Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/343 E. 2024/117 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/343
- Karar No
- 2024/117
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/202 E. 2016/14 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/202 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığa son söz hakkı tanınmadığına, zincirleme suç hükümlerinin yanlış uygulandığına ve sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmemesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR: 1. Suç tarihinde kolluk görevlilerince sanıktan kimlik ibrazı istenildiğinde üzerinde kendi fotoğrafı bulunan temyiz dışı ...'nun bilgileri ile düzenlendiği anlaşılan suça konu sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, yapılan üst aramasında ayrıca sahte sürücü belgesinin de muhafaza altına alındığı, bu şekilde zincirleme olarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia olunmuştur. 2. Sanık aşamalarda üzerine atılı suçu ikrar etmiştir. 3. Soruşturma aşamasında sanığın üzerinde ele geçirilmiş olan nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi üzerinde yapılan kriminal incelemede; tamamen sahte oluşturuldukları ve aldatıcılık niteliklerinin olduğu belirtilmiştir. 4. Mahkeme tarafından suça konu belgeler üzerinde yapılan gözlem ve kriminal inceleme ile tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipleri ile yaptırımların düzeltilen husus dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir, ancak; 3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un “Kamu güvenine karşı suçlar’' bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinde, "değişik zamanlarda" denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; somut olayda aynı anda ele geçen suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi hukuka aykırı bulunmuş, bu husus Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.01.2016 tarihli ve 2015/202 Esas, 2016/14 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz isteği yerinde görüldüğünden 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin kısım tamamen çıkartılmak suretiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2024 tarihinde karar verildi.