Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/31997 E. 2024/4371 K. – Dolandırıcılık

Konu: Dolandırıcılık

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2021/31997
Karar No
2024/4371
Karar Tarihi
Konu
Dolandırıcılık

MAHKEMESİ:Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/182 E., 2016/186 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜMLER: Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/182 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararı ile; Sanık nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının i bendi, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca, 2yıl hapis ve 100 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz istemi, eksik inceleme ile hüküm kurulduğuna, atılı suçun oluşmadığına, dolandırıcılık kastı ile hareket etmediğine, hakkında beraat verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanın aracını satmak amacıyla internette ilana koyması, oto alım satımı işini yapan ve Ticaret sicilinde kayıtlı olmayan ... Otomotiv adlı iş yeri olan sanığın katılanı araması, aracın sanığın işyerine getirilmesi ve alım konusunda anlaşılmasından sonra notere gitmeleri, burada sanığın katılana parayı eft yoluyla havale ettiğini söylemesi üzerine katılanın satış sözleşmesini imzalaması ve aracın devrini vermesi, ancak paranın hesabına aktarılmadığını farketmesi üzerine sanığı aradığında sanığın teminat senedi vermesi, ancak bu senedin de banka tarafından işleme konmaması, sanığın iş yerinde bulunamaması ve aracını geri alamaması biçimindeki eylemler nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır. 2. Sanık, dolandırıcılık kastının bulunmadığını, aracı vadeli olarak satın aldığını, buna ilişkin sözleşmeyi sunduğunu, borçlarını ödeyemediğinden iş yerinde bulunamadığını, kimseye parasını EFT yoluyla gönderdiğini söylemediğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmediği, katılanın ve tanığın oluşu doğruladıkları, noter satış sözleşmesi, sanığın sonradan sunduğu harici sözleşme, teminat senedi ve Ticaret sicili cevabi yazısının dosya arasına alındığı anlaşılmıştır. 3. Mahkeme tarafından sanığın savunması, katılan ve tanık beyanı, noter belgesi, teminat senedi ve tüm dosya kapsamına göre sanığın atılı suçu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (i) bendinde, serbest meslek sahibi kişiler tarafından mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle işlenmesinin nitelikli dolandırıcılık hali olarak kabul edildiği, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanununun 65 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “serbest meslek faaliyeti sermayeden ziyade şahsi mesaiye ilmi veya mesleki bilgiye veya ihtisasa dayanan ve ticari mahiyette olmayan işlerin işverene tabi olmaksızın şahsi sorumluluk altında kendi nam ve hesabına yapılmasıdır” şeklinde tanımlandığı, aynı Kanun'un 66 ncı maddesi ise “serbest meslek faaliyetini mutat meslek halinde ifa edenler serbest meslek erbabıdır” denildiği, yasada kendi nam ve hesabına mesleğin gerektirdiği etik kurallara uygun olarak çalışması gereken kişilerin toplumda kendilerine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle dolandırıcılık suçunu işlemeleri hali nitelikli dolandırıcılık olarak düzenlenmiş ise de, bu bendin uygulanabilmesi için failin serbest meslek mensubu olması ve dolandırıcılık suçunu da mesleği gereği kendisine duyulan güveni kötüye kullanmak suretiyle işlemesi gerektiği, somut olayda oto alım satım işi ile uğraşan sanığın bu görevinin serbest meslek olarak nitelendirilemeyeceği ve eyleminin 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaştırma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması hukuka aykırıdır. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 12. Ağır Ceza Mahkemesinin, 12.04.2016 tarihli ve 2015/182 Esas, 2016/186 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 27.03.2024 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2021/31997, K. 2024/4371, T. 27.03.2024, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2021-31997-e-2024-4371-k-90c382a7ddd1