Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/14063 E. 2023/4 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/14063
- Karar No
- 2023/4
- Karar Tarihi
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2016/12 E., 2018/265 K. SUÇLAR : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, düşme TEMYİZ EDENLER : Katılan vekili, sanık TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık ... hakkında bozma üzerine nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: Tebliğnamede sanık ... hakkında kurulan düşme hükümlerine ilişkin görüş bildirilmiş ise de bu hükümlerin katılan vekili tarafından temyiz edilmemesi nedeniyle temyiz kapsamı dışında bulunduğu tespit edilmiştir. I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2011 tarihli ve 2008/108 Esas, 2011/271 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 52 inci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 42.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. 2. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 14.09.2011 tarihli ve 2008/108 Esas, 2011/271 Karar sayılı kararının Cumhuriyet savcısı tarafından sadece temyiz dışı sanık ...'ın lehine ve bu sanığın beraat etmesi gerektiğine ilişkin olmak üzere, sanık ... müdafii ve temyiz dışı sanık ... müdafii tarafından temyiz edildiği ve Yargıtay (kapatılan) 15. Ceza Dairesinin 22.12.2015 tarihli ve 2013/21269 Esas, 2015/32520 Karar sayılı kararı ile sanıkların atılı suçları inkar etmeleri ve temyiz dışı sanık ...'ın, sanık ...'in yanında sadece işçi olduğunu ve ticari alışverişlerle ilgisinin olmadığını savunması karşısında; sanık ...'den ve katılandan sanık ...'ın savunmalarının sorulması, suça konu çeklerdeki imza ve yazı aidiyetlerinin tespiti için bilirkişi raporu aldırılması gerektiği belirtilerek bozulmasına karar verilmiştir. 3. Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2016/12 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararı ile sanık ... hakkında; a. Nitelikli dolandırıcılık suçundan 5237 sayılı Kanun'un (5237 sayılı Kanun) 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinin son cümlesi, 52 inci maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl hapis ve 42.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, b. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun'un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi, 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine, Karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1. Katılan vekilinin temyizi; a) Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen düşme hükmünün usul ve yasaya aykırı olduğuna, b) Nitelikli dolandırıcılık suçundan alt sınırdan ceza verildiğine, lehine vekalet ücretine hükmedilmediğine, İlişkindir. 2. Sanığın temyizi; suçun teşebbüs aşamasında kalması nedeniyle katılanın zararının bulunmadığı, Akbanka ait çek sebebiyle herhangi bir mal teslimi yapılmadığı halde bu çek tutarının da haksız menfaat hesaplanmasında dikkate alınarak fazla ceza tayin edildiği, ayrıca Akbanka ait çekte imza ve yazısı bulunmadığı halde nitelikli dolandırıcılık suçundan hatalı şekilde mahkumiyetine hükmedildiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Aydın ilinde Saret Et ve Et Ürünleri Limited Şirketi'nin yöneticisi olan katılan ile sucuk mamulü ticareti yapan sanık ... ve temyiz dışı sanık ...'ın ilk başlarda güven sağlamak adına gerçek çeklerle alışveriş yaptıktan sonra 03.06.2006 tarihinde suça konu iki çekten ilki olan komple sahte yasal unsurları haiz Dışbanka ait 11.750,00 TL 'lik keşidecisi ... olan çeki vererek ürün aldıkları, ertesi gün ise Akbanka ait 9.175,00 TL'lik keşidecisi Enfaş Kauçuk....Ltd. Şti. olan çalıntı yasal unsurları haiz çeki yolladıktan sonra bu çeke istinaden ürün almak üzere elemanlarını yolladıklarında ilk çekin sahte olduğunu öğrenen katılanın sanıkları ihbar ettiği anlaşılmıştır. 2. Sanıkların önceki ticari işlerde verdikleri gerçek çeklerin de çoğunun karşılıksız çıktığı katılanın sunduğu belgelerden tespit edilmiştir. 3. Bilirkişi raporunda Dışbanka ait çekteki tüm yazıların sanık ... tarafından yazıldığı, her iki çekte de keşideci imzalarının keşidecilere ait olmadığı, suça konu çeklerin sanık tarafından katılana verildiği saptanmıştır. 4. Mahkemesince çeklerin aldatma kabiliyetlerinin bulunduğu gözlemlenmiştir. 5. Sanığın suça konu çekleri kimden ne suretle aldığına dair herhangi bir delil ve belge sunamadığı görülmüştür. 6. Mahkemece suça konu bankanın maddi varlığı olan çeklerin sanık tarafından kullanılarak nitelikli dolandırıcılık suçunun sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Mahkemesince sanığa yüklenen “resmi belgede sahtecilik” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı Kanun'un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrasında öngörülen olağanüstü dava zamanaşımının 04.06.2006 olan suç tarihinden hüküm tarihine kadar gerçekleştiği ve sanık hakkındaki kamu davasının düşmesine karar verilmesi nedeniyle kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. B. Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; 1. Suça konu Dışbanka ait çekin verilerek 03.06.2006 tarihinde ürün alınması, ertesi gün ise Akbanka ait çekin gönderilerek 07.06.2006 tarihinde bunun karşılığı olan sucuk alınmaya çalışılırken katılanın olayı ihbar etmesi şeklinde gerçekleşen hadisede Mahkemesince 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi hükümlerinin değerlendirilmediği ve tatbik edilmediği anlaşılmış ise de; Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesinin bozma ilamından önce kurulan ve aleyhe temyiz edilmeyen ilk hükümde de 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanmadığı anlaşıldığından bu husus bozma nedeni yapılmamıştır. 2. Suçun teşebbüs aşamasında kaldığına, 04/06/2006 tarihinde verilen çek karşılığı mal alınmamasına rağmen bu çek bedelinin de haksız menfaat miktarının tespitinde dikkate alınmasının hatalı olduğuna ve suçun unsurlarının da oluşmadığına dair sanığın temyizi bakımından, Dışbanka ait çekin 03.06.2006 tarihinde verilerek ürün alınıp menfaat sağlanması ve her iki çekin sanık tarafından katılana verildiğinin sabit olması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşması karşısında hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. 3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillere birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verelere dayandırıldığı eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından katılan vekilinin ve sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir. 4. Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen; a) Hüküm fıkrasında adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun'un 52 nci maddesinin dördüncü fıkrası yerine aynı maddenin ikinci fıkrası olarak yanlış gösterilmesi, b) Sanığın mahkumiyetine karar verildiği halde, kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücreti Tarifesi uyarınca maktu avukatlık ücretine hükmolunmaması, Hususları dışında hukuka aykırılık görülmemiştir. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2016/12 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B.Nitelikli Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden; Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.07.2018 tarihli ve 2016/12 Esas, 2018/265 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekilinin ve sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının adli para cezasının taksitlendirilmesine ilişkin 6 ncı paragrafında yer alan “52/2” ibaresinin çıkartılarak yerine “52/4” ibaresinin yazılması ile hüküm fıkrasına "katılanın kendisini vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından, hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca takdir edilen 4.360,00 TL avukatlık ücretinin sanıktan alınıp katılana verilmesine" ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 09.01.2023 tarihinde karar verildi.