Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/25087 E. 2023/7668 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/25087
- Karar No
- 2023/7668
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
B O Z M A Ü Z E R İ N E MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2017/404 E., 2019/637 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2017/404 Esas, 2019/637 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkrası uyarınca 10 ay hapis ve 80 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık temyiz dilekçesinde; verilen cezayı temyiz etmek istediğini belirtmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. İddianamede özetle; sanıkların işlettiği...Emlak isimli iş yerinin gazetedeki satış ilanını görüp başvuran katılana temyiz dışı sanık ...'ın daire gösterdiği, sanık ...’in, evin üzerindeki ipoteğin kaldırılması için 10.000,00 TL para gerektiğini, daha sonrada tekrar para gerektiği söyleyerek 1.700,00 TL daha olmak üzere katılandan toplam 11.700,00 TL para aldığı, aradan geçen zamana rağmen evin tapusunun devredilmediği, parasının iade edilmediği iddiası ile dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istenmiştir. 2. Sanık ... özetle; emlak danışmanı olduğunu, katılanın almak istediği ev üzerindeki ipoteği kaldırma karşılığında para aldığını, parayı alırken sözleşme yaptığını ve makbuz kesildiğini, dairenin borcunun çok çıkması nedeni ile satışın iptal olduğunu, katılana bu durumu ve parasını ödeyeceğini söylediğini, sonra şirketi kapatmak zorunda kaldığından parasını ödeyemediğini, sonra da cezaevine girdiğini, ileride çıktığında parasını ödeyeceğini, katılanı dolandırma kastı olmadığını ve dolandırmadığını, beraatini savunmuştur. 3. Temyiz dışı sanık Halil suçlamaları reddetmiş, diğer sanığın iş yerinde çalıştığını, sadece katılana daireyi gösterdiğini savunarak beraatini istemiştir. 4. Katılan özetle; olay sırasında temyiz dışı sanık Halil ile muhatap olduğunu, sonra iş yeri patronu sanık ... ile görüştüğünü ve Ömer, taşınmazın üzerindeki ipoteğin kaldırılması için gerektiğini belirttiğinden kendisine elden 10.000,00 TL verdiğini, sanık ...'in de kendisine makbuz verdiğini, sonra da sanık ...'in bir miktar daha paraya gerektiğini bildirmesi üzerine, 1.700,00 TL daha verdiğini, sanık ...'in kartvizitinin arkasına 1.700,00 TL nakit aldığına dair yazıp imzaladığını, sonrasında dairenin satışının yapılmadığını ve 11.700,00 TL parasının da iade edilmediğini belirtmiştir. 5. Mahkeme'nin ilk kararı ile sanık Halil hakkında beraat kararı verilerek kesinleşmiş, sanık ... hakkındaki mahkumiyet kararının sanık ve müdafii temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi tarafından uzlaşma hükümlerinin değerlendirilmesi için bozulması üzerine Mahkemece yukarda yazılı şekilde karar verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Sanığın katılandan 27.10.2011 tarihli makbuzla 10.000,00 TL aldığının, akabinde katılanın beyanına göre 4-5 gün sonra 1.700,00 TL daha aldığının dosya kapsamından anlaşılmasına göre 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin düşünülmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Gerekçeli karar başlığında 31.12.2011 şeklinde hatalı gösterilen suç tarihinin "31.10.2011" tarihi olarak mahallinde düzeltilmesi mümkün görülmüştür. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile eleştirilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.09.2019 tarihli ve 2017/404 Esas, 2019/637 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştirilen hususlar dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.10.2023 tarihinde karar verildi.