Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/32443 E. 2026/4917 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/32443
Karar No
2026/4917
Karar Tarihi

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/257 E., 2016/242 K. SUÇLAR : Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düşme - Onama

Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Sanık hakkında hükmolunan netice cezanın türü ve miktarına göre sanık müdafiinin duruşma talebinin, 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun'un 8/1. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı CMUK'un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilmiştir.

Gerekçeli karar başlığında "01.07.2009" olarak yanlış yazılan suç tarihinin, suça konu çekin katılana verildiği tarih olan "22.12.2008" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür.

A.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-son maddesine göre (e), (f), (j) ve (k) bentlerinde sayılan hâllerde, hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezası alt sınırının ise suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamayacağı, buna göre temel ceza tayin olunurken doğrudan 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(f)-son maddesi esas alınarak temel cezanın tayini yoluna gidilmesi gerekirken sanık hakkında kurulan hükümde adli para cezasının ilk önce 5237 sayılı TCK'nın 158/1-(f) maddesi gereği "5 gün" olarak belirlendiği, müteakiben aynı Kanun'un 158/1-son hükmü gereği adli para cezasının suçtan elde edilen haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde belirlenmesi suretiyle hatalı uygulama yapılmış ise de bu husus sonuca etkili görülmediğinden bozma nedeni yapılmamış, 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08/10/2015 tarihli 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanık müdafiinin temyiz nedenleri eleştiri dışında yerinde görülmediğinden hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

2.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Yapılan İncelemede; Sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta, aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağanüstü zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE, 30.04.2026 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/32443, K. 2026/4917, T. 30.04.2026, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-32443-e-2026-4917-k-7b3ee11a14de