Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/26804 E. 2023/6394 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/26804
- Karar No
- 2023/6394
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/212 E., 2019/49 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2013 tarihli ve 2012/1510 Esas, 2013/545 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 1.200,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.12.2013 tarihli ve 2012/1510 Esas, 2013/545 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı ve sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan)15. Ceza Dairesinin 29.05.2017 tarihli ve 2017/6551 Esas, 2017/12050 Karar sayılı kararı ile katılanın telefonunu arayan şahsın kendisini Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcısı olarak tanıtıp aldatarak haksız menfaat sağladığı iddia edildiğinden eylemin, hükümden sonra 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 14 üncü maddesi ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşup oluşmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğu nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.06.2017 tarihli ve 2017/287 Esas, 2017/275 Karar sayılı kararı ile bozmaya uyularak görevsizlik kararı verilmiştir. 4. İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2017/212 Esas, 2019/49 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 6763 Sayılı Kanun ile değişiklikten önceki hüküm ve sonuçları itibariyle lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 157, 62, 52 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 1.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz istemi; sanığın suçu işlediğine dair yeterli delil olmamasına rağmen delillerin takdirinde hataya düşülerek cezalandırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna, hapis cezasına erteleme hükümlerinin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'in iştirak halinde hareketle katılanın telefonunu aradıkları, görüşmeyi yapanın kendisini Ceylanpınar Cumhuriyet Başsavcısı olarak tanıttıktan sonra katılana dolandırıcılık çetesi soruşturması için para yatırmasını, parayı çekecek olan dolandırıcının isminin ... olduğunu ve parayı çekerken yakalanacağını söyledikleri, katılanın 50.000,00 TL'yi temyiz dışı sanık ...'in hesabına yatırdığı, ancak sanıkların yarım saat sonra tekrar arayıp şüpheli şahsın gelmediğini söyleyerek katılandan başka bir bankaya 20.000,00 TL daha yatırmasını istedikleri, katılanın 6.000,00 TL'si olduğunu, bunu yollayabileceğini söylediği ve bankaya gidip bu parayı göndereceği zaman banka görevlilerinin uyarması sonucu dolandırıldığını anlayıp şikayetçi olduğu, sanık ...'in banka dışında beklediği, sanık ...'in yatırılan 50.000,00 TL parayı yanındaki meçhul şahısla çektiği, bu suretle sanığın dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır. 2. Sanık ..., temyiz dışı sanık ... ile aynı iş yerinde çalıştıklarından dolayı tanıdığını, ancak olay günü beraber bankaya gidip para çekmediklerini, daha önce ...olarak bildiği şahsın ricasıyla kendi hesabına gelen parayı çekip verdiğini, karşılığında 1.000,00 TL aldığını, bu kişinin 2 ay sonra tekrar para çekilmesi gerektiğini söylediğinde şüphelenip kabul etmediğini, ancak sanık ... ile Haydar'ın tanıştığını, daha sonra yanlarından ayrıldığını, ne yaptıklarını bilmediğini, sanık ...'in korktuğu için kendisinin adını verdiğini beyanla suçlamaları kabul etmemiş, CD görüntüsünde sanık ...'in bankada yanında olan kişinin ... olmadığını, bu kişinin önce....olduğunu, daha sonra ise .... olmadığını,...ı başta tanımadığını, sonra ise arkadaşı olduğunu beyanla aşamalarda çelişkili beyanlarda bulunduğu görülmüştür. 3. Temyiz dışı sanık ..., eski iş yerinde beraber çalıştığı sanık ...'in bir gün önce meçhul bir şahısla para geleceğini, ancak çekemeyeceklerini söyleyip kendisinin hesabına gelip çekmesini, korkmamasını söylediğinden kabul ettiğini, ertesi gün bankaya sanık ... ve meçhul şahıslarla gittiklerini, ....'in bankaya girmediğini, parayı çekip yaşı küçük şahsa verdiğini, sanık ...'e iftira atmasını gerektirir bir durum olmadığını, karşılığında 500,00 TL aldığını, ....'in de çektiği paradan bir miktar aldığını, aynı gün başka bankadan çekilen parayla ilgili de yargılandığını beyan etmiştir. 4. Katılan, zararının giderilmediğini beyanla sanıktan şikayetçi olmuştur. 5. Bankadan temin edilen görüntü CD'sinin celbi ile alınan bilirkişi raporuna göre, temyiz dışı sanık ...'in yanındaki meçhul şüpheli ile gelerek parayı çektiği anlaşılmıştır. 6. Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ve uzlaşmanın sağlanamadığı görülmüştür. 7. Mahkemece, temyiz dışı sanığın beyanı, sanıkların benzer şekilde adlarına gelen farklı paraları çektikleri ve açık kimlik bilgilerini vermedikleri Haydar ve Ercan isimli olduğunu söyledikleri şahıslarla irtibat halinde olup bu şahıslar tarafından aranan kişilerin hile ile kandırılarak para yatırmasını sağlamaları üzerine çeşitli defalarda yatırılan paraları çekerek bu suçlara iştirak ettikleri, çeşitli mahkemelerde de bu nedenle açılmış davaların bulunduğu birlikte değerlendirildiğinde sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hüküm kurulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Olay günü, katılanın 50.000,00 TL yatırdıktan sonra sanıkların tekrar arayıp katılandan 20.000,00 TL daha istedikleri, katılanın bankaya 6.000,00 TL daha yatırmaya gittiğinde banka görevlilerinin uyarmasıyla parayı yatırmadığı anlaşılan olayda, sanık hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmayarak eksik ceza tayin edilmesindeki isabetsizlik aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının suç tarihine göre doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 3. Ancak; suç tarihi itibari ile 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesinin uygulanmasına yasal olarak engel adli sicil kaydı olmayan sanık hakkında hükümde: "yasal şartları oluşmadığından sanık ... hakkında CMK 231/5 maddesinin, sanık ... hakkında TCK'nın 50,51 ile CMK'nın 231/5. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına" şeklinde belirtildiği anlaşıldığından, sanık hakkında yeterli gerekçe göstermeksizin erteleme hükmünün uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İstanbul 20. Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.01.2019 tarihli ve 2017/212 Esas, 2019/49 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 21.09.2023 tarihinde karar verildi.