Yargıtay · 11. Ceza Dairesi
Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2020/5478 E. 2023/5968 K. – Resmi Belgede
Konu: Resmi Belgede Sahtecilik
- Mahkeme
- Yargıtay
- Daire
- 11. Ceza Dairesi
- Esas No
- 2020/5478
- Karar No
- 2023/5968
- Karar Tarihi
- Konu
- Resmi Belgede Sahtecilik
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SAYISI : 2015/400 E., 2015/717 K. SUÇ : Resmi belgede sahtecilik HÜKÜM : Mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2015/717 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği; kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, eksik inceleme ile karar verildiğine, lehe hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 1. Eflacan Mobilya San. ve Tic. Ltd. Şti yetkilisi olan sanığın, yetkilisi olduğu şirketin alacaklı, katılanın borçlu olduğu 6.000 TL bedelli 2 adet bonoyu, katılanın imzasını taklit etmek suretiyle sahte olarak tanzim edip bankadan aldığı kredi karşılığı kullandığı iddiasıyla sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır. 2. Sanığın üzerine atılı suçlamayı tevilli olarak ikrar ettiği belirlenmiştir. 3. Katılan beyanında; sanığın imzasını taklit ederek adına bono doldurup, bu bonoyu bankaya vererek hakkında icra takibi yapıldığını, bonolardaki imzaların kendisine ait olmadığını, sanıktan şikâyetçi olduğunu söylemiştir. 4. Kriminal raporda; inceleme konusu bonoların ön yüzlerinde bulunan yazılar ile arka yüzlerinde "EFLACAN MOBİLYA..." şeklindeki kaşe basım izleri üzerlerinde atılı bulunan imzaların sanığın elinden çıktığı, tetkik konusu bonolar üzerinde "..." adına atılı bulunan borçlu imzalarının, ...'nın elinden çıkmayıp, adı geçenin orjinal imzaları model alınmak suretiyle takliden atılmış imzalar oldukları, söz konusu borçlu imzalarının sanığın elinden çıktığını gösterir nitelik ve yeterli uygun kaligrafik ve karakteristik bulgu tespit edilemediği görüş ve kanaati bildirilmiştir. 5. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuş; sanık hakkında bir daha suç işlemeyeceği hususunda olumlu kanaat oluşmaması nedeniyle 5271 sayılı Kanun'un 231 inci maddesi ve 5237 sayılı Kanun'un 51 inci maddesi uygulanmamış ve sanık hakkında dolandırıcılık suçundan suç duyurusunda bulunulmuştur. IV. GEREKÇE 1. Sanık savunması, katılanın beyanı, kriminal rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; 5271 sayılı Kanun'un 217 nci maddesi uyarınca sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. 2. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarih 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere; sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, duruşma esnasında suça konu bonolarda yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da; dosyada aslı bulunan suça konu bonolar üzerinde Heyet olarak yapılan incelemede, Türk Ticaret Kanununda belirtilen zorunlu unsurların tam olduğu, bono vasfını taşıdıkları, yapılan sahteciliğin ilk bakışta dikkati çekmediği ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirlenmiştir. 3. Sahte belge sayısı dikkate alınarak, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesi gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır. 4. 5237 sayılı Kanun'un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür. 5. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Biga 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.10.2015 tarihli ve 2015/400 Esas, 2015/717 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.09.2023 tarihinde karar verildi.