Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2021/110 E. 2023/9005 K.
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2021/110
- Karar No
- 2023/9005
- Karar Tarihi
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/511 E., 2015/1037 K. SUÇLAR :Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması HÜKÜMLER: Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Onama, bozma Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/511 Esas, 2015/1037 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında; a. Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına; b.Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan ise 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 269 uncu maddenin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği;herhangi bir neden belirtilmeden karar temyiz edilmiş. III. OLAY VE OLGULAR 1. Sanığın suç tarihinde, daha önceden firar suçu nedeni ile kolluk görevlilerince yakalandığı ve polis memurlarına ... adına düzenlenen ancak üzerinde kendisine ait fotoğraf bulunan suça konu nüfus cüzdanını ibraz ettiği, nüfus cüzdanının sahte olabileceğini değerlendiren polis memurlarının sanığı polis merkezine götürmek istemesi üzerine samimi beyanda bulunarak gerçek isminin ... olduğunu ve cezaevine dönmemek için sahte kimlik kullandığını ikrar ettiği anlaşılmıştır. 2. Sanık savunmasında, cezaevinden firar etmesi nedeniyle sahte nüfus cüzdanı kullandığını beyan etmişir. 3. ... Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan 07.05.2015 tarihli uzmanlık raporuna göre; suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğunun rapor edildiği belirtilmiştir. 4. Mahkemece sanığın resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur. IV. GEREKÇE A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 2. İddia, savunma, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamı ile yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin ve unsurları itibarıyla oluştuğu anlaşılmakla, kurulan hükümde hukuka aykırılık görülmemiştir. 3.Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden 1. 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, aynı Kanun'un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun (5326 sayılı Kanun) "Kimliği bildirmeme" başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise "Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir." hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun'un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; kolluk görevlilerince önceden işlediği firar suçu nedeniyle yakalanan sanığın görevlilere mağdur ... adına düzenlenen sahte nüfuz cüzdanını ibraz ettiği, nüfus cüzdanının sahte olabileceğini değerlendiren polis memurlarının emniyete götürmek istemesi üzerine samimi beyanda bulunarak nüfus cüzdanının sahte olduğunu kabul ettiği, nitekim yakalama tutanağının sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği ve soruşturma işlemlerinin de bu bilgilere göre yapıldığı, sanığın, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği, bu nedenle 5237 sayılı Kanun'un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurlarının oluşmadığı, ayrıca mağdur ... adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla , sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu gözetilmeden unsurları itibarıyla oluşmayan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması, Hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR A. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/511 Esas, 2015/1037 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Dikili 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 22.12.2015 tarihli ve 2015/511 Esas, 2015/1037 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun'un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun'un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımı süresinin, eylemin gerçekleştiği 22.04.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun'un 322 ve 5326 sayılı Kanun'un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun'un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 29.11.2023 tarihinde karar verildi. A.D.