı anlaşılmakla, sanığa isnat edilen üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından 5237 sayılı Kanun'un 158/1-f-son bentleri uyarınca dört yıldan on yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü, suçun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlenmesi nedeniyle aynı Kanun’un 158/3. maddesine göre herhangi bir takdir hakkı kullanılmaksızın yarı oranda artırım yapılmasının zorunlu olduğu, bu kapsamda, üç veya daha fazla kişi ile birlikte nitelikli dolandırıcılık suçu bakımından Kanunda öngörülen cezanın alt sınırının beş yıldan fazla olması dikkate alındığında adil ve etkin yargılanma hakkı kapsamında, istemi olup olmadığına bakılmaksızın 5237 sayılı Kanun'un 158 üncü maddesinin üçüncü maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tayin ve takdirinde zorunluluk bulunmasının göz ardı edilmesi 5271 sayılı Kanun’un 289/1-h. maddesi kapsamında hukuka kesin aykırılık hâli olarak saptanmıştır.
IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, sanığın temyiz istemleri yerinde görüldüğünden, başkaca yönleri incelenmeyen, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin, 12.04.2019 tarihli ve 2019/912 Esas, 2019/821 Karar sayılı kararının, 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2-a maddesi uyarınca Antalya 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.04.2026 tarihinde karar verildi.