Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/16557 E. 2023/8040 K. – Dolandırıcılık
Konu: Dolandırıcılık
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/16557
- Karar No
- 2023/8040
- Karar Tarihi
- Konu
- Dolandırıcılık
B O Z M A Ü Z E R İ NE MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2018/67 E., 2019/13 K. SUÇ : Dolandırıcılık HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/180 Esas, 2014/748 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 52 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1ay 15 gün hapis ve 32.500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.10.2014 tarihli ve 2014/180 Esas, 2014/748 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 14.11.2017 tarihli ve 2017/34580 Esas, 2017/23251 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin hükümden sonra 02.12.2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 14 üncü maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 158 inci maddesinin birinci fıkrasına eklenen (L) bendi kapsamında öngörülen nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdiri ve değerlendirme yetki ve görevinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. 3. Bozma sonrasında İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.12.2017 tarihli ve 2017/1106 Esas, 2017/916 Karar sayılı kararı ile sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanununun 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (L) bendinde düzenlenen suçu oluşturması nedeniyle görevsizlik kararı verilmiştir. 4. İzmir 1. Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2019 tarihli ve 2018/67 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 inci, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları, 43 üncü, 62 nci, 52 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 1ay 15 gün hapis ve 32500 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafinin temyiz isteği, verilen cezanın hukuka ve yasalara aykırı olduğuna, temyizen incelenerek bozulmasına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanı telefonla arayan şahsın, banka hesaplarının terör örgütünün eline geçtiğini, parayı kurtarabilmek için kendisinin verdiği hesaplara parasını havale etmesini söylediği, katılanın da verilen hesaplara 17500 TL ve 1500 TL yi ayrı ayrı para transferi yaptığı, gönderilen paranın sanığın ve temyiz dışı sanık ...'ın hesabına ulaştığı, üzerilerine atılı suçu işlediği iddia ve kabul olunmuştur. 2. Bankaların cevabi yazısında; paranın yatırıldığı hesabın sanığa ve temyiz dışı sanık ...'a ait olduğu, paranın temyiz dışı sanık ...'ın...n Akbankası 76672 hesap numaralı hesaba 17.500 TL ve sanık ...'ın İşbankası ... şubesindeki 3427-447259 numaralı hesaba da 1500 TL para yatırıldığı, sanığın ve temyiz dışı sanığın havale edilen paraları İzmir ilinde bulunan ATM'lerden çektiği tespit edilmiştir. 3. Sanık ...; suçlamayı kabul etmemiş, arkadaşı temyiz dışı sanık ...'ın yanına gelerek hesabına para yatırılacağını ancak kendi hesabına yatırılırsa paraya el konacağını bu nedenle kendi hesabına yatırılmasını istediğini, kendisinin de yardımcı olmak amacıyla kabul ettiğini, beyan etmiştir. 4. Sanık tarafından, katılanın zararının giderildiğine ilişkin dosyada herhangi bir bilgi veya belge bulunmamaktadır. 5. Uzlaştırma işleminin uygulandığı ancak uzlaşmanın sağlanamadığı anlaşılmıştır. 6. Mahkemece sanığın oluşa aykırı savunmaları, katılanın beyanı, bankanın cevabi yazısı ve tüm dosya kapsamına göre uzlaştırma işleminin de olumsuz sonuçlanması nedeniyle sanık hakkında sübut bulan dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir. IV. GEREKÇE 1. Şikayetçi 21.04.2014 tarihli ifadesinde " ...bende bunun üzerine ilk önce Akbank'a giderek hesabımda bulunan 17.500,00 TL parayı belirttikleri hesap numarasına gönderdim, daha sonra İş Bankasına giderek burada bulunan 1.500,00 TL parayı da belirttikleri hesap numarasına gönderdim, bu esnada telefonu hiç kapatmadım, tüm işlemleri yaptığım süre boyunca şahısla görüşmeye devam ettim..." şeklindeki beyanı gözetildiğinde hileli davranışlarda kesinti olmaksızın birden fazla hesaba havale sağlandığının anlaşılması karşısında 5237 sayılı Kanun'un 43 nci maddesinin uygulama koşulu bulunmadığından bu hukuka aykırılık Yargıtayca giderilmiştir. 2. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “... ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “... denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen ...” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde (1) numaralı bentte açıklanan nedenle İzmir 1 Ağır Ceza Mahkemesinin, 28.01.2019 tarihli 2018/67 Esas, 2019/13 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun'un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygun kısmın tamamen ve hükmün 6 ıncı paragrafında yer alan "1625" ve "32500" ibaresinin çıkartılması ve hüküm fıkrasına " 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmasına ilişkin sanıkların 2 yıl 6 ay 1300 gün hapis cezası ile cezalandırılmalarına ve "1.300,00", "2.600,00" ibaresi eklenmek suretiyle hükmün, Tebliğname'ye kısmen uygun olarak DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 07.11.2023 tarihinde karar verildi.