Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/24955 E. 2024/8846 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/24955
- Karar No
- 2024/8846
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/406 Esas, 2019/336 Karar SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkumiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1.Denizli 8. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.12.2012 tarihli ve 2012/1088 Esas, 2012/1270 Karar sayılı görevsizlik kararı ile dosya Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilmiştir. 2. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 04.06.2013 tarihli ve 2013/17 Esas ve 2013/151 Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının b bendi, 62, 52, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis ve 3.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. 3. Kararın, sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin, 16.11.2017 tarihli ve 2017/24242 Esas, 2017/23565 Karar sayılı ilâmıyla; "sanığın bu şekilde hileli hareketlerle katılanın oğlunun cezaevine girmesi tehdidi nedeni ile içinde bulunduğu zor koşullardan yararlanmak sureti ile 3000 TL parayı katılandan alarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, oluş, kabul ve tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde, katılanın içinde bulunduğu durumun TCK'nın 158/1-b maddesi kapsamında zor durum olarak kabul edilemeyeceği, bu nedenle sanığın eyleminin TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen ve 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK'nın 253. ve 254. madde fıkraları gereğince uzlaşma kapsamına alınan basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek yazılı şekilde TCK'nın 158/1-b maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçundan hüküm kurulması" Nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir. 4. Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2018/406 Esas, 2019/336 Karar sayılı kararı kararı ile; sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52, 53 ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis ve 2.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyizi; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Tanık ...'ın kesinleşmiş adli para cezasının infazı amacı ile Denizli adliyesi nezarethanesinde tutulduğu sırada, annesi katılan ...'ı telefon ile arayarak 3.000,00 TL adli para cezasının ödenmesi durumunda serbest kalacağını söylediği, bu sırada başka bir suç nedeniyle aynı nezarethanede bulunan sanığın konuşulanlara tanık olduğu, katılanın sözü geçen adli para cezasını temin ederek adliyeye geldiği sırada sanığın da nezarethaneden salıverildiği ve adliye önünde katılanın yanına giderek kendisini avukat katibi olarak tanıtıp katılana adli para cezası olarak tanığın teminini talep ettiği parayı kendisine vermesini söylediği, sanığın bu şekilde hileli hareketlerle katılanın oğlunun cezaevine girmesi tehdidi nedeni ile içinde bulunduğu zor koşullardan yararlanmak sureti ile 3.000,00 TL' yi katılandan alarak bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. 2. Mahkemesince sanık hakkında dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE Sanığın üzerine atılı dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü ve 254 üncü maddeleri gereğince uzlaşma kapsamında olması nedeniyle, dosyanın uzlaştırma bürosuna tevdi edildiği ancak uzlaşmanın sağlanamadığı belirlenerek yapılan incelemede; 1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görülmüştür. 2. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Alaşehir 2. Asliye Ceza mahkemesinin 2010/328 Esas, 2011/258 Karar sayılı ilamına konu 5237 sayılı Kanun'un 157 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen dolandırıcılık suçunun 02.12.2016 tarih ve 29906 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesi ile değişik 5271 sayılı Kanun'un 253 üncü maddesine göre uzlaştırma kapsamına alındığı anlaşılmakla, uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, anılan ilama konu hüküm yönünden uzlaştırma işleminin olumlu sonuçlanmış olması durumunda, adli sicil kaydındaki diğer ilamlar esas alınarak tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının infaz aşamasında değerlendirilmesi mümkün görülmüştür. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 4. 04.06.2013 tarihli hükmün sanık tarafından temyiz edilmesi ve sanık lehine bozulması nedeniyle, lehe bozma sonrası yargılama giderlerinin sanığa yükletilemeyeceğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuş ise de, anılan hukuka aykırılık Yargıtay tarafından düzeltilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (4) numaralı bentte açıklanan nedenlerle Denizli 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 18.06.2019 tarihli ve 2018/406 Esas, 2019/336 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan yargılama giderlerine ilişkin bölüm çıkarılarak yerine "Bozma öncesi yapılan 45,50 TL yargılama gideri ve uzlaştırma giderlerinin sanıktan tahsili ile hazineye gelir kaydına, bozma sonrası yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 01.07.2024 tarihinde karar verildi.