Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/7115 E. 2023/10428 K. – Resmi Belgede

Konu: Resmi Belgede Sahtecilik

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2020/7115
Karar No
2023/10428
Karar Tarihi
Konu
Resmi Belgede Sahtecilik

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/247 E., 2015/416 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ ... Batı 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/247 Esas, 2015/416 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafii, tanık Orhan'ın dinlenmediğini, raporda senetler üzerindeki imzaların sanığı ait olabileceğinin değerlendirildiğini, ancak mahkûmiyet için kesinlik olması gerektiğini, sahteciliğin farklı zamanlarda yapıldığına dair kesin delil olmadığını, bu nedenle zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağını belirterek hükmü temyiz etmiştir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Katılanın ... ... 7. İcra Müdürlüğünün 2014/36918 ve 2013/3416 sayılı Esas dosyalarından iki ayrı ödeme emri geldiğini, hiç alakası olmadığı halde senetlerle borçlandırıp tanımadığı şahısların alacaklı olarak hakkında iki tane icra takibi başlatmış olduğunu, iki tane imzasının sahte olarak taklit edildiği 700,00 TL meblağlı bono fotokopisinin de ekli olduğunu belirterek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturmada; Sema ile Hakan'ın birlikte beraberce katılan adına resmi belge sayılan bonoları tanzim etmek ve kullanmak suretiyle üzerlerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri belgelerin sonuç doğurması nedeniyle aldatma kabiliyetini haiz olduğu, söz konusu sahte düzenlenen bonoların icra müdürlüğü aracılığı ile tahsile konulmak suretiyle kullanılarak kamu kurumu aracı kılınmak suretiyle dolandırıcılık yapılarak menfaat temin edilme yoluna gidildiği ve bu suretle üzerlerine atılı suçların işlendiği iddia olunmuştur. 2. Sanık ... savunmasında; eşi Sema adına olan iş yerini kendisinin işlettiğini, bu nedenle senetler üzerindeki İkra mobilya ... kaşesini basıp kendisinin imzaladığını ve ciro ettiğini, ...'dan aldığı hırdavat malzemeleri için imza kısmı dolu olan üç adet senedi aynı gün düzenlendiğini, imzayı kimin attığını bilmediğini, katılanın Tuncay'ın akrabası olduğundan imzayı Halil attı zannederek senedin ödeyecek kısmını doldurduğunu, ancak ... yazan kısmı yazdığını, ilk senet ön yüzü ..., adresi, TC ve telefon numarası bilgisi olduğunu, imzaların da olduğunu, ikinci senette sadece ... adres, TC ve telefon numarasının yazmadığını, bu bilgileri doldurduğunu, ...'a bu üç senedi verdiğini ve karşılığında 1.650,00 TL'lik malzeme aldıklarını, bu senetlerden dolayı malzeme alındığından katılanın haberi olduğunu, üzerine atılı suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir. 3. Tanık Ramazan beyanında, sanık ...'ın kendisinden malzeme aldığını, işleri eşinin üzerinden yürüttüğünü bildiğini, sanığın 700,00 TL'lik üç tane senedi olduğunu, katılanı tanımadığını, bonoları sanığın verdiğini, kendisinin de icraya koyduğunu, iki tane bononun ödendiğini beyan etmiştir. 4. Tanık Tuncay beyanında, sanığın kendisinden alışveriş yaptığını, katılanın ise halasının oğlu olduğunu, sanık, katılan ve kendisi üçü birlikte iş yapıp kazancı paylaşacaklarını, sanığın işleri yapamadığını, sonrasında sanığı görmediğini, katılanın bona verip vermediğini bilmediğini, kendisinin sanığa bono vermediğini beyan etmiştir. 5. 25.06.2015 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu üç adet bononun üzerindeki borçlu adına atılı bulunan imzaların katılanın elinden çıkmadığı, sanığın elinden çıkmış olmasının kuvvetle muhtemel olduğu tespit edilmiştir. 6. Mahkeme, temyiz dışı sanık ...'nın üzerine atılı suçları işlediğine dair soyut iddiadan başka her türlü şüpheden uzak mahkumiyetine yeterli, kanuni ve takdiri, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile beraatine, sanık ...'ın, katılan adına resmi belge sayılan bonoları tanzim etmek ve kamu kurumu olan icra dairesini aracı kılarak bonoları kullanmak suretiyle üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve bonoların sonuç doğurması nedeniyle aldatma kabiliyetini haiz olduğu, söz konusu sahte düzenlenen bonoların icra müdürlüğü aracılığı ile tahsile konulmak suretiyle kullanılarak kamu kurumunu aracı kılmak suretiyle dolandırıcılık yaparak menfaat temin ettiği ve bu şekilde dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediği kabulü ile mahkûmiyet hükümleri kurmuş, dolandırıcılık suçundan hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar vermiştir. IV. GEREKÇE Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak; 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesine göre "Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi durumunda ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi" durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olması, aynı anda gerçekleşen fiillerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması, dosya kapsamına göre somut olayda suça konu 10/12/2013 vade tarihli, 10.01.2014 vade tarihli ve 10.11.2013 vade tarihli 700,00 TL bedelli senetlerin düzenleme tarihlerinin 07.10.2013 olduğu farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil bulunmadığı, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge sayısının 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... Batı 2.Ağır Ceza Mahkemesinin, 29.12.2015 tarihli ve 2015/247 Esas, 2015/416 Karar sayılı kararında sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 19.12.2023 tarihinde karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2020/7115, K. 2023/10428, T. 19.12.2023, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2020-7115-e-2023-10428-k-a4d83842cc29