Yargıtay · 11. Ceza Dairesi

Yargıtay 11. Ceza Dairesi 2013/8407 E. 2013/7880 K.

Mahkeme
Yargıtay
Daire
11. Ceza Dairesi
Esas No
2013/8407
Karar No
2013/7880
Karar Tarihi

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 04.03.2013 gün ve 2013/3659/15261 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 26.03.2013 gün ve KYB.2013/91092 sayılı ihbarnamesi ile; Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan sanık ...'nun, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 268. maddesi yollaması ile 267/1 ve 269/1. maddeleri uyarınca 2 ay 13 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, kapatılan Fatih 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 28/02/2008 tarihli ve 2004/788 Esas, 2008/168 sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine eksik soruşturmayla yetinilip yeterli olmayan gerekçeyle mahkumiyet kararı verilmesi, kabule göre de sanık hakkında 1 gün fazla hapis cezasına hükmedilmesi nedeniyle hükmün bozulmasına ilişkin, Yargıtay 13. Ceza Dairesinin 20/09/2011 tarihli ve 2011/9708 Esas, 2011/1103 karar sayılı ilamını müteakip, sanık hakkında yeniden yapılan yargılama sonucunda, sanığın eyleminin iftira suçunu oluşturduğundan bahisle 5237 sayılı Kanun'un 206, 62 ve 52. maddeleri uyarınca 1.500,00 Türk Lirası adli para cezası ile cezalandırılmasına dair, İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 22/02/2012 tarihli ve 2011/987 Esas, 2012/88 sayılı kararını kapsayan dosyanın incelenmesinde; Dosya kapsamına göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 7/2, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 2/2 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 9/3. maddeleri karşısında, suçun işlendiği tarihin 18/06/2004 olduğu, sanığın sübutu kabul edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun, 765 sayılı Türk Ceza Kanununda karşılığını oluşturan 343/2. maddesinde öngörülen hapis cezasının üst sınırı, zamanaşımını kesen diğer nedenler ile sanık hakkındaki mahkumiyet kararının 22/02/2012 tarihinde verildiği hususları dikkate alındığında, 765 sayılı Kanun'un 102/4 ve 104/2. maddeleri uyarınca 7 yıl 6 aylık olağanüstü zamanaşımı süresinin 18/12/2011 tarihinde dolduğunun anlaşılması karşısında, sanık hakkında mahkemesince kabul edilen eyleminden dolayı gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi yerine yazılı şekilde ve sanığın aleyhine sonuç doğuracak suretle mahkumiyetine karar verilmesinde isabet görülmediğinden bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, anılan kararın bozulması istenilmiş olmakla, Dairemize gönderilen dosya incelenerek gereği görüşüldü: İncelenen dosya içeriğine göre; 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 7 ve 5252 sayılı Türk Ceza Kanununun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanunun 9. maddeleri hükmü karşısında; hükümlüye yüklenen "resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak" suçunun, yasada gerektirdiği cezasının türü ve üst sınırı itibariyle tabi olduğu, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve lehe olan 765 sayılı TCK’nun 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suçun işlendiğinin belirlendiği 18.06.2004 tarihinden, hüküm tarihine kadar gerçekleştiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkumiyete hükmolunması yasaya aykırı olup, kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden İstanbul 46. Asliye Ceza Mahkemesinin 22.02.2012 gün ve 2011/987 Esas, 2012/88 sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre aynı maddenin 4. fıkrasının (d) bendine göre karar verilmesi mümkün olduğundan, hükümlü hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmak suçundan açılan kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı TCK'nun 102/4, 104/2 ve 5271 sayılı Yasa'nın 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞÜRÜLMESİNE, cezanın çektirilmemesine, dosyanın Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 15.05.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.

Atıf: Yargıtay 11. Ceza Dairesi, E. 2013/8407, K. 2013/7880, T. 15.05.2013, www.arakarar.com/karar/yargitay-11-ceza-dairesi-2013-8407-e-2013-7880-k-fbd4bd39d3f2